Halid Şeyh Muhammed, ABD makamlarınca El-Kaide'nin üst düzey isimlerinden biri ve 11 Eylül 2001 saldırılarının baş planlayıcısı olmakla suçlanan Pakistanlı tutukludur. 2003'te Pakistan'da yakalanan Muhammed, CIA gözetimindeki gizli tesislerde tutulmasının ardından 2006'da Guantanamo Körfezi'ndeki ABD askerî cezaevine nakledildi. Hakkındaki dava, saldırıların üzerinden yaklaşık çeyrek yüzyıl geçmesine rağmen delillerin kabul edilebilirliği, sorgulama yöntemleri ve askerî yargılama sistemine ilişkin hukuki tartışmalar nedeniyle sonuçlanmadı.
Halid Şeyh Muhammed kimdir?
Halid Şeyh Muhammed'in doğum tarihi ve doğum yerine ilişkin kaynaklarda farklı bilgiler bulunmaktadır. ABD federal hükûmetine ait 8 Aralık 2006 tarihli bir değerlendirme raporunda 14 Nisan 1965'te Pakistan'ın Belucistan eyaletinde doğduğu belirtilirken, farklı kaynaklarda 1964 veya 1965'te Kuveyt'te, Belucistan kökenli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldiği aktarılır. Pakistan vatandaşı olan Muhammed'in çocukluk ve gençlik yıllarının önemli bölümünü Kuveyt'te geçirdiği kabul edilmektedir.
ABD makamlarının kayıtlarına göre genç yaşlarda Müslüman Kardeşler çevresinden etkilenen Muhammed, 1983'te lise eğitimini tamamladıktan sonra ABD'ye gitti. Önce Kuzey Karolina'daki Chowan Üniversitesi'nde eğitim gördü, ardından Kuzey Karolina Tarım ve Teknik Eyalet Üniversitesi'ne geçti. 1986'da makine mühendisliği alanında lisans derecesi aldı. Vize süresinin sona ermesinin ardından Pakistan'ın Peşaver kentine yerleşti.
Afganistan ve Pakistan'daki faaliyetleri nasıl başladı?
Muhammed, Sovyetler Birliği'nin Afganistan'daki askerî varlığına karşı savaşan gruplara katıldı. ABD hükûmetine ait raporlara göre Abdullah Azzam'ın yönettiği bir eğitim kampında bulundu ve eğitimini 1987'de tamamladı. Daha sonra Abdül Resul Seyyaf'ın liderliğindeki Afganistan İslami Dava Örgütü tarafından yayımlanan el-Bünyan el-Mersus adlı dergide çalıştı. Bu dönemde kardeşleri Zahid ve Abid'in de Afganistan'daki silahlı çevrelerle ilişkili olduğu belirtilmektedir.
Mühendislik eğitimi nedeniyle teknik görevler de üstlenen Muhammed'in kısa süre Japonya merkezli Maruzen şirketi adına hidrolik mühendisi olarak çalıştığı, ardından Afganistan'a dönerek mağara ve siper kazımı ile iş makinelerinin onarımı gibi işlerde görev aldığı aktarılmaktadır. Daha sonra Pakistan'a dönerek Peşaver'de öğretmenlik yaptı. Kendi anlatımına göre 1991'de okuluna maddi yardım sağlamak amacıyla Seyyaf ile yeniden temas kurdu. 1992'de Pencap Üniversitesi'nde İslam kültürü ve tarihi alanında yüksek lisans eğitimini tamamladı.
1993'te Katar Elektrik ve Su Bakanlığında proje mühendisi olarak çalışmaya başladı ve bu dönemde evlenerek ailesini Katar'a yerleştirdi. Mesleği nedeniyle farklı ülkelere seyahat etti. Bosna Savaşı sırasında Bosna-Hersek'e gittiğine ve 1995'te bir yardım kuruluşunda gönüllü olarak çalıştığına ilişkin haberler yayımlandı. Bosna basınında 2009'da çıkan haberlerde kendisine savaş döneminde Bosna-Hersek vatandaşlığı verildiği öne sürüldü.
El-Kaide içindeki rolü ve 11 Eylül bağlantısı neydi?
11 Eylül Komisyonu Raporu, Muhammed'i El-Kaide içinde bağımsız hareket edebilen bir operasyon planlayıcısı ve 11 Eylül saldırılarının “baş mimarı” olarak tanımladı. Rapora göre Muhammed, 1996'da Afganistan'da Usame bin Ladin ile görüşerek farklı saldırı fikirleri sundu. Sonraki yıllarda uçakların hedeflere çarptırılmasına dayalı planın geliştirilmesi, operasyonun şekillendirilmesi ve katılımcıların seçilmesi süreçlerinde belirleyici rol oynadığı değerlendirildi.
