Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Erivan’da Antalya’daki COP31 için uygulama vurgusu yaptı. BM’nin resmî takvimine göre zirve 9–20 Kasım 2026’da gerçekleştirilecek.
Tarım ve Orman Bakanlığının 16 Ekim 2026 tarihli açıklamasına göre Yumaklı, Ermenistan’ın başkenti Erivan’daki COP17 Liderler Zirvesi’nde Türkiye’nin iklim ve doğa koruma politikalarını anlattı. Antalya buluşmasında verilen sözlerin uygulamaya dönüşmesini hedeflediklerini belirten Yumaklı, iklim mücadelesinin biyolojik çeşitlilik, arazi ve gıda güvenliğiyle birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
ANTALYA ZİRVESİNİN TARİHİ VE YERİ BELLİ
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryasının (UNFCCC) 2026 konferans bilgilerine göre COP31, Antalya Expo Center’da düzenlenecek. Dünya Liderleri Zirvesi ise 11–12 Kasım 2026’da yapılacak. Konferansın müzakere başlıkları arasında sera gazı salımlarının azaltılması, iklim değişikliğine uyum ve gelişmekte olan ülkelerin iklim finansmanı bulunuyor.
ULUSAL BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK PLANI GÜNCELLENİYOR
Yumaklı, Türkiye’nin Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı’nı Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi’ne uyumlu hale getirmek için güncellediğini açıkladı. Gelişmekte olan ülkelerin hedeflerine ulaşabilmesi için finansmana ve teknolojiye erişimin kolaylaştırılması, bilimsel iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
2022’DEKİ UZLAŞMADAN 2030 HEDEFLERİNE
BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi Sekretaryasının Aralık 2022’de kabul edilen çerçeveye ilişkin belgelerine göre, 2030’a kadar tamamlanması öngörülen 23 küresel hedef bulunuyor. Bunlar arasında kara ve iç su alanları ile kıyı ve deniz alanlarının en az yüzde 30’unun etkin biçimde korunması ve yönetilmesi yer alıyor. Bozulmuş ekosistemlerin en az yüzde 30’unda etkili restorasyon çalışmalarının yürütülmesi de ayrı bir hedef olarak tanımlanıyor.
Erivan’daki COP17 biyolojik çeşitlilik sözleşmesi kapsamında, Antalya’daki COP31 ise iklim değişikliği sözleşmesi kapsamında düzenleniyor. Yumaklı’nın açıklaması, bu iki sürecin doğanın korunması, su kaynakları ve gıda güvenliği üzerindeki ortak etkilerine odaklanıyor.
