Avustralya Ulusal Üniversitesi (ANU) tarafından yürütülen uluslararası bir araştırma, kadın ve erkeklerin romantik aşkı yaşama biçimleri arasındaki farkları ortaya koydu. Araştırmaya göre erkekler aşık olma konusunda daha hızlı davranırken, kadınlar ise aşkı daha yoğun ve derin duygularla yaşıyor.
33 ülkeden yüzlerce kişi incelendi
Araştırma, Avrupa, Kuzey Amerika ve Güney Afrika'daki 33 farklı ülkeden, yaşları 18 ile 25 arasında değişen ve hâlihazırda romantik bir ilişki içinde olduğunu belirten 808 genç yetişkin üzerinde gerçekleştirildi. Çalışma, kadın ve erkeklerin romantik aşkı deneyimleme biçimlerini karşılaştıran ilk geniş kapsamlı uluslararası araştırmalardan biri olarak gösteriliyor. (reporter.anu.edu.au)
Erkekler yaklaşık bir ay önce aşık oluyor
Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, erkeklerin kadınlara göre daha kısa sürede aşık olması oldu.
Verilere göre;
Erkekler ortalama 0,98 ay (yaklaşık 4 hafta) içinde aşık oluyor.
Kadınlarda ise bu süre 1,92 aya (yaklaşık 8 hafta) ulaşıyor.
Araştırmacılar, erkeklerin romantik ilişkilerde "ilk aşık olan taraf" olma eğiliminin daha yüksek olduğunu belirtiyor. (reporter.anu.edu.au)
Kadınlar aşkı daha yoğun hissediyor
Hız konusunda erkekler önde olsa da, araştırma kadınların romantik aşkı daha yoğun yaşadığını ortaya koydu.
Çalışmada kadınların;
aşkın duygusal yoğunluğunu daha yüksek yaşadığı,
partnerlerini daha sık düşündüğü,
bağlılık düzeylerinin daha güçlü olduğu tespit edildi.
Araştırmayı yürüten ekip, kadınların ilişki kurma konusunda daha seçici davranabildiğini ancak bağ kurduklarında duygusal yatırımın daha yüksek seviyeye ulaştığını ifade etti. (reporter.anu.edu.au)
Erkekler daha fazla kez aşık olduğunu söylüyor
Katılımcıların yaşamları boyunca kaç kez aşık oldukları da araştırıldı.
Sonuçlara göre;
Erkekler ortalama 2,6 kez,
Kadınlar ise ortalama 2,3 kez aşık olduğunu belirtti.
Fark büyük olmasa da erkeklerin romantik aşkı yaşamları boyunca biraz daha sık deneyimlediği görüldü. (ScienceAlert)
Bilim insanları: Sadece biyoloji değil, kültür de etkili
Araştırmanın başyazarı ANU doktora araştırmacısı Adam Bode, sonuçların yalnızca biyolojik farklılıklarla açıklanamayacağını söyledi.

Araştırmacılara göre romantik aşkın;
biyolojik özellikler,
toplumsal cinsiyet rolleri,
kültürel yapı,
ülkelerdeki cinsiyet eşitliği düzeyi
gibi birçok unsurdan etkilendiği değerlendiriliyor. Özellikle cinsiyet eşitliğinin daha yüksek olduğu toplumlarda romantik aşkın yoğunluğu ve ifade biçiminde farklı eğilimler gözlemlendi. (reporter.anu.edu.au)
Araştırmanın sınırları da var
Uzmanlar, sonuçların tüm toplumlara doğrudan genellenmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Çünkü çalışma yalnızca:
18-25 yaş aralığındaki genç yetişkinleri kapsıyor,
romantik ilişkinin ilk iki yılı içindeki bireylerle sınırlı bulunuyor,
katılımcıların kendi beyanlarına dayanıyor.
Bu nedenle araştırma, romantik aşkın genel eğilimlerini ortaya koysa da her birey veya her kültür için kesin bir kural niteliği taşımıyor. (University of Canberra Research Portal)



