Musa Kâzım Karabekir, Osmanlı Devleti’nin son döneminden Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarına uzanan askerî ve siyasi yaşamıyla yakın tarihin öne çıkan isimlerinden biridir. Kurtuluş Savaşı sırasında Doğu Cephesi’ne komuta eden Karabekir, Ermenistan’a karşı yürütülen harekâtın ardından Gümrü Antlaşması’nın imzalanmasında görev aldı. Cumhuriyet döneminde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurucuları ve genel başkanı arasında yer aldı, daha sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinin beşinci başkanlığına seçildi. Kırmızı-Yeşil şeritli İstiklâl Madalyası sahibiydi. TBMM CDN+1
Kâzım Karabekir kimdir ve nasıl yetişti?
Kâzım Karabekir, Jandarma Alaybeyi Mehmet Paşa ile Havva Hanım’ın oğlu olarak 23 Temmuz 1882’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babasının görevleri nedeniyle çocukluğunun bir bölümünü İstanbul dışında geçirdi. İlk öğreniminin ardından 1894’te Fatih Askerî Rüştiyesine, 1897’de Kuleli Askerî İdadisine girdi. Kuleli’yi 1899’da tamamladıktan sonra Harbiye Mektebine devam etti ve 1902’de mezun oldu. 1905’te Mekteb-i Erkân-ı Harbiyeyi bitirerek kurmay yüzbaşı olarak Osmanlı ordusuna katıldı.
Meslek hayatının ilk döneminde özellikle Balkanlar’da görev yapan Karabekir, 1907’de Enver Bey ile birlikte İttihat ve Terakki Cemiyetinin Manastır teşkilatlanmasında yer aldı. II. Meşrutiyet yıllarında çeşitli askerî görevlerde bulundu. 1909’daki 31 Mart Olayı’nın bastırılması için Selanik’ten İstanbul’a gelen Hareket Ordusu içinde görev aldı; 1910’daki Arnavutluk ayaklanması sırasında da askerî harekâta katıldı. 1912’de binbaşılığa yükseldi ve Balkan Savaşları döneminde Osmanlı ordusunda görev yaptı.
Birinci Dünya Savaşı’ndaki görevleri nelerdi?
Birinci Dünya Savaşı öncesinde Avrupa’da incelemelerde bulunan Karabekir, kıtanın genel bir savaşa sürüklendiği değerlendirmesiyle Temmuz 1914’te İstanbul’a döndü. Genelkurmayın istihbarat şubesinde görev yaptı ve Osmanlı Devleti’nin savaşa mümkün olduğunca geç girmesi, İstanbul ile Çanakkale boğazlarının savunmasının güçlendirilmesi gerektiği yönündeki görüşlerini bildirdi. Aralık 1914’te yarbaylığa yükseldi; 1915 başından itibaren farklı cephelerde görevlendirildi.

Karabekir’in Birinci Dünya Savaşı’ndaki önemli görevlerinden biri Çanakkale Cephesi’nde 14. Tümen Komutanlığıydı. Seddülbâhir, Kerevizdere ve Alçıtepe çevresindeki çatışmalarda görev yapan birlikleri, İtilaf kuvvetlerinin güney kesimindeki saldırılarına karşı savaştı. Bu dönemdeki hizmetleri nedeniyle çeşitli Osmanlı ve Alman nişanlarıyla ödüllendirildi; askerî kariyerinde miralaylığa, ardından mirlivalığa yükseldi. Çanakkale’den sonra Irak ve Kafkas cephelerinde de kolordu komutanlığı dahil önemli görevler üstlendi.
1916’da Kût’ül-Amâre çevresindeki harekât sırasında 18. Kolordu Komutanlığına getirilen Karabekir, daha sonra 2. Kolordu ve 1. Kafkas Kolordusu gibi birliklere komuta etti. 1918’de Kafkas Cephesi’nde Erzincan, Erzurum, Sarıkamış ve Kars yönündeki Osmanlı ilerleyişinde görev aldı. Savaşın sonuna doğru Azerbaycan harekâtında da bulundu. Mondros Mütarekesi’nin ardından İstanbul’a döndüğünde Osmanlı Devleti askerî ve siyasi bakımdan çözülme sürecine girmişti.
Kurtuluş Savaşı’nda hangi rolü üstlendi?
Karabekir’in yakın tarihteki en belirleyici dönemi, 1919’da Erzurum’daki 15. Kolordu Komutanlığı göreviyle başladı. Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya geçişi ve askerlik görevinden ayrılmasının ardından Karabekir, emrindeki kolorduyla Millî Mücadele hareketini destekledi. Erzurum ve çevresindeki askerî gücün Millî Mücadele yanında tutulması, doğudaki teşkilatlanmanın korunması bakımından önemliydi. Birinci TBMM’de Edirne milletvekili olarak da yer alan Karabekir, Ankara hükûmetinin oluşturduğu Doğu Cephesi’nin komutanlığına getirildi.

