İçeriğe geç
PusnetPUSNET
Keşfetİl HaberleriSon DakikaDünyaGündemAsayişEkonomiSporKültür-SanatÇevreEğitimSağlıkYaşamMagazinBiyografiTeknolojiGenelTurizmSiyasetTakip Edilenlerİletişim

Yasal ve Destek

Kullanım KılavuzuKullanım ŞartlarıGizlilik PolitikasıÇerez PolitikasıKVKKZiyaretçi AydınlatmaHata / İstek BildirRSS BeslemesiAtom Beslemesi

Küresel Topluluğu Birlikte Büyütelim

Doğru bilgi, güçlü topluluk. Haberini paylaş, sesini duyur.

Hemen Paylaş
Ana Sayfa›Biyografi›Esat Oktay Yıldıran ve tartışmalı askerlik dönemi
Biyografi

Esat Oktay Yıldıran ve tartışmalı askerlik dönemi

Bircan Subaşı
Bircan Subaşı
@dexignercode

Paylaşıldı: 27.08.2026 23:19

Güncellendi: 27.08.2026 23:19

Esat Oktay Yıldıran ve tartışmalı askerlik dönemi

Esat Oktay Yıldıran, 15 Şubat 1949’da İzmir’in Buca ilçesinde doğan ve 22 Ekim 1988’de İstanbul’da uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren Türk askerdi. Kıbrıs Barış Harekâtı’nda görev yapan Yıldıran, özellikle 12 Eylül 1980 askerî darbesinin ardından Diyarbakır 5 No’lu Askerî Cezaevi’nde üstlendiği görev nedeniyle Türkiye’nin yakın tarihindeki en tartışmalı askerî isimlerden biri haline geldi. Cezaevinde bulunduğu dönemde tutuklu ve hükümlülere sistematik işkence ve kötü muamele uygulandığına ilişkin çok sayıda tanıklık bulunurken, Yıldıran bu uygulamaların başlıca sorumlularından biri olmakla suçlandı.

Esat Oktay Yıldıran kimdir ve nasıl yetişti?

Yıldıran’ın babası İzmir’de bir fabrikada işçi olarak çalışıyor, annesi ise ev hanımıydı. Selçuk adlı bir ağabeyi bulunan Yıldıran, ilk ve orta öğrenimini Buca’da tamamladıktan sonra İzmir Atatürk Lisesi’nde eğitim gördü. Lise yıllarında askerlik mesleğine yönelen Yıldıran, 1967’de Kara Harp Okulu’na girdi ve 1970 yılında piyade teğmen olarak mezun oldu. Ardından askerî eğitimini sürdürerek kariyerine Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde devam etti.

Askerî kariyerinin ilk döneminde çeşitli birliklerde görev alan Yıldıran, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında görev yapan subaylar arasında yer aldı. 1976’da kurmay yüzbaşı rütbesine ulaştı. 1970’lerin sonunda Türkiye, yoğun siyasal şiddet, güvenlik sorunları ve askerî müdahaleye giden bir siyasi kriz döneminden geçerken Yıldıran’ın kariyerinin en çok tartışılan safhası da 12 Eylül 1980 darbesinden sonra başladı.

Diyarbakır Cezaevi’ndeki görevi neden tartışılıyor?

Esat Oktay Yıldıran, 24 Şubat 1981’den itibaren Diyarbakır 5 No’lu Askerî Cezaevi’nde yüzbaşı rütbesiyle iç güvenlikten sorumlu görevli olarak çalıştı ve burada yaklaşık 1983’e kadar kaldı. Söz konusu cezaevi, 12 Eylül döneminin en ağır insan hakları ihlalleriyle anılan kurumlarından biri oldu. Yıllar sonra TBMM bünyesinde yürütülen çalışmalarda cezaevinde kalan eski tutuklu ve hükümlülerin tanıklıkları dinlendi; birçok kişi sistematik dayak, falaka, zorla yaptırılan uygulamalar, aşağılayıcı muamele ve çeşitli işkence yöntemlerini anlattı. TBMM’deki komisyon çalışmalarında da Yıldıran’ın gelişiyle cezaevindeki uygulamaların ağırlaştığını ileri süren tanıklıklara yer verildi.

