Sosyal medyada “Fidan Hoca” adıyla tanınan ve geçmişte özel bir eğitim kurumunda KPSS dersleri verdiği belirtilen eğitimcinin paylaşımları yeniden tartışma konusu oldu. Eğitimci kimliği, sınıf ortamı ve öğretmen-öğrenci ilişkisini çağrıştıran unsurların yetişkinlere yönelik veya erotik çağrışımlı içeriklerle bir araya getirildiğini savunan sosyal medya kullanıcıları, paylaşımların öğretmenlik mesleğinin saygınlığı açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek yetkili kurumlara çağrıda bulundu. İnternette yapılan taramada da “Fidan Hoca” hakkında benzer tartışmaların geçmiş yıllarda farklı paylaşımlar üzerinden haberleştirildiği görülüyor.
FİDAN HOCA DAHA ÖNCE DE TARTIŞMALARIN ODAĞINDAYDI
“Fidan Hoca” adıyla bilinen eğitimci, ilk olarak özel bir eğitim kurumunda ders anlatırken kaydedilen görüntülerinin sosyal medyada yayılmasıyla geniş kitlelerce tanındı. O dönem tartışmalar ağırlıklı olarak eğitim ortamındaki kıyafet tercihleri üzerinden yürütülürken bazı kullanıcılar görüntüleri eleştirdi, bazıları ise kişisel tercihler üzerinden bir eğitimcinin hedef alınmasına karşı çıktı. İnternet arşivlerinde 2023'ten itibaren söz konusu eğitimcinin KPSS dersleri ve sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili haberlerin yayımlandığı görülüyor. Benzer eleştirilerin 2025 ve 2026'da da yeniden gündeme geldiği haber kayıtlarına yansıdı.
BU KEZ TARTIŞMANIN ODAĞINDA İÇERİKLERİN KURGUSU VAR

Son tepkilerde tartışmanın yalnızca kişisel görünüm veya kıyafet üzerinden yürütülmediği görülüyor. Eleştirilerin odağında, öğretmenlik kimliğinin ve eğitim ortamını çağrıştıran kurguların cinsel veya erotik çağrışımlarla birlikte kullanıldığı iddiası bulunuyor. Tepki gösteren kullanıcılar, öğretmen ve öğrenci rollerinin bu tür içeriklerde kullanılmasının eğitim kurumlarına ve öğretmenlik mesleğine ilişkin toplumsal algıyı olumsuz etkileyebileceğini savunuyor. Bununla birlikte sosyal medyadaki tepkiler veya paylaşımlara yönelik kullanıcı yorumları tek başına hukuka aykırılık ya da disiplin ihlali bulunduğu anlamına gelmiyor. Böyle bir sonuca ancak kişinin güncel mesleki statüsü, çalıştığı kurum, paylaşımın niteliği ve uygulanabilecek mevzuat birlikte incelenerek yetkili merciler tarafından ulaşılabilir.
MEB'İN MESLEKİ ETİK İLKELERİ NE DİYOR?
Milli Eğitim Bakanlığının yayımladığı “Eğitimciler İçin Mesleki Etik İlkeler” düzenlemesinde eğitimcilerin öğrencilerle ve toplumla ilişkilerinde uymaları beklenen temel ölçütler sıralanıyor. Bakanlığın “iyi örnek olma” başlığındaki ilkesine göre eğitimcinin söz, davranış, hal, hareket ve görüntüsüyle öğrencilere iyi örnek olması ve kötü örnek oluşturabilecek tutum ve davranışlardan kaçınması gerekiyor. Aynı metinde eğitimcinin saygın ve onurlu bir mesleğin mensubu olduğu bilinciyle hareket etmesi gerektiği de ifade ediliyor.
Bu ilkeler eğitimcilere yönelik genel mesleki çerçeveyi ortaya koysa da herhangi bir kişinin sosyal medya paylaşımının doğrudan bu kuralları ihlal ettiği sonucuna kendiliğinden varılmasını sağlamıyor. Özellikle özel öğretim kurumları, kamu kurumları ve eğitim faaliyeti dışında hareket eden kişiler bakımından hukuki ve idari statü farklılık gösterebiliyor. Bu nedenle sosyal medyadaki bir içerikle ilgili değerlendirmede öncelikle kişinin paylaşım tarihinde hangi sıfatla ve hangi kuruma bağlı olarak çalıştığının belirlenmesi önem taşıyor.

