Yaklaşık 30 yıldır Antalya’da yaşayan emekli İngilizce öğretmeni Fazlı Şanlıtürk, yaz aylarında Osmaniye’deki Zorkun Yaylası’na dönmek için yaklaşık 700 kilometrelik yolculuğu göze alıyor. Şanlıtürk için bu yolculuğun nedeni yalnızca yaylanın serin havası değil; çocukluk hatıraları, ailesinden kalan ev ve yıllardır devam eden akrabalık ile dostluk ilişkileri.
Ceyhan’ın Burhanlı köyünden olduğunu belirten Şanlıtürk, Zorkun Yaylası ile bağının 1952 yılına kadar uzandığını anlattı. Emekliliğinin ardından yaşamını Antalya’da sürdüren Şanlıtürk, yaz mevsiminde yaklaşık 3,5-4 ayını Zorkun’da geçiriyor.
ANTALYA’DAN HER YAZ AYNI YOLCULUK
Şanlıtürk, annesi ve babasından kalan yayla evinin kendileri için önemli bir aile mirası olduğunu belirterek, uzun mesafeye rağmen her yaz Zorkun’a geldiklerini söyledi. Yaylada akrabaları, eski dostları ve memleketinden insanlarla yeniden bir araya gelmenin yolculuğun en önemli nedenlerinden biri olduğunu ifade etti.
Antalya ile Zorkun’daki yaşamı karşılaştıran Şanlıtürk, yaklaşık 30 yıldır yaşadığı Antalya’nın doğal ve turistik güzelliklerini teslim ederken, Zorkun’u kendisi açısından farklı kılan unsurun insan ilişkileri olduğunu dile getirdi. Şanlıtürk bu farkı, “Zorkun’un ruhu var. Antalya’nın güzelliği var ama bana göre ruhu yok” sözleriyle anlattı.
1650 METREDE YAZ AYLARININ BULUŞMA NOKTASI
Şanlıtürk’ün yıllardır vazgeçemediği Zorkun, Osmaniye’nin yayla turizmindeki en önemli merkezleri arasında bulunuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Portalı verilerine göre Amanos Dağları üzerindeki yayla yaklaşık 1650 metre rakımda yer alıyor. Osmaniye kent merkezinden yaklaşık 26 kilometrelik asfalt yolla ulaşılan Zorkun; çam, sedir ve köknar ağaçlarıyla çevrili yapısıyla özellikle sıcak yaz aylarında yoğun ilgi görüyor.
Resmi kaynaklarda yazlık nüfusa ilişkin farklı dönemlere ait rakamlar bulunuyor. Osmaniye Valiliği, Zorkun ve yakın yaylaların yayla mevsimindeki toplam nüfusunun yaklaşık 50 bine ulaştığını belirtirken, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün tanıtım sayfasında Zorkun için yaz aylarında 60 bine kadar çıkan nüfus bilgisi yer alıyor. Kültür Portalı'ndaki kayıtta ise yoğun dönemlerde 80 bine kadar ulaşabilen bir nüfustan söz ediliyor.
YAYLA SADECE SERİNLEMEK İÇİN TERCİH EDİLMİYOR
Zorkun’un öne çıkan yönlerinden biri de yıllardır devam eden yaylacılık kültürü. Bölgede ahşap yayla evlerinin yanı sıra farklı dönemlerde yapılmış konutlar bulunuyor. Market, fırın, kasap, manav, lokanta ve kır kahvesi gibi günlük ihtiyaçlara yönelik işletmeler yaz sezonunda hizmet verirken, resmi tanıtım bilgilerinde yayla döneminde sağlık ve jandarma hizmetlerinin de verildiği belirtiliyor.
Şanlıtürk de Zorkun’u kendisi için değerli kılan asıl unsurun bu yaşam kültürü olduğunu söyledi. Büyük kentlerde komşuluk ve akrabalık ilişkilerinin daha sınırlı olabildiğini ifade eden Şanlıtürk, yaylada ailelerin ve eski dostların yeniden buluşabildiğini anlattı.
ZORKUN SOFRALARININ DA AYRI YERİ VAR
Emekli öğretmen, yaylanın yöresel yemeklerini de Zorkun deneyiminin bir parçası olarak görüyor. Özellikle sıcak pideyle birlikte yenilen Zorkun tavasını anan Şanlıtürk, doğanın içinde kurulan sofraların yalnızca yemek için değil, aile ve dostların buluşması açısından da önem taşıdığını söyledi.
Zorkun’un doğal dokusunun korunması gerektiğini de vurgulayan Şanlıtürk, Türkiye’nin farklı bölgelerini gezdiğini ancak yaylanın ormanları, serin havası ve sosyal ilişkileriyle kendisinde ayrı bir karşılık bulduğunu ifade etti. Antalya’dan her yaz tekrarlanan yüzlerce kilometrelik yolculuk, Şanlıtürk ailesi açısından bir tatilden çok geçmişle ve memleket kültürüyle bağlarını sürdürmenin yolu olarak devam ediyor.