Muhammed 1999'da Kandehar'a geçerek El-Kaide'nin medya ve teknik faaliyetlerinde görev aldı, 2000 yılı sonlarında örgütün medya komitesinin başına geçti. 9/11 Komisyonu, Muhammed'in örgütün klasik hiyerarşisindeki bir yöneticiden çok, kendi operasyon fikirlerini geliştiren ve bunları üst yönetime sunan etkili bir planlayıcı olduğunu değerlendirdi. Komisyon kayıtlarında “uçaklar operasyonunun” başlıca yöneticisi olarak anılmaktadır.

11 Eylül 2001'de dört yolcu uçağının kaçırılmasıyla gerçekleştirilen saldırılarda New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin ikiz kuleleri ile Pentagon hedef alındı; dördüncü uçak Pennsylvania'da düştü. Yaklaşık 3 bin kişinin hayatını kaybettiği saldırılar, ABD'nin Afganistan'a müdahalesi ve daha geniş kapsamlı “terörle mücadele” politikasının başlamasında dönüm noktası oldu. Muhammed daha sonraki sorgularında 11 Eylül planındaki sorumluluğunu kabul eden ifadeler verdi; ancak bu ifadelerin hangi koşullarda alındığı, sonraki dava sürecinin temel hukuki tartışmalarından biri haline geldi.
Halid Şeyh Muhammed nasıl yakalandı ve sorgulandı?
Muhammed, 1 Mart 2003'te Pakistan'ın Ravalpindi kentinde düzenlenen operasyonla yakalandı. Operasyonda Pakistan istihbaratının yanı sıra Amerikan birimlerinin rolünün kapsamına ilişkin farklı açıklamalar yapıldı. Pakistan yönetimi operasyonun esas olarak Servislerarası İstihbarat tarafından yürütüldüğünü savunurken, çeşitli ABD kaynakları CIA ve FBI personelinin de süreçte rol oynadığını belirtti.
Yakalanmasının ardından yaklaşık üç yıl boyunca CIA'nın gizli gözaltı programı kapsamında farklı tesislerde tutuldu. ABD Senatosu İstihbarat Komitesinin CIA sorgulama programına ilişkin incelemesinde Muhammed'in suyla boğulma hissi yaratan “waterboarding” yöntemine 183 kez maruz bırakıldığı kaydedildi. Raporda ayrıca uzun süreli uykusuz bırakma ve başka ağır sorgulama yöntemlerinin kullanıldığı belirtildi. Bu uygulamalar, insan hakları örgütleri ve hukukçular tarafından işkence olarak nitelendirildi ve elde edilen ifadelerin güvenilirliği konusunda uzun yıllar süren hukuki uyuşmazlıklara yol açtı.
Muhammed Eylül 2006'da Guantanamo Körfezi'ndeki askerî tesise nakledildi. 2007'de burada FBI görevlilerine kapsamlı ifadeler verdi. Ancak önceki CIA sorgularında uygulanan ağır yöntemlerin daha sonraki ifadeler üzerindeki etkisi, savunma avukatlarının başlıca itirazlarından biri oldu. 29 Ağustos 2026'da askerî hâkim Michael Schrama, Muhammed'in Ocak 2007'de FBI'a verdiği ifadelerin gönüllü biçimde alınmadığına hükmederek bunların yaklaşan davada kullanılmasını engelledi.
Guantanamo'daki dava neden yıllardır sonuçlanmadı?
ABD Savunma Bakanlığı, Muhammed ve dört sanık hakkındaki 11 Eylül dosyasını 2012'de ölüm cezası talep edilebilen askerî komisyona sevk etti. Sanıklara komplo, savaş hukukuna aykırı öldürme, sivillere saldırı, uçak kaçırma, terörizm ve mala zarar verme gibi suçlamalar yöneltildi. Davanın esas yargılamaya geçmesi, gizli CIA programına ilişkin belgeler, sanıkların sağlık durumları ve işkence altında elde edildiği savunulan deliller konusundaki uyuşmazlıklar nedeniyle defalarca ertelendi.
Temmuz 2024'te Muhammed, Velid bin Attaş ve Mustafa el-Havsavi için ölüm cezasını ortadan kaldıracak ve suç kabulü karşılığında ömür boyu hapis öngörecek ön anlaşmalar yapıldı. Dönemin ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin iki gün sonra anlaşmaları geri çekti. Alt mahkemelerde Austin'in yetkisi konusunda farklı kararlar verilse de Washington'daki federal temyiz mahkemesi Temmuz 2025'te Savunma Bakanının anlaşmaları iptal etme yetkisine sahip olduğuna hükmetti.
Ağustos 2026 itibarıyla Muhammed ile birlikte Velid bin Attaş, Ali Abdülaziz Ali ve Mustafa el-Havsavi'nin yargılanması sürmektedir. Askerî hâkim, davanın esasına ilişkin yargılamanın 5 Haziran 2028'de başlamasını kararlaştırdı. Tarihin yeni usul tartışmaları nedeniyle değişme ihtimali bulunuyor. Dava, hem 11 Eylül saldırılarının sorumluluğunun ceza hukuku çerçevesinde belirlenmesi hem de CIA'nın gözaltı ve sorgulama programının Amerikan yargı sistemindeki sonuçları açısından önem taşıyor.