1920’de Doğu Cephesi’nde Ermenistan kuvvetlerine karşı yürütülen harekâtta Sarıkamış ve Kars başta olmak üzere çeşitli bölgeler Türk birliklerinin denetimine geçti. Karabekir’in komutasındaki harekâtın ardından Ermenistan barış istemek zorunda kaldı ve 3 Aralık 1920’de Gümrü Antlaşması imzalandı. Gümrü, TBMM Hükûmetinin imzaladığı ilk uluslararası antlaşma olarak Cumhuriyet tarih yazımında özel bir yere sahiptir. Doğu sınırına ilişkin süreç 1921’de Moskova ve Kars antlaşmalarıyla devam etti.
Karabekir yalnızca askerî faaliyetlerle değil, savaşın ağır sonuçlarından etkilenen çocukların korunması ve eğitimiyle de ilgilendi. Doğu Anadolu’da savaşlar nedeniyle ailesini kaybeden çocuklar için eğitim ve meslek kazandırmaya yönelik çalışmalar yürüttü. Eğitim, sanayi ve kalkınma konularında geliştirdiği düşünceler, daha sonraki kitap ve hatıralarında da geniş biçimde yer aldı. Bu yönü onun askerî kimliğinin yanı sıra eğitim ve toplumsal meselelerle ilgilenen bir yazar olarak da anılmasını sağladı.
Kâzım Karabekir’in siyasi yaşamı nasıl gelişti?
Cumhuriyetin ilanından sonraki dönemde Karabekir, yeni yönetimin bazı uygulamaları konusunda Mustafa Kemal Paşa ve Cumhuriyet Halk Fırkası yönetimiyle görüş ayrılıkları yaşadı. 17 Kasım 1924’te kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurucuları arasında yer aldı ve partinin genel başkanlığını üstlendi. Cumhuriyet döneminin ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, 3 Haziran 1925’te Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı.
1926’da Mustafa Kemal Paşa’ya yönelik İzmir suikastı girişiminin ardından Karabekir de soruşturma kapsamında tutuklandı ve Ankara İstiklâl Mahkemesinde yargılandı. Yapılan yargılama sonunda beraat etti. İkinci dönem milletvekilliğinin ardından uzun süre aktif siyasetin dışında kaldı ve çalışmalarını büyük ölçüde İstanbul Erenköy’deki evinde sürdürdü. Mustafa Kemal Atatürk’ün 1938’deki ölümünün ardından yeniden siyasete döndü ve İstanbul milletvekili olarak TBMM’ye girdi.

TBMM Başkanlığı ve eserleri neden önemlidir?
Kâzım Karabekir, çok partili siyasi hayata geçiş sürecinde 5 Ağustos 1946’da Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına seçildi. Görevini ölümüne kadar sürdürdü ve böylece TBMM’nin beşinci başkanı olarak tarihe geçti. 26 Ocak 1948’de Ankara’da hayatını kaybetti. İlk olarak Ankara’daki Hava Şehitleri Mezarlığı’na defnedilen naaşı, 1988’de Devlet Mezarlığı’na nakledildi.
Karabekir, askerî ve siyasi yaşamının yanı sıra geride kapsamlı bir yazılı miras bıraktı. “İstiklâl Harbimiz”, “İstiklâl Harbimizin Esasları”, “Birinci Cihan Harbi”, “Hayatım”, “İttihat ve Terakki Cemiyeti 1896-1909”, “İzmir Suikastı”, “Ermeni Dosyası”, “Sarıkamış-Kars ve Ötesi”, “Erzincan ve Erzurum’un Kurtuluşu”, “Çocuk Davamız”, “İktisat Esaslarımız” ve “Sanayi Projelerimiz” onun adıyla yayımlanan çalışmalar arasındadır. Hatıraları ve belgeleri; İttihat ve Terakki dönemi, Birinci Dünya Savaşı, Millî Mücadele ve erken Cumhuriyet yıllarını farklı bir siyasi ve askerî aktörün gözünden incelemek isteyen araştırmacılar için önemli kaynaklar arasında yer almaktadır.
