Alanya Kalesi, yarımadanın doğal savunma avantajından yararlanarak kenti, limanı ve yönetim merkezini saldırılara karşı korumak amacıyla yüzyıllar içinde geliştirildi.
Bugün görülen Alanya Kalesi tek bir dönemde sıfırdan yapılmış bir yapı değildir. Yarımadanın savunma amacıyla kullanımı Helenistik döneme kadar uzanırken Roma, Bizans ve özellikle Anadolu Selçuklu dönemlerinde tahkimatlar geliştirilmiştir. Selçuklular zamanında kale, askeri savunmanın yanında yönetim, yerleşim ve deniz ticaretinin korunmasında önemli bir merkez haline gelmiştir. Alanya'nın kuruluşu ve farklı dönemlerdeki gelişimini daha önce aktardığımız haberimizde kentin tarihsel geçmişini ayrıntılarıyla ele almıştık.
ALANYA KALESİ NEDEN BU YARIMADAYA YAPILDI?
Kalenin bulunduğu sarp yarımada, denizden ve karadan ulaşımı zorlaştıran doğal yapısıyla savunma açısından önemli bir avantaj sağlıyordu. Kültür ve Turizm Bakanlığı kaynakları da Alanya Kalesi'nin doğal korunaklılığı nedeniyle tarih boyunca kesintisiz yerleşim gördüğünü belirtiyor. İçkale'nin bulunduğu en yüksek kesim deniz seviyesinden yaklaşık 250 metreye ulaşıyor.

Yüksek ve sarp arazi, çevredeki deniz hareketlerinin izlenmesine ve yerleşimin savunulmasına elverişliydi. Yarımadanın etrafındaki tahkimatlar zamanla genişleyerek yalnızca tepedeki İçkale'yi değil, aşağıdaki liman ve deniz yapılarıyla bağlantılı daha büyük bir savunma sistemini oluşturdu.
ALANYA KALESİ'Nİ ALAEDDİN KEYKUBAD MI YAPTIRDI?
Alanya Kalesi'nin tarihini yalnızca Alaeddin Keykubad ile başlatmak doğru değildir. Yarımadadaki yerleşim ve tahkimat geçmişi Helenistik döneme kadar gider. Bizans döneminde Kalonoros adıyla bilinen kent, 1221'de Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad'ın hakimiyetine geçti. Alanya'nın Selçuklu hakimiyetine geçişini anlattığımız haberimizde bu tarihsel sürecin ayrıntılarını aktarmıştık. Selçuklu döneminde mevcut surlar güçlendirildi, yeni surlar ve sarnıçlar yapıldı ve kale büyük ölçüde bugünkü anıtsal Orta Çağ görünümüne kavuştu.

KALE SADECE DÜŞMAN SALDIRILARINA KARŞI MI KULLANILDI?
Alanya Kalesi yalnızca askerlerin bulunduğu bir savunma noktası değildi. İçkale'nin idari ve askeri örgütlenmenin merkezi olması, yapının yönetim işlevi de taşıdığını gösteriyor. Kale alanında saray kalıntıları, sarnıçlar, dini yapılar ve farklı dönemlere ait yerleşim izlerinin bulunması, yarımadanın aynı zamanda yaşayan bir kent alanı olduğunu ortaya koyuyor.
Su ihtiyacı da kale düzeninin önemli parçalarından biriydi. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre yaklaşık 6,5 kilometre uzunluğunda surlara ve 140'a yakın burca sahip Alanya Kalesi'nde 400'e yakın sarnıç bulunuyor. Bu altyapı, surlarla çevrili yerleşimin su ihtiyacının karşılanmasında önemli rol oynuyordu.

KIZILKULE VE TERSANE NEDEN KALEYLE BİRLİKTE ANILIYOR?
Selçuklu döneminde Alanya'nın savunması deniz kıyısına kadar uzanan bütüncül bir sistem haline getirildi. Kızılkule, Alaeddin Keykubad tarafından 1226'da limanı ve yapılması planlanan tersaneyi denizden gelebilecek tehlikelere karşı korumak amacıyla yaptırıldı. Kule aynı zamanda karadan kaleye yöneltilebilecek saldırılara karşı bir savunma ve gözetleme yapısıydı.
Alaiye Tersanesi ise Selçukluların Akdeniz'deki askeri ve ticari faaliyetleri açısından önem taşıyordu. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Alanya ve Sinop'taki Selçuklu tersanelerinin Akdeniz ile Karadeniz'deki askeri ve ticari seferlere imkan verdiğini belirtiyor. Böylece Alanya'daki kale, liman, Kızılkule ve tersane birbirini tamamlayan bir savunma ve denizcilik düzeninin parçaları haline geldi. Alanya ile Konya arasındaki tarihsel bağın nedenlerini ele aldığımız haberimizde Selçuklu döneminin kent üzerindeki etkisini de aktarmıştık.

ALANYA KALESİ'NİN SURLARI NERELERİ ÇEVRELİYOR?
Alanya Kalesi'nin yaklaşık 6,5 kilometrelik sur sistemi Kızılkule çevresinden başlayarak Ehmedek, İçkale ve yarımadanın farklı savunma noktalarını takip ediyor; Tophane ve Tersane çevresinden yeniden kıyıya ulaşıyor. Bu güzergah, savunmanın yalnızca yarımadanın zirvesine değil, liman bölgesine kadar yayıldığını gösteriyor.
ALANYA KALESİ BUGÜN NEDEN ÖNEMLİ?

Alanya Kalesi bugün askeri işlevinden çok tarihi, arkeolojik ve turistik değeriyle öne çıkıyor. Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden izleri aynı alanda barındırması, kaleyi Alanya'nın tarihsel gelişimini izlemek açısından önemli bir kültür varlığı haline getiriyor.
Alanya, kale surları, geleneksel kent dokusu ve Selçuklu döneminden kalan yapılarıyla 2000 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde bulunuyor. UNESCO kayıtlarında yarımadadaki surlar, Selçuklu sarnıcı, Bizans kilisesi, saray kalıntıları ve deniz kıyısındaki tarihi tersane alanın öne çıkan unsurları arasında gösteriliyor.
