Deniz Gezmiş, 28 Şubat 1947’de Ankara’da doğan, 1960’ların ikinci yarısında Türkiye’de yükselen öğrenci ve sol gençlik hareketlerinin en tanınan isimlerinden biri haline gelen Marksist-Leninist siyasi aktivisttir. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisiyken çeşitli öğrenci eylemlerinde yer alan Gezmiş, daha sonra silahlı mücadeleyi benimseyerek Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun (THKO) kurucuları arasında bulundu. 12 Mart 1971 Muhtırası sonrasında yakalanan Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte yargılandı; hakkında verilen idam cezası 6 Mayıs 1972’de Ankara’da infaz edildi.
Deniz Gezmiş kimdir ve nasıl bir ailede büyüdü?
Deniz Gezmiş’in babası ilköğretim müfettişi Cemil Gezmiş, annesi ise ilkokul öğretmeni Mukaddes Gezmiş’ti. Baba tarafının kökeni Rize’nin İkizdere ilçesine bağlı Cimil yöresine, anne tarafı ise Erzurum’un Tortum ilçesine dayanıyordu. Ailenin üç erkek çocuğundan ikincisi olan Gezmiş’in ağabeyi Bora Gezmiş, kardeşi ise Hamdi Gezmiş’ti. Babasının görevi nedeniyle çocukluk ve öğrenim yıllarının bir bölümü farklı şehirlerde geçti.
İlköğrenimini Sivas’ın Yıldızeli ilçesinde ve Sivas merkezde sürdüren Gezmiş, ortaokulu Atatürk Ortaokulu’nda, liseyi ise İstanbul’daki Haydarpaşa Lisesi’nde okudu. Gençlik yılları, Türkiye’de siyasal kutuplaşmanın arttığı, üniversite gençliğinin hem dünyadaki hem de Türkiye’deki gelişmelerden güçlü biçimde etkilendiği bir döneme rastladı. 1960’ların ortalarından itibaren öğrenci dernekleri, işçi eylemleri, anti-emperyalist gösteriler ve üniversite reformu talepleri gençlik siyasetinin temel gündemleri arasındaydı.
Gezmiş, 11 Ekim 1965’te Türkiye İşçi Partisi’nin Üsküdar ilçe örgütüne üye oldu. İlk gözaltılarından biri, 1966’da Ankara’dan İstanbul’a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik işçilerine destek amacıyla düzenlenen gösteri sırasında gerçekleşti. Aynı yıl üniversite sınavını kazandı; babasının fen fakültesine yönelmesini istemesine rağmen tercihini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden yana kullandı ve Kasım 1966’da üniversite öğrenimine başladı.
Deniz Gezmiş öğrenci hareketlerinde nasıl öne çıktı?
Üniversite yıllarında Gezmiş’in siyasal faaliyetleri hızla yoğunlaştı. 1967’de Türkiye Millî Talebe Federasyonu binasının yediemine verilmesi sırasında yaşanan olayların ardından gözaltına alındı. Aynı yıl Kıbrıs mitingi sırasında ABD bayrağının yakılması nedeniyle de gözaltına alınan isimler arasındaydı. 30 Ocak 1968’de arkadaşlarıyla birlikte Devrimci Hukukçular Örgütü’nün kuruluşunda yer aldı. Mart 1968’de İstanbul Üniversitesi’nde dönemin Devlet Bakanı Seyfi Öztürk’ün konuşmasını protesto ettiği gerekçesiyle tutuklandı ve Mayıs ayına kadar cezaevinde kaldı.
1968 yılı hem Türkiye’de hem dünyada öğrenci hareketlerinin kitleselleştiği bir dönemdi. Fransa’daki Mayıs 1968 olayları, Vietnam Savaşı karşıtı protestolar, ABD’nin dış politikası ve sömürgecilik karşıtı hareketler Türkiye’deki sol öğrenci çevrelerini de etkiledi. Gezmiş, Türkiye’de özellikle ABD 6. Filosu’na yönelik protestoların ve İstanbul Üniversitesi’ndeki öğrenci hareketlerinin öne çıkan isimleri arasına girdi. 12 Haziran 1968’de İstanbul Üniversitesi’nin işgaline öncülük eden öğrencilerden biri oldu ve üniversite yönetimiyle yapılan görüşmelere katılan heyette yer aldı.

1968 ve 1969 boyunca üniversitelerdeki siyasal gerilim giderek yükseldi. Gezmiş, Temmuz 1968’de 6. Filo protestoları sonrasında hakkında çıkarılan yakalama kararı üzerine tutuklandı. Kasım 1968’de ABD’nin yeni Ankara Büyükelçisi Robert Komer’e yönelik protestolar nedeniyle yeniden gözaltına alındı. Aralık 1968’de akademisyen Oya Sencer’in doktora teziyle ilgili karar üzerine yapılan rektörlük işgaline katıldı. Mart 1969’da İstanbul Üniversitesi’nde sağ ve sol görüşlü öğrenciler arasında çıkan çatışmalar sonrasında bir kez daha tutuklandı.
Silahlı mücadele sürecine nasıl geçti?
1969, Deniz Gezmiş’in siyasal çizgisinde belirgin bir kırılmanın yaşandığı yıl oldu. Üniversite reformu talepleri ve İstanbul Üniversitesi’ndeki işgal eylemlerinin ardından güvenlik güçleriyle öğrenciler arasında ağır çatışmalar yaşandı; çok sayıda polis ve öğrenci yaralandı. Hakkında yeniden tutuklama kararı çıkarılan Gezmiş, aynı yıl Filistin’e giderek Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi’ne ait bir kampta silahlı eğitim aldı. Türkiye’ye döndükten sonra Aralık 1969’da yakalandı ve Eylül 1970’e kadar tutuklu kaldı.