Yıldıran’ın cezaevindeki rolüne ilişkin anlatılarda mahkûmlara askerî disiplin kurallarının zorla uygulatıldığı, marş ve metinlerin ezberletildiği ve son derece sert bir günlük düzen kurulduğu belirtilmektedir. Tanıkların en sık aktardığı unsurlardan biri de Yıldıran’ın “Jo” adıyla bilinen Alman çoban köpeğidir. Köpeğin mahkûmları korkutmak ve cezalandırmak amacıyla kullanıldığı yönünde çok sayıda anlatım bulunmaktadır. Bunlar dönemin mağdur ve tanıklarının ifadelerine dayanmakta olup Yıldıran hakkında bu iddiaların tamamını hükme bağlayan kapsamlı bir ceza yargılaması yapılmadı.

Diyarbakır Cezaevi’nde 1980’lerin ilk yarısında yaşanan ölümler ve işkence iddiaları, sonraki yıllarda devlet kurumlarının da araştırma gündemine girdi. TBMM’ye sunulan çeşitli önergelerde 1981-1984 döneminde 34 kişinin cezaevinde hayatını kaybettiği bilgisine yer verildi; İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu çalışmalarında dönemin tutukluları ve bazı görevliler dinlendi. Devletin sonraki yıllardaki resmî açıklamalarında da Diyarbakır Cezaevi, işkence ve ağır hak ihlalleriyle hatırlanan bir mekân olarak nitelendirildi.

Cezaevinden ayrıldıktan sonra kariyeri nasıl devam etti?

Yıldıran, Diyarbakır’daki görevinin sona ermesinden sonra İstanbul’a atandı. Askerî kariyerini sürdürerek binbaşı rütbesine yükseldi ve İstanbul’daki 23. Piyade Tümeni bünyesinde tabur komutanlığı yaptı. Buna karşılık Diyarbakır Cezaevi’nde hakkında ortaya atılan suçlamalar kamuoyunda yaşamaya devam etti. Eski tutuklular arasında yer alan siyasetçiler de sonraki yıllarda Yıldıran’ın işkence uygulamalarından sorumlu olduğunu açık biçimde ileri sürdü. 23 Ekim 1988 tarihli Cumhuriyet gazetesi de suikastın ardından dönemin eski tutuklularının Yıldıran hakkındaki ağır suçlamalarını aktardı.

Diyarbakır Cezaevi’nin, Türkiye’de Kürt meselesinin ve 12 Eylül sonrasındaki siyasal radikalleşmenin tartışıldığı çalışmalarda özel bir yeri bulunmaktadır. Cezaevinde kalan Kemal Pir, Mehmet Hayri Durmuş ve Mazlum Doğan gibi PKK mensuplarının ölümleri de örgütün tarih anlatısında önemli bir unsur haline geldi. Bu nedenle Yıldıran’ın adı yalnızca askerî tarih bağlamında değil, 1980 sonrasında devlet şiddeti, cezaevi politikaları, insan hakları ve PKK’nın gelişimi üzerine yürütülen tartışmaların içinde de anılmaya devam etti.

Esat Oktay Yıldıran nasıl öldürüldü?

Yıldıran, 22 Ekim 1988’de eşi ve çocuğuyla birlikte İstanbul’da toplu taşıma aracında yolculuk ederken silahlı saldırıya uğradı. Sarıgazi’deki askerî lojmanların yakınından bindiği halk otobüsü Kısıklı Meydanı’na geldiğinde, arkasında bulunan saldırganlardan biri ateş açtı. Boyun ve sırt bölgesine isabet eden kurşunlarla ağır yaralanan Yıldıran hastaneye kaldırıldı ancak kurtarılamadı. Otobüsteki başka bir yolcu da saldırıda yaralandı. Dönemin polis açıklamalarına göre saldırganların iki kişi olduğu değerlendirildi. PKK aynı gün Cumhuriyet gazetesini telefonla arayan bir kişi aracılığıyla saldırıyı üstlendi.

