Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın Ağustos Ayı Meclis Toplantısı'nda Türkiye'nin enerji ve madencilik politikalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Bayraktar, toprak altında yaklaşık 10 bin ton ekonomik altın potansiyeli bulunduğunu belirterek bu kaynağın üretime alınması ve Türkiye'nin yıllık altın üretiminin 100 ton seviyesine çıkarılması gerektiğini söyledi.
MEVCUT ÜRETİM HEDEFİN OLDUKÇA GERİSİNDE
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü verileri, hedef ile mevcut üretim arasındaki farkı ortaya koyuyor. Türkiye'de 2025 yılında 28,21 ton altın üretildi. Üretim 2020'de 42,10 tonla son yılların en yüksek seviyesine ulaşırken 2021'de 39,29 ton, 2022'de 31,02 ton, 2023'te 36,25 ton ve 2024'te 31,68 ton olarak kayıtlara geçti.
Buna göre Bayraktar'ın işaret ettiği yıllık 100 tonluk seviyeye ulaşılması için 2025 üretiminin üç katından fazla bir üretim kapasitesi gerekiyor. Bakanlık, Türkiye'nin dünya altın kaynaklarının yaklaşık yüzde 1,7'sine sahip olduğunu bildiriyor.
ALTINDA DIŞ TİCARET AÇIĞI 13 MİLYAR DOLARA ÇIKTI
Yerli üretimin artırılması hedefinin arkasında altın ithalatının dış ticaret dengesi üzerindeki etkisi de bulunuyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye'nin altın madenciliğinde 2021-2025 dönemindeki yıllık ortalama dış ticaret açığı 10,2 milyar dolar olurken, 2025'te açık 13 milyar dolara ulaştı.

Türkiye'de altının yaygın bir tasarruf aracı olması nedeniyle iç talebin yüksek seyrettiğini belirten Bayraktar, yerli kaynakların daha fazla üretime alınmasının ithalat ihtiyacını azaltabileceğini ifade etti. Türkiye'de Cumhuriyet dönemindeki resmi altın üretimi 2001'de İzmir Bergama'daki Ovacık madeninde yıllık 1,4 tonla başlamıştı.
10 BİN TONLUK POTANSİYEL DAHA ÖNCE DE AÇIKLANMIŞTI
Bayraktar'ın 10 bin tonluk altın potansiyeline ilişkin açıklaması ilk kez gündeme gelmedi. Bakan, Ağustos 2026'nın başında yaptığı değerlendirmede de ekonomik olarak değerlendirilebilecek altın miktarının yaklaşık 10 bin ton olduğunu ve dönemin fiyatlarıyla bunun yaklaşık 1,4 trilyon dolarlık büyüklüğe karşılık geldiğini açıklamıştı.
Sektör temsilcileri de daha önce Türkiye'nin toplam altın potansiyelini yaklaşık 6 bin 500 ile 10 bin ton aralığında değerlendirmiş ve uygun yatırımlarla yıllık 100 ton üretimin mümkün olabileceğini belirtmişti. Bu rakamların tamamı işletmeye hazır, kanıtlanmış rezerv anlamına gelmiyor; potansiyelin ekonomik olarak üretilebilir hale gelmesi arama, rezerv geliştirme, yatırım ve izin süreçlerine bağlı bulunuyor.
SADECE ALTIN DEĞİL BAKIR, NİKEL VE KROM DA GÜNDEMDE
Bayraktar, madencilik politikasının yalnızca altına odaklanmadığını belirterek bakır, nikel ve krom gibi metalik madenlerin de ekonomiye daha yüksek katma değer sağlayacak şekilde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ham maden ihracatı yerine işlenmiş ve katma değerli üretimin artırılması, açıklanan politikanın temel başlıkları arasında yer aldı.

Bakan, üretim artışı hedeflenirken çevre standartları ile iş sağlığı ve güvenliği kurallarından taviz verilmemesi gerektiğinin de altını çizdi. Böylece yeni maden yatırımlarının ekonomik katkının yanı sıra çevresel ve iş güvenliği koşulları gözetilerek yürütülmesi gerektiği mesajını verdi.
ENERJİDE İTHALATA BAĞIMLILIK DA AZALTILMAK İSTENİYOR
Toplantıda enerji politikasına da değinen Bayraktar, Türkiye'nin kullandığı her üç birim enerjinin yaklaşık ikisini ithalat yoluyla karşıladığını söyledi. Enerji ithalatının cari açık üzerindeki etkisine işaret eden Bayraktar, yerli petrol ve doğal gaz üretiminin artırılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi ve enerji teknolojilerinde yerlileşmenin dışa bağımlılığı azaltma stratejisinin parçaları olduğunu ifade etti.
Altın üretiminin yıllık 100 tona çıkarılması hedefi de bu çerçevede, hem Türkiye'nin yüksek altın talebinin daha büyük bölümünü yerli üretimle karşılama hem de madencilik kaynaklarının ekonomide oluşturduğu katma değeri yükseltme politikası içinde değerlendiriliyor.
