Adolf Hitler, 20 Nisan 1889’da Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na bağlı Braunau am Inn’da doğan, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin (NSDAP) lideri ve 1933’ten 1945’e kadar Nazi Almanyası’nın diktatörü olan siyasetçiydi. Almanya’nın 1 Eylül 1939’da Polonya’yı işgal etmesiyle Avrupa’da II. Dünya Savaşı’nın başlamasında belirleyici rol oynadı. Hitler yönetimindeki Nazi rejimi, altı milyon Yahudi’nin sistematik biçimde öldürüldüğü Holokost’un yanı sıra milyonlarca sivilin, savaş esirinin ve rejimin hedef aldığı diğer grupların ölümünden sorumluydu. Holokost Ansiklopedisi+1
Adolf Hitler’in çocukluğu ve gençliği nasıl geçti?
Hitler’in babası Alois Hitler bir gümrük memuru, annesi Klara Pölzl ise Alois Hitler’in üçüncü eşiydi. Adolf Hitler, çiftin çocuklarından biri olarak Avusturya vatandaşı doğdu. Ailenin soyadı konusundaki tartışmalar, babası Alois’in evlilik dışı doğması ve başlangıçta annesinin “Schicklgruber” soyadını taşımasıyla bağlantılıdır. Alois, 1876’da soyadını Hitler olarak değiştirmişti; bu nedenle Adolf Hitler doğduğu andan itibaren yasal olarak Hitler soyadını taşıdı. Hitler’in baba tarafından Yahudi kökenli olduğu yönündeki daha sonraki iddiaları destekleyen güvenilir tarihsel kanıt bulunmamaktadır.
Hitler’in ailesi çocukluğu sırasında çeşitli yerlere taşındı ve 1898’de Yukarı Avusturya’nın merkezi Linz’e yerleşti. Genç Hitler görsel sanatlarla ilgileniyor ve sanatçı olmayı istiyordu; ancak babası onun devlet memurluğuna yönelmesini istiyordu. Babasının 1903’te, annesinin ise 1907’de ölümünün ardından Viyana’ya gitti. Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’ne kabul edilmedi ve sonraki yıllarda geçimini ağırlıklı olarak resim ve kartpostal çizimleri satarak sağlamaya çalıştı. 1908-1913 arasında Viyana’da yaşadıktan sonra Münih’e taşındı.
Birinci Dünya Savaşı Hitler’in yaşamını nasıl değiştirdi?
Birinci Dünya Savaşı başladığında Hitler Alman ordusunun Bavyera birliklerinde görev yaptı. Batı Cephesi’nde haberci olarak bulundu, savaş sırasında yaralandı ve çeşitli askerî madalyalar aldı. 1918’de bir kimyasal gaz saldırısının ardından geçici görme kaybı yaşadı ve Pasewalk’taki askerî hastaneye gönderildi. Almanya’nın Kasım 1918’de yenilgiyi kabul etmesi ve monarşinin sona ermesi, Hitler’in daha sonraki siyasi söyleminin temel unsurlarından biri hâline geldi. Savaş sonrası Almanya’daki ekonomik kriz, siyasal kutuplaşma, Versay Antlaşması’na duyulan tepki ve yaygınlaşan antisemitik komplo teorileri onun radikalleşmesinin oluştuğu ortamı hazırladı.

1919’da Münih’te Bavyera ordusunun siyasi eğitim ve istihbarat faaliyetlerinde görevlendirilen Hitler, aynı yıl Alman İşçi Partisi’nin bir toplantısına katıldı ve kısa süre sonra partiye üye oldu. Konuşma yeteneği sayesinde kısa zamanda partinin önde gelen isimleri arasına girdi. Parti 1920’de Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi adını aldı. Hitler, 1921’de NSDAP’nin liderliğini ele geçirdi ve parti üzerinde giderek daha kişisel bir denetim kurdu. Nazi hareketinin programında aşırı Alman milliyetçiliği, antisemitizm, liberal demokrasi karşıtlığı, antikomünizm ve ırkçı bir toplum anlayışı merkezi yer tutuyordu.
Hitler iktidara nasıl yükseldi?