Öldürüldüğünde binbaşı olan Yıldıran’ın cenazesi İstanbul’daki Edirnekapı Şehitliği’ne defnedildi. Genelkurmay Başkanlığı saldırının ardından Yıldıran için olumlu ifadeler içeren bir açıklama yayımlarken, Kara Harp Okulu’ndan 1970 yılında mezun olan bazı silah arkadaşları da ölümünün ardından kendisini öven açıklamalarda bulundu. Buna karşılık Diyarbakır Cezaevi’nde kalan eski tutukluların anlatıları nedeniyle Yıldıran’ın kamuoyundaki imajı hiçbir zaman ortak bir değerlendirmeye dönüşmedi; adı, birbirinden bütünüyle farklı tarih ve hafıza anlatılarının konusu oldu.

Yıldıran’ın adı sonraki yıllarda neden gündemde kaldı?

Yıldıran’ın ölümünden yıllar sonra da adı kamusal tartışmalara konu oldu. 2010’da İstanbul Fatih’teki Şehitler Parkı’nda bulunan bir anıtta yer alan ismi, milletvekillerinin tepkilerinin ardından belediye tarafından kaldırıldı. 2012’de ise oğlu Timuçin Yıldıran’ın başvurusu üzerine gazeteciler Rasim Ozan Kütahyalı ve Nagehan Alçı hakkında Yıldıran’ın hatırasına hakaret suçlamasıyla açılan davalarda mahkûmiyet kararları verildi. Bu gelişmeler, Yıldıran hakkındaki tarihsel değerlendirmelerin aynı zamanda ifade özgürlüğü, kişilik hakları ve geçmişle yüzleşme tartışmalarının da parçası olduğunu gösterdi.

Diyarbakır Cezaevi’nin kendisi de Yıldıran’ın ölümünden çok sonra Türkiye’nin geçmişle hesaplaşma tartışmalarının sembollerinden biri olmayı sürdürdü. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde eski tutukluların tanıklıkları kayıt altına alındı; 2022’de cezaevi kapatılarak müze ve kültür alanına dönüştürülmesi amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığına devredildi. Adalet Bakanlığı, cezaevinde 12 Eylül sonrasında yaşananları resmî açıklamalarında “kötü hatıralar”, “hak ihlalleri” ve insanlık dışı uygulamalarla ilişkilendirdi. Böylece Esat Oktay Yıldıran’ın biyografisinin merkezindeki Diyarbakır Cezaevi dönemi, yalnızca kişisel bir tartışma olarak değil, Türkiye’nin 12 Eylül dönemindeki ağır insan hakları ihlalleriyle yüzleşmesinin bir parçası olarak güncelliğini korudu.

0

0 yorum

Sen

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yap!

İlgili Haberler

  • Ekrandan sinemaya uzanan kariyeriyle Murat Yıldırım (oyuncu)Biyografi
  • Malazgirt zaferinin Selçuklu sultanı Alp ArslanBiyografi
  • Turizmden siyasete uzanan bir kariyer: Besim TibukBiyografi
  • Akademiden istihbarat yönetimine İbrahim Kalın’ın kariyeriBiyografi
  • İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu’nun siyasi yolculuğuBiyografi
  • Juventus altyapısından Beşiktaş gündemine: Fabio Miretti’nin yükselişiBiyografi
  • Country müziğinin küresel yıldızı Dolly Parton kimdir?Biyografi
  • Ernest Poku kimdir? Hayatı ve kariyeriBiyografi
  • Osman Kavala kimdir? Hayatı ve kariyeriBiyografi
  • Mehmet Ali Birand kimdir? Hayatı ve kariyeriBiyografi
Pusnet

Alanya ve Antalya öncelikli, doğrulanmış ve tarafsız yerel haber platformu.

Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • Künye
  • Düzeltme Politikası
  • İletişim
Yasal
  • Gizlilik Politikası
  • KVKK
  • Çerez Politikası
  • Kullanım Şartları
  • Ziyaretçi Aydınlatma
Keşfet
  • Son Dakika
  • Gündem
  • Bölgeler / İl Haberleri
  • RSS Beslemesi
  • Atom Beslemesi
© 2026 Pusnet. Tüm hakları saklıdır.
  • Keşfet
  • Ara
  • Bildirim
  • Profil