Sosyal medyada yayılan kısa bir cep telefonu görüntüsü, eşinden şüphelendiği belirtilen bir kişinin yaşadığı adrese giderek karşılaştığı anları kaydetmesiyle gündeme geldi. Paylaşımlardaki iddiaya göre eşinin mesajlaşmalarından şüphelenen kişi, eve geldiğinde eşini başka bir erkekle gördü. Görüntünün nerede ve ne zaman çekildiğine ilişkin doğrulanmış bir bilgi ise bulunmuyor.
“KİM BU ADAM?” DİYE SORDU
Yaklaşık 15 saniye sürdüğü belirtilen görüntülerde kaydı yapan kişinin eşine “Kim bu adam?” diye sorduğu, ardından evde bulunan diğer kişiye yönelerek kim olduğunu öğrenmeye çalıştığı duyuluyor. Taraflar arasında sözlü gerilim yaşanırken kadın da durumu açıklamaya çalışıyor. Sosyal medyadaki paylaşımlarda kişinin daha sonra eşinin ailesini eve çağırdığı ileri sürülse de bu bilgi bağımsız kaynaklarca doğrulanmış değil.
Kaydın sona ermesinin ardından taraflar arasında ne yaşandığı konusunda teyitli bilgi bulunmuyor. Herhangi bir kişinin emniyet veya savcılığa başvurup başvurmadığı, olayla ilgili adli işlem yapılıp yapılmadığı ya da tarafların birbirinden şikâyetçi olup olmadığı da kamuoyuna yansıyan doğrulanmış bilgiler arasında yer almıyor. Bu nedenle görüntülerden hareketle taraflardan herhangi biri hakkında suç isnadında bulunmak mümkün değil.
MESAJLARA ERİŞİM HUKUKİ TARTIŞMA YARATABİLİR
Olay sosyal medyada eşler arasındaki güven üzerinden tartışılsa da hukuki açıdan haberleşmenin ve özel hayatın gizliliği de önem taşıyor. Türk Ceza Kanunu'nun 132'nci maddesi kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğinin ihlalini düzenliyor. Madde kapsamında haberleşme içeriklerinin hukuka aykırı şekilde elde edilmesi, kaydedilmesi veya ifşa edilmesi olayın özelliklerine göre cezai değerlendirmeye konu olabiliyor. Kanunda haberleşmenin gizliliğini ihlal için bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülürken, haberleşme içeriklerinin hukuka aykırı biçimde ifşası ayrıca düzenleniyor.
GÖRÜNTÜYÜ ÇEKMEK VE YAYMAK AYRI DEĞERLENDİRİLİYOR
Türk Ceza Kanunu'nun 134'üncü maddesi ise özel hayatın gizliliğini koruyor. Düzenlemeye göre özel hayatın gizliliğinin görüntü veya ses kaydı yoluyla ihlal edilmesi cezayı ağırlaştıran bir durum olabiliyor. Özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı şekilde ifşa edilmesi de ayrıca suç olarak düzenleniyor. Bu nedenle özel bir ortamda çekilen görüntünün kaydedilmesi ile daha sonra sosyal medya veya başka bir mecra üzerinden yayımlanması hukuken ayrı ayrı incelenebiliyor.
HER GİZLİ KAYIT AYNI SONUCU DOĞURMUYOR
Yargıtay kararları da gizli kayıt ve özel haberleşmeye erişim konusunda olayın koşullarının belirleyici olduğunu gösteriyor. Yüksek mahkemenin değerlendirmelerinde kaydı yapan kişinin haberleşmenin tarafı olup olmadığı, içeriğin nasıl elde edildiği, kişinin başka şekilde delil elde etme olanağının bulunup bulunmadığı, kaydın hangi amaçla kullanıldığı ve üçüncü kişilere açıklanıp açıklanmadığı gibi unsurlar önem taşıyabiliyor. Bu nedenle sosyal medyada birkaç saniyelik görüntü üzerinden kesin bir hukuki sonuca ulaşılması mümkün değil.
ANAYASA DA ÖZEL HAYATI GÜVENCE ALTINA ALIYOR
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 20'nci maddesi herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğunu ve özel hayat ile aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağını hükme bağlıyor. Haberleşmenin gizliliği de anayasal güvence altında bulunuyor. Dolayısıyla eşler arasındaki bir uyuşmazlıkta dahi telefon mesajlarına erişim, ses veya görüntü kaydı alınması ve bunların kamuoyuyla paylaşılması somut olayın koşullarına göre ayrı bir hukuki incelemenin konusu olabiliyor.
SOSYAL MEDYADAKİ İDDİALAR TEYİT GEREKTİRİYOR
Görüntünün hızla farklı hesaplarda paylaşılması, olayın bağlamından kopuk veya eksik bilgilerle aktarılması riskini de beraberinde getiriyor. Şu aşamada görüntünün çekildiği yer ve tarih ile olay sonrasında yaşananlara ilişkin resmi veya bağımsız biçimde doğrulanmış ayrıntılar bulunmuyor. Bu nedenle tarafların hukuki durumuna ilişkin kesin değerlendirme ancak olayın bütün koşullarının ve varsa resmi soruşturma kayıtlarının incelenmesiyle yapılabilir.