Hitler ve destekçileri Kasım 1923’te Münih’te “Birahane Darbesi” olarak bilinen başarısız bir iktidar girişiminde bulundu. Darbenin bastırılmasının ardından Hitler vatana ihanet suçlamasıyla yargılandı ve hapis cezasına çarptırıldı. Landsberg Cezaevi’nde kaldığı dönemde siyasi görüşlerini sistemleştiren çalışmasını kaleme almaya başladı. İlk cildi 1925, ikinci cildi 1926’da yayımlanan Mein Kampf, otobiyografik unsurların yanında Hitler’in ırkçı dünya görüşünü, antisemitizmini, diktatörlük anlayışını ve Doğu Avrupa’da “Lebensraum”, yani “yaşam alanı” elde edilmesi düşüncesini ortaya koyuyordu. Tarihçiler eserin otobiyografik bölümlerinin önemli ölçüde Hitler’in kendi siyasi anlatısını oluşturacak biçimde kurgulandığını belirtmektedir.
1924’te serbest bırakıldıktan sonra Hitler, doğrudan darbe girişimi yerine seçimler ve mevcut siyasal kurumlar üzerinden iktidara ulaşmaya yöneldi. 1929’da başlayan Büyük Buhran Almanya’da işsizliği, ekonomik güvensizliği ve siyasi istikrarsızlığı ağırlaştırdı. Nazi Partisi bu ortamda propaganda, kitlesel mitingler, milliyetçi söylem ve farklı toplum kesimlerine yönelik vaatlerle hızla büyüdü. Hitler 1932’de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Paul von Hindenburg’a karşı aday oldu ancak seçilemedi. Aynı yıl yapılan Reichstag seçimlerinde NSDAP ülkenin en büyük partisi hâline gelmesine rağmen tek başına çoğunluk sağlayamadı. Kasım 1932 seçimlerinde oy oranı geriledi; buna karşın muhafazakâr siyasetçilerin Hitler’i denetleyebileceklerini düşünerek kurdukları siyasi ittifak sonucunda Cumhurbaşkanı Hindenburg, 30 Ocak 1933’te Hitler’i şansölye olarak atadı. Hitler doğrudan halk tarafından şansölye seçilmiş değildi.
Nazi diktatörlüğü Almanya’da nasıl kuruldu?

Şansölyeliğe atanmasının ardından Hitler ve Nazi yönetimi Almanya’daki demokratik sistemi kısa sürede tasfiye etti. Şubat 1933’teki Reichstag yangınının ardından çıkarılan olağanüstü düzenlemeler temel hakları ciddi biçimde sınırlandırdı ve siyasi muhaliflerin kitlesel biçimde tutuklanmasının önünü açtı. Mart 1933’te kabul edilen Yetki Kanunu, hükûmete parlamentonun olağan yasama sürecini aşan geniş yetkiler verdi. Komünist ve sosyal demokrat örgütler bastırıldı, diğer siyasi partiler dağıtıldı ya da kendilerini feshetmeye zorlandı ve Almanya tek partili bir diktatörlüğe dönüştü.
Hitler, Haziran 1934’te “Uzun Bıçaklar Gecesi” olarak bilinen tasfiye sırasında SA içindeki rakiplerini ve bazı diğer siyasi karşıtlarını ortadan kaldırdı. Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg’un 2 Ağustos 1934’te ölümünün ardından cumhurbaşkanlığı ile şansölyelik makamlarının yetkileri birleştirildi ve Hitler kendisini “Führer und Reichskanzler” olarak konumlandırdı. Alman silahlı kuvvetleri ve devlet görevlileri artık anayasa yerine doğrudan Hitler’e kişisel sadakat yemini ediyordu. Böylece devlet kurumları, parti örgütleri, propaganda mekanizması ve güvenlik aygıtı diktatörlüğün temel araçları hâline geldi.
Hitler’in dış politikası savaşa nasıl yol açtı?
