Nasır Ganim el-Halifi, 12 Kasım 1973'te Katar'ın başkenti Doha'da doğan Katarlı iş insanı, spor yöneticisi ve eski profesyonel tenis oyuncusudur. Paris Saint-Germain'in başkanlığının yanı sıra Qatar Sports Investments (QSI) ve beIN Media Group'taki üst düzey görevleriyle uluslararası spor ve medya sektörünün önemli yöneticileri arasında yer almaktadır. Paris Saint-Germain+1
Nasır el-Halifi kimdir?
El-Halifi'nin spor dünyasıyla ilişkisi yöneticilikten önce tenis kortlarında başladı. Kaynaklarda 1992-2003 yılları arasında profesyonel olarak tenis oynadığı belirtilen El-Halifi, uluslararası organizasyonlarda Katar'ı temsil etti. ITF kayıtlarında Nasser-Ghanim Al Khulaifi adıyla yer alan eski sporcu, Katar adına Davis Cup karşılaşmalarında da mücadele etti.
Aktif sporculuk döneminin ardından tenis yönetiminde görev almaya başlayan El-Halifi, Katar Tenis Federasyonu'nun başkanlığını üstlendi. Federasyonun zamanla tenis dışında squash, padel ve badminton branşlarını da kapsayan yapısında başkanlık görevini sürdürdü. Katar'da ATP ve WTA takviminde yer alan önemli tenis organizasyonlarının yönetiminde de rol aldı.
Paris Saint-Germain'in başına nasıl geçti?
Nasır el-Halifi'nin futbol dünyasındaki en bilinen görevi Paris Saint-Germain başkanlığıdır. Qatar Sports Investments'ın 2011'de Fransız kulübünü satın almasının ardından El-Halifi PSG'nin başkanlığına getirildi. Aynı zamanda QSI'ın başkanlığını da yürüten El-Halifi döneminde PSG, sportif kadrosuna ve uluslararası marka yapılanmasına önemli yatırımlar yaptı.
PSG, El-Halifi'nin başkanlığında Fransa'da çok sayıda lig ve kupa şampiyonluğu elde ederken Avrupa'daki hedeflerini de büyüttü. Kulüp 2020'de ilk kez UEFA Şampiyonlar Ligi finaline çıktı. 2025'te ise UEFA Şampiyonlar Ligi'ni kazanarak tarihinde ilk kez Avrupa'nın bir numaralı kulüp turnuvasında şampiyon oldu. Aynı yıl Ligue 1 ve Coupe de France dahil çeşitli kupaları da kazanan PSG, tarihinin en başarılı dönemlerinden birini yaşadı.
Medya sektöründeki görevleri nasıl gelişti?
El-Halifi'nin kariyerinin diğer önemli ayağını medya ve yayıncılık oluşturdu. 2014'te Al Jazeera Sport yapılanmasının beIN SPORTS ve beIN Media Group çatısı altında yeniden şekillendirilmesi sürecinde görev aldı. Grup, onun yönetim döneminde Orta Doğu ve Kuzey Afrika'nın yanı sıra Fransa, Kuzey Amerika, Asya-Pasifik ve Avustralya gibi pazarlarda faaliyetlerini genişletti.
beIN Media Group, 2016'da Hollywood stüdyosu Miramax ile Türkiye'nin önde gelen ücretli televizyon platformlarından Digiturk'ü bünyesine kattı. El-Halifi bu satın alma süreçlerinde önemli rol üstlendi. Grup daha sonra dijital yayıncılığa yatırım yaparak 2022'de Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye pazarlarına yönelik TOD platformunu hizmete sundu.
Avrupa ve dünya futbolunda hangi görevleri üstlendi?
El-Halifi, yalnızca PSG yöneticisi olarak değil, Avrupa futbolunun kurumsal yapısında da görev aldı. 2021'de Avrupa Kulüpler Birliği'nin başkanlığına seçildi. Daha sonra European Football Clubs adıyla faaliyetlerini sürdüren yapının başkanı olarak Avrupa'daki yüzlerce kulübü temsil etmeye devam etti. UEFA İcra Komitesi'nde kulüplerin temsilcilerinden biri olarak görev yapan El-Halifi'nin üyeliği 2024 UEFA Kongresi'nde dört yıllık dönem için yeniden onaylandı.
Görev alanı ilerleyen yıllarda daha da genişledi. Aralık 2024'ten itibaren EFC Foundation'ın başkanlığını üstlenen El-Halifi, Ekim 2025'te kulüplerin temsilcisi olarak FIFA Konseyi'nde de yer almaya başladı. Katar'ın egemen varlık fonu Qatar Investment Authority'nin yönetim kurulunda da bulunan El-Halifi, böylece spor, medya ve yatırım alanlarını bir araya getiren çok yönlü bir yöneticilik kariyeri oluşturdu.
Nasır el-Halifi neden önemli bir spor yöneticisi olarak görülüyor?
Nasır el-Halifi'nin etkisi; profesyonel sporculuktan ulusal federasyon yönetimine, kulüp başkanlığından medya ve uluslararası futbol yönetimine uzanan kariyerinden kaynaklanıyor. L'Équipe gazetesi 2016'da onu Fransız futbolunun en güçlü isimlerinden biri olarak öne çıkardı. El-Halifi, ilerleyen yıllarda PSG'nin sportif büyümesi, beIN'in uluslararası genişlemesi ve Avrupa kulüplerinin UEFA ile FIFA'daki temsili üzerinden spor endüstrisinin farklı alanlarında etkili görevler üstlenmeye devam etti.
