15 Ocak 1902'de Selanik'te doğan Nazım Hikmet Ran, serbest nazmın Türk şiirindeki öncü isimlerinden biri oldu. Uzun hapis yıllarına ve yurt dışında geçen ömrüne rağmen eserleri onlarca dile çevrildi, şiirleri bestelendi.
Şair, oyun yazarı, romancı ve senarist olarak eser veren Nazım Hikmet, şiirde kullandığı ritim, konuşma dili ve serbest ölçüyle Türk edebiyatının yönünü değiştiren isimlerden biri kabul edildi.
Toplumsal hayatı, savaşları, yoksulluğu, memleket özlemini ve insanın yaşama bağlılığını şiirlerinde bir araya getirdi. Eserleri yalnızca edebiyat çevrelerinde değil, tiyatrodan müziğe kadar farklı sanat alanlarında da karşılık buldu.
Eğitim hayatı
Nazım Hikmet, çocukluk ve gençlik yıllarında farklı okullarda eğitim gördü. Bir dönem Mekteb-i Sultani'de, ardından Nişantaşı Numune Mektebi'nde öğrenim gördü. Daha sonra Heybeliada'daki Bahriye Mektebi'ne girdi.
1919'da Bahriye Mektebi'ni tamamladı ve Hamidiye kruvazörüne stajyer güverte subayı olarak atandı. Ancak geçirdiği rahatsızlığın ardından sağlık kurulu kararıyla 1920'de askerlikten ayrıldı.
1921'de arkadaşı Vâlâ Nureddin ile birlikte Anadolu'ya geçti. Bir süre Bolu'da öğretmenlik yaptıktan sonra Batum üzerinden Moskova'ya gitti ve Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi'nde eğitim aldı.
Türk şiirinde yeni bir dönem
Geleneksel ölçü ve uyak kalıplarının dışına çıkan Nazım Hikmet, serbest nazmın Türk şiirindeki öncülerinden biri oldu. Şiirlerinde günlük konuşma dilinden, sinema tekniğinden, tiyatrodan ve halk anlatılarından yararlandı.
1929'da yayımlanan ilk şiir kitabı "835 Satır", Türk şiirinde yeni bir dönemin işaretlerinden biri olarak değerlendirildi. Aynı yıl "Jokond ile Si-Ya-U", 1930'da "Varan 3", 1931'de "Sesini Kaybeden Şehir", 1932'de "Benerci Kendini Niçin Öldürdü?" ve 1935'te "Taranta Babu'ya Mektuplar" yayımlandı.

Başlıca eserleri
"Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı" 1936'da kitaplaştırıldı. Bibliyografik kaynaklarda eserin yayım yılı 1937 olarak da kaydedildiği için iki farklı tarih görülebiliyor.
Hapishane yıllarında üzerinde çalıştığı "Kuvâyi Milliye", Türkiye'de kitap hâlinde 1968'de yayımlandı. Kurtuluş Savaşı'nı komutanlar ve siyasi gelişmeler kadar Anadolu insanının yaşadıkları üzerinden anlatan eser, Türk edebiyatının önemli destansı yapıtlarından biri oldu.
En kapsamlı eserlerinden "Memleketimden İnsan Manzaraları" ise 1941'de yazılmaya başlandı ve Türkiye'de 1966'dan itibaren yayımlandı.
1938 davaları ve hapis yılları
Nazım Hikmet, 1938'de açılan Harp Okulu ve Donanma davalarında yargılandı. Askerî öğrencileri isyana teşvik etmekle suçlanan şair, iki davada toplam 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Yaklaşık 13 yıl boyunca İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde kaldı. Bu dönemde "Memleketimden İnsan Manzaraları" ve "Kuvâyi Milliye" üzerinde çalıştı. Bursa Cezaevi'nde Orhan Kemal ve İbrahim Balaban ile aynı ortamı paylaştı.
Serbest bırakılması için Türkiye'de ve yurt dışında kampanyalar düzenlendi. Şair, 1950'de çıkarılan genel af kapsamında tahliye edildi.

Uluslararası Barış Ödülü
Nazım Hikmet, 1950'de Dünya Barış Konseyi tarafından verilen Uluslararası Barış Ödülü'ne değer görülen isimler arasında yer aldı. Aynı ödül kapsamında Pablo Picasso ve Pablo Neruda gibi isimler de ödüllendirildi.
Şair daha sonraki yıllarda Dünya Barış Konseyi çalışmalarına katıldı. Savaş karşıtı şiirleri, uluslararası tanınırlığının artmasında etkili oldu.
Türkiye'den ayrılışı
Tahliyesinin ardından yeniden askere çağrılan ve güvenliği konusunda kaygı duyan Nazım Hikmet, 1951'de Türkiye'den ayrıldı. Aynı yıl alınan Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığından çıkarıldı.
Hayatının geri kalanını büyük ölçüde Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa ülkelerinde geçirdi; şiir, tiyatro ve senaryo çalışmalarını sürdürdü.
Vatandaşlığının iadesi
Bakanlar Kurulu, 5 Ocak 2009'da aldığı kararla şairin Türk vatandaşlığından çıkarılmasına ilişkin 25 Temmuz 1951 tarihli kararı yürürlükten kaldırdı.
Karar 10 Ocak 2009 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı. Böylece vatandaşlığın iadesine ilişkin resmî süreç, ölümünden yaklaşık 46 yıl sonra tamamlandı.

Şiirleri şarkılara dönüştü
Nazım Hikmet'in şiirleri farklı kuşaklardan besteci ve yorumcular tarafından müziğe taşındı. "Ceviz Ağacı" Cem Karaca'nın, "Seni Düşünmek" Nadir Göktürk'ün bestesi ve Ezginin Günlüğü'nün yorumuyla geniş kitlelere ulaştı.
Zülfü Livaneli de "Karlı Kayın Ormanı", "Hoş Geldin" ve "Kız Çocuğu" gibi şiirleri besteledi veya yorumladı. Dizeleri ayrıca Ruhi Su, Fikret Kızılok, Edip Akbayram ve Yeni Türkü'nün çalışmalarında yer aldı.
Vefatı ve edebiyattaki yeri
Nazım Hikmet, 3 Haziran 1963'te Moskova'da hayatını kaybetti. Ölüm nedeni kalp krizi olarak kayıtlara geçti. Cenazesi Moskova'daki Novodeviçi Mezarlığı'na defnedildi.
Şiirleri ve diğer eserleri çok sayıda dile çevrildi. Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı'nın girişimleriyle UNESCO, doğumunun 100. yılı olan 2002'yi şairin dünya çapında anıldığı yıllardan biri olarak değerlendirdi.
Biçimsel yenilikleri, toplumsal gözlemleri ve insan merkezli anlatımıyla Nazım Hikmet, modern Türk şiirinin temel isimlerinden biri olarak kabul ediliyor.
