Muğla’nın Milas ilçesine bağlı Çomakdağ Kızılağaç Mahallesi’nde üç gün üç gece süren geleneksel düğünün ardından başlayan milyonluk ziynet eşyası tartışmasında tarafların karşılıklı şikâyetleriyle soruşturma yeni bir boyut kazandı. Mustafa Ateşoğlu, Özbekistan asıllı 28 yaşındaki eşi Mamura Burkhonova’nın düğünde takılan ziynet eşyaları, nakit para ve kullandığı cep telefonuyla evden ayrıldığını öne sürerken, Burkhonova suçlamaları reddederek eşi ve kayınpederinden şikâyetçi oldu.
ÜÇ GÜN ÜÇ GECE SÜREN YÖRÜK DÜĞÜNÜ
Aracılar vasıtasıyla tanıştıktan sonra nişanlanan çiftin düğünü ağustos ayında Çomakdağ Kızılağaç Mahallesi’nde yapıldı. Yörük kültürünün yaşatıldığı bölgedeki organizasyon üç gün üç gece sürdü. Düğün kapsamında yörenin köklü geleneklerinden gece yağlı güreşleri de düzenlendi. Yerel basında düğün öncesinde yayımlanan haberlerde de organizasyonun yağlı güreşlerle gerçekleştirileceği duyurulmuştu. Güreşlerde Recep Kara, Abdullah Güngör, Feyzullah Aktürk, Yalçın Üncül, Bekir Can Özturgut, Cenk İldem, Okan Yavaş ve Salih Erinç gibi isimler er meydanına çıktı. Finalde Yalçın Üncül’ü mağlup eden Feyzullah Aktürk başpehlivan oldu.
Düğünün toplam maliyetinin yaklaşık 10 milyon liraya ulaştığı öne sürülürken, yalnızca yağlı güreş organizasyonu için 1 milyon 500 bin lira harcandığı belirtildi. Çomakdağ Kızılağaç, geleneksel kıyafetleri, düğünleri ve Yörük kültürünün halen canlı biçimde sürdürülmesiyle Milas’ın kültürel açıdan öne çıkan kırsal yerleşimleri arasında bulunuyor. Bu nedenle düğün kapsamında gerçekleştirilen yağlı güreşler yalnızca aile organizasyonu değil, yöresel kültürün devamı açısından da ilgi görmüştü.

DÜĞÜNÜN ARDINDAN ŞİKÂYETÇİ OLDU
Düğünün ardından çift arasındaki anlaşmazlık adli makamlara taşındı. Mustafa Ateşoğlu, polise yaptığı başvuruda eşinin düğünde takılan ziynet eşyaları, nakit para ve kullandığı cep telefonuyla evden ayrıldığını ileri sürdü. İlk haberlerde kayıp olduğu iddia edilen altınların değerine ilişkin farklı rakamlar yer aldı. Polis başvurusuna ilişkin haberlerde ise yaklaşık 3 milyon liralık ziynet eşyası ile 300 bin lira nakit para ve cep telefonunun götürüldüğü iddiası aktarıldı. Bu nedenle soruşturma sonuçlanmadan ziynetlerin kesin miktarı ve değerine ilişkin iddiaları kesinleşmiş bilgi olarak değerlendirmek mümkün değil.

Şikâyetin ardından polis ekipleri Burkhonova’ya ulaşmak için çalışma başlattı. Yapılan kontrollerde adına otobüs ve otel kaydı bulunamadığı bildirildi. Burkhonova daha sonra kendi imkânlarıyla emniyete giderek ifade verdi. DHA’nın aktardığı bilgilere göre emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakıldı ve olayla ilgili soruşturma devam ediyor.
“20 ÇEYREK ALTIN VE 226 BİN LİRA ALDIM”
Burkhonova ifadesinde milyonlarca liralık ziynet eşyasının tamamını götürdüğü iddiasını kabul etmedi. Yanında yalnızca 20 çeyrek altın ile 226 bin lira bulunduğunu savunan Burkhonova, geri kalan ziynet eşyalarının kayınpederinde olduğunu öne sürdü. Bu iddiasıyla bağlantılı olduğunu belirttiği mesajlaşma kayıtlarını da dosyaya sundu. Cep telefonunun ise eşi tarafından kullanımına verildiğini ileri sürdü. Burkhonova ayrıca eşinin kendisine tehdit ve hakarette bulunduğunu iddia ederek eşi ve kayınpederinden şikâyetçi oldu. Bu suçlamalar da soruşturma kapsamında taraf iddiası niteliğinde bulunuyor.

ALTINLARIN AKIBETİ ARAŞTIRILIYOR
Olayda en önemli başlıklardan birini düğünde takıldığı belirtilen ziynet eşyalarının miktarı, kime ait olduğu ve nerede bulunduğunun belirlenmesi oluşturuyor. Haberlerde yer alan bilgilere göre yapılan aramada aile tarafından kayıp olduğu ileri sürülen ziynet eşyalarının tamamına ulaşılamadı. Tarafların birbirinden farklı anlatımları nedeniyle maddi deliller, mesaj kayıtları ve diğer belgelerin soruşturmadaki iddiaların doğrulanması açısından önem taşıması bekleniyor.
DÜĞÜN TAKILARINDA HUKUKİ SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?

Düğünlerde takılan ziynet eşyalarıyla ilgili anlaşmazlıklar yalnızca ceza soruşturmalarına değil, eşler arasında ayrıca hukuk davalarına da konu olabiliyor. Bu tür uyuşmazlıklarda takıların kim tarafından kime takıldığı, taraflar arasında farklı bir anlaşma bulunup bulunmadığı ve ziynetlerin kimin tasarrufunda kaldığı önem taşıyor. Yargıtay içtihatlarında da düğün takılarının aidiyetine ilişkin değerlendirmeler zaman içinde değişiklik gösterdiğinden, her uyuşmazlığın somut delilleri ve güncel hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekiyor.
Ceza soruşturması bakımından ise bir kişinin şikâyetçi olması karşı tarafın suç işlediğinin kesinleştiği anlamına gelmiyor. Savcılık ve kolluk birimleri tarafların ifadelerini, sunulan belgeleri ve elde edilen diğer delilleri değerlendiriyor. Yeterli şüphe oluşması halinde iddianame düzenlenebiliyor; aksi durumda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilebiliyor. Milas’taki olayda da hem Mustafa Ateşoğlu’nun ziynet eşyalarına ilişkin iddiaları hem Burkhonova’nın tehdit ve hakaret iddiaları soruşturma sonucunda netlik kazanacak.

KARŞILIKLI İDDİALAR SORUŞTURMADA NETLEŞECEK
Üç gün süren düğün ve geleneksel yağlı güreşlerle başlayan süreç böylece karşılıklı şikâyetlerin bulunduğu adli bir dosyaya dönüştü. Şu aşamada milyonlarca liralık ziynet eşyasının Burkhonova tarafından götürüldüğü ya da diğer tarafta bulunduğu yönündeki beyanların hiçbiri kesinleşmiş yargı kararı niteliğinde değil. Soruşturmanın devamında ziynetlerin gerçek miktarı ve akıbetinin yanı sıra tarafların karşılıklı suçlamalarının da elde edilecek deliller doğrultusunda açıklığa kavuşturulması bekleniyor.
