Arif Ahmet Denizolgun, 8 Eylül 2016'da 61 yaşında hayatını kaybetti. Dönemin haberlerinde Denizolgun’un Beykoz’daki evinde rahatsızlandığı ve beyin kanaması geçirdiği belirtildi. Anadolu Ajansı, Denizolgun’un hastaneye götürülürken yaşamını yitirdiğini bildirdi.
Denizolgun aynı gün Üsküdar’daki Selimiye Camii’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi. Cenaze törenine binlerce kişi katıldı.

ÖLÜMÜNDEN ÖNCE CEMAAT İÇİNDE NE YAŞANDI?
Son dönemde sosyal medyada dolaşıma giren bir dizi paylaşımda, Denizolgun’un ölümünden önce cemaat yönetimi içinde ciddi bir güç mücadelesi yaşandığı öne sürülüyor.
Paylaşımlarda Alihan Kuriş’in Denizolgun hayattayken Kanada ve bazı Avrupa ülkelerinde toplantılar yaptığı, kendisini gelecekteki lider olarak konumlandırmaya çalıştığı iddia ediliyor. Denizolgun’un bu girişimleri öğrendikten sonra yeğeni Kuriş ile yollarını ayırdığı da aynı iddialar arasında.
Ancak yaptığımız açık kaynak taramasında bu toplantıların tarihlerini, katılımcılarını ve içeriğini bağımsız biçimde doğrulayabilecek güvenilir bir belgeye ulaşılamadı.

ANTALYA TOPLANTISI İDDİASI
Paylaşımlardaki bir başka iddia ise Denizolgun’un ölümünden kısa süre önce Antalya’da cemaat yöneticileriyle bir toplantı yaptığı yönünde.
Denizolgun’un burada bazı yöneticilere kendisine ihanet ettiklerini söylediği ve toplantıyı terk ettiği ileri sürülüyor.
Bu anlatıyı doğrulayabilecek toplantı tutanağı, görüntü, ses kaydı veya adı açıklanmış katılımcıların doğrulanabilir beyanları açık kaynaklarda bulunmuyor. Bu nedenle söz konusu bölümün de kesinleşmiş olay olarak aktarılması mümkün değil.

RESMİ HABERLER BEYİN KANAMASINI İŞARET EDİYOR
Denizolgun’un ölümüyle ilgili 8 Eylül 2016 tarihli haberler ise daha net.
Anadolu Ajansı, Denizolgun’un Beykoz’daki evinde gece saatlerinde beyin kanaması geçirdiğini ve hastaneye götürülürken yaşamını yitirdiğini bildirdi.
Dönemin Alanya basını da ölüm haberini aynı sabah duyurdu. Yeni Alanya’da yayımlanan haberde Denizolgun’un Beykoz’daki evinde beyin kanaması geçirdiği ve gece saat 03.00 sıralarında hastaneye götürüldüğü bilgisi yer aldı.
“36 SAAT” İDDİASI KAYNAKLARLA UYUŞMUYOR
Sosyal medyada yayılan metindeki en dikkat çekici iddialardan biri, Denizolgun’un cenazesine ölümünden “36 saat sonra ulaşıldığı” yönünde.
Ancak ulaşılabilen dönemin haberleri bu iddiayla uyuşmuyor.
Denizolgun’un ölümü 8 Eylül 2016 sabahı kamuoyuna duyuruldu. Aynı gün saat 15.30 sıralarında cenazesinin Selimiye Camii’ne getirildiği ve ikindi namazının ardından defnedildiği haberleştirildi.
Bu kronoloji nedeniyle “cenazeye 36 saat sonra ulaşıldı” iddiasının ayrıca güçlü belge veya resmi kayıtlarla desteklenmesi gerekiyor.
ALİHAN KURİŞ DENİZOLGUN’DAN SONRA LİDER OLDU
Kesin olarak bilinen gelişmelerden biri ise Denizolgun’un ardından cemaatte liderliğin Alihan Kuriş’e geçmesi.
Kuriş, Denizolgun’un ablasının oğlu. Denizolgun’un ölümünden sonraki süreçte cemaatin yeni lideri olarak öne çıktı. Dönemin basını da Kuriş’in cemaatin başına geçtiğini haberleştirdi.
Böylece Süleyman Hilmi Tunahan’dan sonra aile içindeki farklı isimler üzerinden devam eden cemaat liderliği Kuriş dönemine geçti.
AĞIR İDDİALAR İÇİN BELGE GEREKİYOR
Sosyal medyada dolaşıma sokulan anlatıda Denizolgun’un ölümünün şüpheli olduğu, bazı çalışanların ortadan kaldırıldığı, Adli Tıp sürecine müdahale edildiği ve FETÖ bağlantılı kişilerin ölüm sürecinde rol aldığı yönünde çok ağır suçlamalar bulunuyor.
Yaptığımız açık kaynak araştırmasında bu iddiaları kesinleştirecek mahkeme kararı, savcılık belgesi, doğrulanmış otopsi raporu veya güvenilir bağımsız kaynaklara ulaşılamadı.
Bu nedenle Denizolgun’un öldürüldüğü ya da ölümünün belirli kişiler tarafından organize edildiği sonucuna varmak mevcut doğrulanabilir bilgilerle mümkün değil.
Ortaya atılan iddiaların haber değeri taşıyan asıl noktası ise başka: Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünden önce cemaat içinde bir liderlik mücadelesi yaşanıp yaşanmadığı ve 8 Eylül 2016’daki ölümünün ardından Alihan Kuriş’in hangi süreç sonunda cemaatin başına geçtiği.
Bu soruların kesin yanıtı için dönemin savcılık ve Adli Tıp kayıtları ile cemaat içindeki süreci doğrudan bilen kişilerin belgeli anlatımlarına ihtiyaç bulunuyor.