Gezmiş, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden kanun dışı eylemlere katıldığı gerekçesiyle ihraç edildi. Bursa Cezaevi’nden tahliyesinin ardından askerlik işlemleri için sevk edilirken firar etti. 1970’in sonlarına doğru Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın da aralarında bulunduğu arkadaşlarıyla birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun kuruluşunda yer aldı. THKO, Türkiye’de sosyalist bir devrim hedefleyen ve bu hedef doğrultusunda silahlı mücadeleyi savunan Marksist-Leninist bir örgüt olarak ortaya çıktı.
29 Aralık 1970’te Gezmiş ve arkadaşları, daha önce öldürülen iki devrimci arkadaşlarının intikamını almak amacıyla Ankara Kavaklıdere’de ABD Büyükelçiliği yakınındaki polis kulübesine ateş açtı. Saldırıda yaralanan olmadı. Gezmiş daha sonra mahkemedeki savunmasında eylemini Millî Mücadele dönemindeki silahlı direniş örnekleriyle karşılaştırdı. 11 Ocak 1971’de Ankara’daki Türkiye İş Bankası Emek Şubesi’nin silahlı soygununda yer aldı. Bu olay, THKO’ya yönelik güvenlik operasyonlarının daha da yoğunlaşmasına yol açtı.
4 Mart 1971’de Gezmiş ve arkadaşları dört Amerikalı askeri personeli kaçırdı. Yayımlanan bildiride 400 bin dolar fidye ve tutuklu devrimcilerin serbest bırakılması istendi. Güvenlik güçleri 5 Mart’ta THKO üyelerini bulmak amacıyla ODTÜ çevresinde operasyon düzenledi. Öğrenciler ile güvenlik güçleri arasında yaklaşık dokuz saat süren çatışmalarda biri asker olmak üzere üç kişi yaşamını yitirdi, 26 kişi yaralandı. Kaçırılan Amerikalılar 9 Mart’ta serbest bırakıldı.
Deniz Gezmiş nasıl yakalandı ve hangi davada yargılandı?
12 Mart 1971’de Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından hükûmete verilen muhtıra sonrasında Türkiye’de sıkıyönetim uygulamaları genişletildi ve sol örgütlere yönelik operasyonlar yoğunlaştı. Gezmiş, Ankara’dan ayrılarak arkadaşlarıyla birlikte kırsal alana geçmeye çalıştı. 16 Mart 1971’de Sivas’ın Gemerek ilçesi yakınlarında güvenlik güçleriyle yaşanan kovalamacanın ardından yakalandı. Yusuf Aslan da aynı süreçte yakalanırken Hüseyin İnan daha önce gözaltına alınmıştı.

Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve diğer sanıklar Ankara 1 No’lu Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılandı. Dava kamuoyunda “THKO Davası” olarak anıldı. Sanıklara, dönemin Türk Ceza Kanunu’nun 146. maddesi kapsamında “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın tamamını veya bir kısmını tağyir, tebdil veya ilgaya teşebbüs” suçlaması yöneltildi. Mahkeme, 9 Ekim 1971’de Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkında ölüm cezası verdi.
İdam kararlarının uygulanabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin onayı gerekiyordu. Kararlar Meclis’te yoğun siyasi tartışmalara konu oldu. Ölüm cezaları TBMM’de kabul edildikten ve gerekli hukuki süreç tamamlandıktan sonra Gezmiş, Aslan ve İnan’ın cezaları kesinleşti. Üç ismin affedilmesi veya cezalarının müebbet hapse çevrilmesi yönünde girişimler ve kamuoyu tartışmaları sonuç vermedi.
Deniz Gezmiş ne zaman idam edildi ve nasıl hatırlandı?
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan 6 Mayıs 1972’de Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’nde idam edildi. Gezmiş 25 yaşındaydı. Cenazesi Ankara’daki Karşıyaka Mezarlığı’na defnedildi. İnfazlar, 1960’ların sonundaki öğrenci hareketlerinden 12 Mart dönemine uzanan siyasal çatışmaların en tartışmalı olaylarından biri olarak Türkiye’nin yakın siyasi tarihindeki yerini aldı.
Deniz Gezmiş’in yaşamı, Türkiye’de 1968 kuşağının siyasal arayışları, anti-emperyalist hareketler, üniversite gençliğinin radikalleşmesi ve silahlı sol örgütlerin ortaya çıkışıyla birlikte değerlendirilir. Destekçileri onu bağımsızlık ve sosyalizm mücadelesinin sembollerinden biri olarak görürken, eleştirel değerlendirmelerde silahlı eylemleri, banka soygunu, adam kaçırma ve güvenlik güçlerine yönelik saldırıları öne çıkarılır. Bu nedenle Gezmiş’in tarihsel mirası, Türkiye’de hâlen farklı siyasi ve toplumsal kesimler tarafından birbirinden oldukça farklı biçimlerde yorumlanmaktadır.
Gezmiş herhangi bir edebî, akademik ya da sanatsal eser külliyatıyla değil; öğrenci hareketleri içindeki rolü, THKO’nun kuruluşundaki yeri, mahkeme savunmaları ve idamıyla hatırlanmaktadır. Hakkında sonraki yıllarda çok sayıda kitap, belgesel, film, araştırma ve anı çalışması yayımlandı. Adı ve fotoğrafı özellikle Türkiye solunun hafızasında güçlü bir simgeye dönüşürken, yaşam öyküsü aynı zamanda 1960’ların sonu ile 12 Mart döneminin siyasal şiddet, öğrenci hareketleri, devlet müdahaleleri ve ideolojik çatışmalarla şekillenen atmosferini anlamak için başvurulan önemli tarihsel örneklerden biri olmayı sürdürdü.
