Antalya’nın 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde hazırlıklar ve diplomasi trafiği sürüyor. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye’nin zirvede yeni hedefler belirlemekten çok mevcut iklim taahhütlerinin somut uygulamalara dönüşmesine odaklanacağını söyledi.
103 ÜLKEDEN TEMSİLCİYE COP31 VİZYONU ANLATILDI
Ankara’da düzenlenen “COP31 Başkanlığı Diplomatik Misyonlar İçin Bilgilendirme Toplantısı”nda 103 ülkeden büyükelçi ve temsilciler ile 18 uluslararası kuruluşun yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 200’ü aşkın diplomatik misyon temsilcisi bir araya geldi. Kurum, toplantıda Türkiye’nin COP31 başkanlığı döneminde izleyeceği yol haritasını ve Antalya’da ulaşılmak istenen sonuçları anlattı.
İklim diplomasisinde artık hedeflerin sahadaki karşılığının öne çıkması gerektiğini belirten Kurum, dünyanın sürekli yeni hedefler üretmek yerine bunları tarımda, sanayide ve şehirlerde uygulayacak iradeye ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Türkiye’nin yaklaşımını “Uygulama COP’u” olarak tanımlayan Kurum, diplomatik kapasitenin uygulamanın önündeki engelleri aşmak için kullanılacağını kaydetti.
“ANTALYA’DA DÜNYANIN EN BÜYÜK İMECESİNİ KURACAĞIZ”
Kurum, COP31’de özellikle iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha kırılgan durumda bulunan ülkelerin sesinin duyurulacağını belirterek, “Antalya’da dünyanın en büyük imecesini kuracağız” mesajını verdi. Zirveden güçlü bir eylem planı çıkarmayı hedeflediklerini anlatan Kurum, sürecin diyalog, uzlaşı ve aksiyon ekseninde yürütüleceğini söyledi.
Türkiye’nin açıkladığı COP31 yaklaşımında elektrifikasyon, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi ve atıkların azaltılması gibi alanlar öne çıkıyor. Diplomatik misyonlara yapılan sunumda 2035’e kadar elektrifikasyonun küresel payının yüzde 35’e çıkarılması, binalardaki enerji tüketiminin yüzde 25 azaltılması ve sanayide döngüsel malzeme kullanım oranının yüzde 15 seviyesine taşınması gibi hedeflere vurgu yapıldı. İklim finansmanına erişimde güçlük yaşayan ülkeler ile finansman sağlayabilecek aktörlerin buluşturulması da Türkiye’nin üzerinde durduğu başlıklardan biri olarak gösterildi.
ANTALYA İKLİM DİPLOMASİSİNİN MERKEZİ OLACAK

COP31, Türkiye açısından bir ilke de sahne olacak. Türkiye, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin en üst karar organı olan Taraflar Konferansı’na tarihinde ilk kez ev sahipliği ve başkanlık yapacak. Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile COP31 Başkanlığı görevine Murat Kurum getirilirken, zirvenin Antalya’daki hazırlıkları yılın başından bu yana farklı kurumların katılımıyla yürütülüyor.
Antalya EXPO Fuar Alanı ve çevresi de hazırlık sürecinde incelenen merkezler arasında yer aldı. Resmi COP31 platformunda konferansa yaklaşık 100 bin katılımcının gelmesinin beklendiği belirtiliyor. Bu ölçek, Antalya’yı zirve boyunca yalnızca iklim diplomasisinin değil; ulaşım, konaklama, güvenlik ve organizasyon açısından da yoğun bir uluslararası hareketliliğin merkezi haline getirecek.
PARİS’TEKİ HEDEFLERİN SAHAYA İNMESİ AMAÇLANIYOR
COP31 Başkanlığının “uygulama” vurgusunun temelinde, Paris Anlaşması ile oluşturulan küresel iklim hedeflerinin somut sonuçlara dönüştürülmesi bulunuyor. Kurum, 2015’te kabul edilen Paris Anlaşması’nı iklim diplomasisinin önemli dönüm noktalarından biri olarak gösterirken, Antalya’daki konferansta ülkelerin taahhütlerini gerçek projelere ve yatırımlara dönüştürecek bir sürecin güçlendirilmesini amaçladıklarını ifade etti.
ANTALYA SÜRECİYLE ÜLKELERE ÇAĞRI
COP31 Başkanlığı daha önce BM Sekretaryası ve BMİDÇS’ye taraf ülkelere gönderdiği mektupta da “Antalya Süreci” için çağrıda bulunmuştu. Türkiye bu süreçte çok taraflı iklim sistemine güvenin güçlendirilmesini, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki iş birliğinin artırılmasını ve iklim politikalarının sahada ölçülebilir sonuçlara dönüşmesini öncelikleri arasında gösteriyor. Kasım ayında Antalya’da yapılacak konferansın, bu yaklaşımın uluslararası müzakerelerde ne ölçüde karşılık bulacağını göstermesi bekleniyor.
