Eski Devlet Bakanı ve Süleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016'daki ölümüne ilişkin sosyal medyada dikkat çeken yeni iddialar gündeme geldi. Aydınlık Gazetesi Haber Müdürü Kaan Arslan, yaptığı paylaşımda Denizolgun'un son günlerinde yaşandığını öne sürdüğü olayları, ölüm sürecindeki şüpheli gördüğü ayrıntıları ve soruşturma dosyasına ilişkin çeşitli iddiaları kamuoyuyla paylaştı.
"Siz bana ihanet ettiniz" diyerek toplantıyı terk ettiği öne sürüldü
Kaan Arslan'ın iddiasına göre Arif Ahmet Denizolgun, ölümünden bir gün önce Antalya'da cemaatin yaklaşık 40 kişilik yönetim kadrosuyla bir toplantı gerçekleştirdi.
Paylaşımda, toplantı sırasında yöneticilere "Siz bana ihanet ettiniz, ben sizinle beraber değilim" dediği ve toplantıyı yarıda bırakarak Antalya'dan ayrıldığı öne sürüldü.
Ardından uçakla İstanbul'a dönen Denizolgun'un doğrudan Beykoz'daki çiftliğine geçtiği iddia edildi.
Çiftliğe yalnız gittiği iddiası
Paylaşıma göre Denizolgun, 6 Eylül 2016 günü saat 15.00 sıralarında çiftliğe kendi kullandığı araçla giriş yaptı. Bu kez yanında uzun yıllardır birlikte çalışan şoförünün bulunmadığı ileri sürüldü.
Ertesi sabah şoförün çiftliğe gelerek kontrol yaptığı, öğleden sonra ayrıldığı, aynı gün akşam saatlerinde ise yanında başka biriyle yeniden çiftliğe döndüğü ve Denizolgun'u hareketsiz halde bulduğu iddia edildi.
"Yerde bulundu, tutanakta koltukta yazıldı" iddiası
Sosyal medya paylaşımında olayın resmi kayıtlara farklı şekilde geçirildiği de öne sürüldü.
İddiaya göre Denizolgun ilk bulunduğunda yerde yatıyordu. Ancak resmi belgelerde cenazenin koltuk üzerinde bulunduğunun yazıldığı ileri sürüldü.
Polis müdahalesi ve otopsi süreci tartışma konusu oldu
Paylaşımda, olayın Emniyet'e bildirilmesine rağmen polis ekiplerinin olay yerine yaklaşık 8,5 saat sonra ulaştığı iddia edildi.
Ardından cenazenin 8 Eylül'de Adli Tıp Kurumu'na götürüldüğü belirtilirken, otopsi sürecine ilişkin de çeşitli iddialar sıralandı.
Buna göre;
- Boğazında, göz çevresinde ve alnında morluklar bulunduğu,
- Bu bulguların otopsi raporuna işlenmediği,
- Olay yeri inceleme ekiplerinin fotoğraf çekmediği,
- Midesinden 63 farklı zehirli madde çıktığı,
- "Normal ölüm" raporunu imzalayan üç doktordan birinin daha sonra FETÖ mensubu olduğunun ortaya çıktığı
öne sürüldü.
Çiftlikte dikkat çeken başka ayrıntılar da paylaşıldı
Kaan Arslan paylaşımında olay yerinde dikkat çektiğini belirttiği başka ayrıntılara da yer verdi.
İddialara göre;
- Çiftliğin dış kapısındaki anahtar kapının üzerinde takılı halde bulundu.
- Çiftlik çalışanları yaklaşık 36 saat boyunca Denizolgun'un yanına gitmedi.
- Cenaze bulunduğunda ağzından kanlı köpük geldiği görüldü.
- Denizolgun'un cansız bedeninin bulunmasının ardından gece ilk gelen kişinin yeğeni Alihan Kuriş olduğu öne sürüldü.
Alihan Kuriş ile ilgili sorular gündeme getirildi
Paylaşımda, Alihan Kuriş'in o dönemde cemaat içerisinde uzun süredir tasfiye edildiği ve Denizolgun ile görüşmediği iddia edilmesine rağmen, ölümün ardından ilk gelen isimlerden biri olması ve 9 Eylül 2016'daki cenazede tabutu en önde taşımasının dikkat çektiği ifade edildi.
Kaan Arslan ayrıca şu soruları gündeme getirdi:
- Alihan Kuriş olay yerine kim tarafından yönlendirildi?
- Denizolgun hayattayken yurt dışında kimlerle görüştü?
- Kuriş'e maddi destek sağlayan isimler kimlerdi?
- 15 Temmuz sonrasında cemaat içerisindeki liderlik değişimi nasıl gerçekleşti?
"Başsavcılık şüpheli ölüm raporu hazırladı" iddiası
Paylaşımın ikinci bölümünde ise Denizolgun'un ölümünün ardından hazırlanan soruşturma dosyasına ilişkin yeni iddialar yer aldı.
Buna göre;
- Denizolgun'un ölümünden yaklaşık 36 saat sonra cansız bedenine ulaşıldığı,
- Polis ekiplerinin ihbara rağmen saatler sonra olay yerine geldiği,
- Başsavcılık tarafından ölümün şüpheli olduğuna dair rapor hazırlandığı,
- Buna rağmen uzun süre önce cemaatten uzaklaştırıldığı öne sürülen Alihan Kuriş'in cenazede tabutu en önde taşıyarak fiilen liderliğini ilan ettiği
iddia edildi.