SOSYAL MEDYA İLE MESLEKİ KİMLİK ARASINDAKİ SINIR
Dijital platformların yaygınlaşması, eğitimcilerin meslek yaşamlarıyla kişisel sosyal medya faaliyetleri arasındaki sınırı da yeni bir tartışma alanına dönüştürdü. Bir paylaşımın yalnızca kişinin özel hayatına ilişkin olmasıyla, mesleki unvanın, okul veya sınıf görüntüsünün, öğrenci-öğretmen ilişkisinin ya da kurumsal kimliği çağrıştıran unsurların içerikte kullanılması aynı değerlendirmeye tabi tutulmayabilir. Nitekim MEB bünyesindeki Etik Komisyonunun çalışmalarında mesleki etik ilkelerinin yanı sıra kamu görevlilerinin sosyal medya kullanımında gözetmesi gereken etik ilkeler de ayrı bir başlık olarak ele alınıyor. Ancak bir içeriğin etik açıdan tartışmalı bulunması ile hukuken yaptırım gerektirmesi birbirinden farklı süreçler olarak değerlendiriliyor.
ŞİKAYET YAPILIRSA SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?

Vatandaşların kamu kurumlarının görev alanına girdiğini düşündükleri konulardaki şikayetlerini Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden iletmeleri mümkün. CİMER'in resmi bilgilendirmesine göre sistem üzerinden gönderilen başvurular, konusuna göre ilgili kamu kurumuna sevk ediliyor. Başvurunun gönderildiği kurum konunun kendi görev alanında olmadığını değerlendirirse başvuru sistem üzerinden yetkili kuruma aktarılabiliyor. Bir kamu personeli veya yöneticisi hakkındaki şikayetlerde ise başvurunun ilgili üst amire gönderilmesine yönelik ayrı bir süreç bulunuyor.
Eğitim alanındaki bir şikayetin Milli Eğitim Bakanlığı veya ilgili eğitim birimlerinin görev alanına girip girmediği de somut olayın özelliklerine göre belirleniyor. Başvuruda iddianın açık biçimde anlatılması ve varsa iddiayı destekleyen bilgi veya belgelerin sunulması inceleme sürecinin sağlıklı yürütülmesi açısından önem taşıyor. CİMER'in resmi rehberinde de başvuruların ilgili kurumlara yönlendirilmesi, gerektiğinde yazışma, inceleme veya soruşturma süreçlerinin işletilebilmesi ve sonuçta başvuru sahibine cevap verilmesi öngörülüyor.
ETİK, DİSİPLİN VE CEZA HUKUKU BİRBİRİNDEN AYRI
Bu tür tartışmalarda üç farklı alanın birbirine karıştırılmaması gerekiyor. Bir davranışın toplumun bir kesimi tarafından etik açıdan uygun bulunmaması, otomatik olarak disiplin suçu veya ceza hukuku anlamında suç oluşturduğu anlamına gelmiyor. Mesleki veya kurumsal bir disiplin değerlendirmesi kişinin statüsüne ve tabi olduğu mevzuata göre yapılırken, suç oluşturduğu ileri sürülen bir içerikle ilgili değerlendirme şartları oluştuğunda adli mercilerin görev alanına giriyor. Sosyal medya kullanıcılarının yaptığı paylaşımlar ve yorumlar ise resmi bir makam tarafından verilmiş karar yerine geçmiyor.

SOSYAL MEDYADA HEDEF GÖSTERME RİSKİNE DE DİKKAT
Öte yandan mesleki etik tartışması yürütülürken kişilerin hedef gösterilmesi, hakaret edilmesi veya doğrulanmamış iddiaların kesinleşmiş gerçekler gibi aktarılması da ayrı sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle bir eğitimcinin sosyal medya faaliyetleriyle ilgili somut bir şikayeti bulunanların, sosyal medya üzerinden toplu hedef göstermeye yönelmek yerine iddialarını ilgili kurumlara iletmesi daha sağlıklı bir yol olarak öne çıkıyor. Yetkili makamların yapacağı değerlendirmede paylaşımın bağlamı, kişinin mesleki statüsü, içerikte kullanılan unsurlar ve uygulanabilir mevzuat birlikte ele alınarak herhangi bir idari veya hukuki işlem gerekip gerekmediğinin belirlenmesi gerekiyor.
