Alanya’da yaşayanların en çok merak ettiği “İlçenin içinden aktif fay hattı geçiyor mu?” sorusu, Türkiye Diri Fay Haritası’nın 2026 yılında yenilenmesinin ardından yeniden öne çıktı. Güncel veriler ve bölgeye ilişkin bilimsel değerlendirmeler, Alanya’nın doğrudan büyük bir diri fay hattı üzerinde bulunmadığını; buna karşılık Akdeniz’de ve Antalya çevresindeki deprem kaynaklarından etkilenebileceğini gösteriyor.
2026 HARİTASINDA ALANYA İÇİN NE DEĞİŞTİ?
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Türkiye Diri Fay Haritası’nı 13 yıl aradan sonra 2026’da güncelledi. Yeni saha araştırmaları ve akademik çalışmaların eklenmesiyle haritada gösterilen diri fay sayısı 2013’teki 485 seviyesinden 700’e yükseldi. MTA, yeni veri tabanının deprem tehlike analizlerinden altyapı yatırımlarına kadar birçok çalışmada temel kaynaklardan biri olacağını bildirdi.

Güncel haritanın Alanya’ya ilişkin yerel değerlendirmelerinde ilçenin doğrudan büyük bir diri fay hattı üzerinde olmadığı belirtiliyor. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi tarafından 2020’de Gazipaşa açıklarında meydana gelen deprem sonrasında hazırlanan bilimsel raporda da Alanya kent merkezinden geçen bilinen aktif bir fay bulunmadığı kaydedilmişti.
FAY ALANYA’DAN GEÇMİYORSA DEPREM TEHLİKESİ YOK MU?

Hayır. Bir yerleşimin doğrudan diri fay üzerinde bulunmaması, depremden etkilenmeyeceği anlamına gelmiyor. Antalya ve çevresi Fethiye-Burdur Fay Zonu, Aksu çevresindeki tektonik yapılar ve Akdeniz açıklarındaki Helenik-Kıbrıs Yayı gibi deprem kaynaklarının etkisi altında bulunuyor. Alanya da özellikle deniz içerisinde veya yakın çevrede meydana gelebilecek depremlerin sarsıntısını hissedebiliyor.
ALKÜ’nün geçmiş değerlendirmesinde de Alanya’nın çevrede meydana gelebilecek büyük depremlerden etkilenebileceğine işaret edilirken, sahil şeridi, dere çevreleri ve alüvyon zeminlerde sarsıntının yerel zemin koşulları nedeniyle büyüyebileceği vurgulandı. Bu nedenle yalnızca bir binanın faya uzaklığına bakarak güvenli veya riskli olduğu sonucuna varmak doğru değil.
“BİRİNCİ DERECE DEPREM BÖLGESİ” TANIMI ARTIK YOK

Türkiye’de geçmişte kullanılan birinci, ikinci ve üçüncü derece deprem bölgesi sınıflandırması artık yürürlükte değil. AFAD’ın yenilediği Türkiye Deprem Tehlike Haritası 18 Mart 2018’de Resmi Gazete’de yayımlandı, 1 Ocak 2019’da yürürlüğe girdi. Yeni sistemde idari sınırlar üzerinden derece vermek yerine her konum için en büyük yer ivmesi gibi sismik tehlike değerleri esas alınıyor.
AFAD özellikle “deprem tehlikesi” ile “deprem riski” kavramlarının aynı anlama gelmediğinin altını çiziyor. Tehlike haritası belirli bir yerde beklenen sarsıntının seviyesine ilişkin bilgi verirken, gerçek riskin hesaplanabilmesi için bina dayanımı, nüfus, zemin özellikleri, ekonomik kayıplar ve çevresel etkilerin de hesaba katılması gerekiyor.

HARİTA BİNANIN GÜVENLİ OLDUĞUNU SÖYLEMİYOR
AFAD’ın interaktif uygulamasındaki değerler de tek başına bina güvenliği raporu niteliği taşımıyor. Kurum, haritanın standart bir zemin koşulu esas alınarak hazırlandığını; sıvılaşma, zemin büyütmesi ve farklı oturma gibi yerel etkilerin harita değerlerine dahil olmadığını açıkça belirtiyor. Bir yapının deprem performansının belirlenmesi için binaya ve zemine yönelik mühendislik incelemesi gerekiyor.

Alanya için ortaya çıkan tablo bu nedenle iki ayrı başlıkta değerlendiriliyor: İlçe merkezinin doğrudan büyük bir diri fayın üzerinde olduğuna ilişkin güncel bir veri bulunmuyor ancak Alanya, çevresindeki ve Akdeniz açıklarındaki aktif tektonik sistemlerin oluşturduğu deprem tehlikesinden bağımsız değil. Vatandaşlar konum bazlı deprem tehlikesini AFAD’ın Türkiye Deprem Tehlike Haritası’ndan, diri fayların güncel konumlarını ise MTA’nın 2026 Diri Fay Gösterimi üzerinden inceleyebiliyor.