Hitler yönetiminin dış politikası Versay düzeninin ortadan kaldırılması, Almanya’nın yeniden silahlandırılması ve Avrupa’daki sınırların zor kullanılarak değiştirilmesi üzerine kuruldu. Almanya 1936’da Ren bölgesini yeniden askerîleştirdi, Mart 1938’de Avusturya’yı ilhak etti ve aynı yıl Münih Anlaşması’nın ardından Çekoslovakya’nın Südet bölgesini aldı. Mart 1939’da Alman birlikleri Çek topraklarının geri kalanını da işgal etti. 23 Ağustos 1939’da Nazi Almanyası ile Sovyetler Birliği arasında Molotov-Ribbentrop Paktı imzalandı; gizli protokoller Doğu Avrupa’nın etki alanlarına bölünmesini öngörüyordu. Almanya’nın 1 Eylül 1939’da Polonya’ya saldırmasının ardından İngiltere ve Fransa 3 Eylül’de Almanya’ya savaş ilan etti ve Avrupa’daki II. Dünya Savaşı başladı.
Alman ordusu savaşın ilk yıllarında Polonya, Danimarka, Norveç, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Fransa, Yugoslavya ve Yunanistan dahil geniş bölgeleri işgal etti. Hitler Haziran 1941’de Sovyetler Birliği’ne yönelik Barbarossa Harekâtı’nı başlattı. Doğu Cephesi yalnızca askerî bir savaş değil, Nazi ideolojisinin ırksal ve sömürgeci hedefleri doğrultusunda yürütülen bir imha savaşı niteliğindeydi. Aynı dönemde Nazi yönetimi ve müttefikleri, işgal edilen Avrupa’da Yahudilerin gettolara kapatılması, toplu kurşuna dizmeler, zorla sürgünler ve ölüm merkezlerinde sistematik katliamlar yoluyla Holokost’u gerçekleştirdi. Hitler’in ideolojik hedefleri ve liderliği, bu devlet politikasının merkezindeydi.

Adolf Hitler’in iktidarı ve yaşamı nasıl sona erdi?
1942’den itibaren savaşın seyri Almanya aleyhine dönmeye başladı. Stalingrad’daki yenilgi, Sovyet ordularının batıya ilerlemesi, Müttefiklerin Kuzey Afrika ve İtalya harekâtları ve 6 Haziran 1944’teki Normandiya Çıkarması Almanya’yı iki cepheden geri çekilmeye zorladı. Hitler, savaşın son döneminde askerî karar alma süreçlerine giderek daha doğrudan müdahale etti ve geri çekilme önerilerine sık sık karşı çıktı. 20 Temmuz 1944’te bazı Alman subaylarının düzenlediği suikast girişiminden sağ kurtuldu; girişimin ardından rejim binlerce kişiyi tutukladı ve çok sayıda kişiyi idam etti.
1945 baharında Sovyet birlikleri Berlin’e ulaştığında Nazi Almanyası’nın askerî yenilgisi artık kaçınılmazdı. Hitler son haftalarını Berlin’de Reich Şansölyeliği yakınındaki Führerbunker’de geçirdi. 29 Nisan 1945’te uzun süredir birlikte olduğu Eva Braun ile evlendi. Ertesi gün, 30 Nisan 1945’te ikisi de sığınakta intihar etti; Hitler’in ve Eva Braun’un cesetleri Hitler’in daha önce verdiği talimat doğrultusunda sığınak yakınında yakıldı. Almanya’nın koşulsuz teslim belgesi 7 Mayıs 1945’te Reims’te imzalandı ve 8 Mayıs’ta yürürlüğe girdi.
Hitler’in tarihsel mirası, Nazi diktatörlüğü, II. Dünya Savaşı ve Holokost ile birlikte değerlendirilir. Nazi Almanyası’nın saldırgan savaşları Avrupa’yı büyük ölçüde yıkıma uğratırken, rejimin ırkçı politikaları altı milyon Yahudi’nin yanı sıra Romanlar, engelliler, Sovyet savaş esirleri, Polonyalı ve Sovyet siviller, siyasi muhalifler ve rejimin başka hedeflerinin kitlesel biçimde öldürülmesine veya zulme uğramasına yol açtı. Hitler’in yükselişi ve iktidarı; demokratik kurumların nasıl aşındırılabileceği, propaganda ve siyasi şiddetin nasıl kullanılabileceği ve devlet gücünün ırkçı bir ideoloji doğrultusunda nasıl kitlesel suçların aracına dönüşebileceği açısından modern tarihin en kapsamlı incelenen örneklerinden biri olmaya devam etmektedir.
