Ahmet Kenan Evren, Türk askerî ve siyasi tarihinin en tartışmalı isimlerinden biri olarak 17. Genelkurmay Başkanı, 12 Eylül 1980 askerî darbesinin lideri, 1980-1982 yıllarında Devlet Başkanı ve 1982-1989 döneminde Türkiye Cumhuriyeti’nin 7. Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı. Uzun askerlik kariyerinin ardından ülke yönetimini üstlenen Evren’in adı, özellikle 12 Eylül dönemi, 1982 Anayasası ve sonraki yıllarda açılan darbe davasıyla Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde önemli bir yer tuttu.
Kenan Evren kimdir ve nerede doğdu?
Kenan Evren, 17 Temmuz 1917’de Manisa’nın Kula ilçesinde dünyaya geldi. Nüfus kaydının doğumundan aylar sonra Alaşehir’de yapılması nedeniyle resmî kayıtlarda uzun süre 1 Ocak 1918 ve Alaşehir bilgileri yer aldı. Babası Hayrullah Evren Preşova kökenli, annesi Naciye Evren ise Bulgaristan’ın Ziştov bölgesinden Anadolu’ya göç eden bir ailenin mensubuydu. Doğumunda kendisine bir süre “Kadir” adı verilmiş, daha sonra ailesinin kararıyla adı Ahmet Kenan olarak değiştirilmişti.
Çocukluğunun ilk yılları Millî Mücadele dönemine rastladı. Yunan ordusunun Batı Anadolu’daki ilerleyişi sırasında ailesi Alaşehir’den Denizli’ye göç etti; Kurtuluş Savaşı’nın ardından babasının memuriyetleri nedeniyle Bergama, Muğla ve yeniden Alaşehir gibi farklı yerlerde yaşadı. İlkokula Muğla’da başlayan Evren, öğrenimine Alaşehir ve Manisa’da devam etti. Gençlik yıllarında resme de ilgi duydu; bu uğraşını ilerleyen yaşlarında düzenlediği sergilerle sürdürdü.
Kenan Evren’in askerî kariyeri nasıl ilerledi?
Evren, Maltepe Askerî Lisesinin ardından Kara Harp Okuluna girdi ve 1938’de topçu asteğmeni olarak mezun oldu. 1940’ta Topçu Okulunu tamamladıktan sonra çeşitli birliklerde görev yaptı. 1946’da Kara Harp Akademisine girdi, 1949’da kurmay yüzbaşı olarak mezun oldu. Genelkurmay Eğitim Şubesi, 1. Ordu Harekât birimleri ve Kara Harp Akademisi öğretmenliği gibi görevler, onun kurmay subay olarak kariyerinin önemli basamaklarını oluşturdu.

1958-1959 yıllarında Kore Savaşı’nın ardından Güney Kore’de görev yapan Türk Tugayında harekât ve eğitim şube müdürlüğü ile kurmay başkanlığı yaptı. Türkiye’ye dönüşünde Ordu Donatım Okulu Kurmay Başkanlığı, 2. Ordu Harekât Eğitim Başkanlığı, 227. Piyade Alayı Komutanlığı ve 9. Kolordu Kurmay Başkanlığı gibi görevler üstlendi. 1964’te tuğgeneral, 1967’de tümgeneral, 1970’te korgeneral ve 1974’te orgeneral oldu. Daha sonra Genelkurmay İkinci Başkanlığı, Ege Ordu Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevlerinde bulundu.
Evren, 7 Mart 1978’de Genelkurmay Başkanı oldu. Görev yaptığı dönem Türkiye’de sağ-sol çatışmaları, siyasi cinayetler, ekonomik sorunlar ve sık değişen hükümetlerle karakterize edilen yoğun bir siyasi kriz ortamına denk geldi. Türk Silahlı Kuvvetleri komuta heyetinin 27 Aralık 1979’da Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e ilettiği ve siyasi liderlere aktarılmasını istediği uyarı mektubu, askerî müdahaleye giden sürecin önemli aşamalarından biri oldu.
12 Eylül 1980 darbesinde nasıl bir rol oynadı?
Türk Silahlı Kuvvetleri, Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve kuvvet komutanlarının liderliğinde 12 Eylül 1980’de yönetime el koydu. TBMM’nin ve hükümetin faaliyetleri sona erdirildi, siyasi partilerin çalışmaları durduruldu ve ülke Millî Güvenlik Konseyi tarafından yönetilmeye başlandı. Evren, Genelkurmay Başkanlığının yanı sıra Millî Güvenlik Konseyi Başkanlığı ve Devlet Başkanlığı görevlerini üstlendi. Darbe sonrasında gerçekleştirilen tutuklamalar, siyasi yasaklar, idamlar ve yaygın insan hakları ihlalleri, 12 Eylül döneminin sonraki yıllarda yoğun biçimde tartışılmasına neden oldu.

Darbe yönetimi yeni bir anayasal düzen oluşturmak amacıyla Millî Güvenlik Konseyi ile Danışma Meclisinden meydana gelen Kurucu Meclisi oluşturdu. Orhan Aldıkaçtı başkanlığındaki komisyonun hazırladığı anayasa 7 Kasım 1982’de halkoyuna sunuldu. Referanduma katılanların yüzde 91,37’sinin “kabul” oyu vermesiyle 1982 Anayasası yürürlüğe girdi; anayasanın geçici 1. maddesi uyarınca Evren aynı zamanda yedi yıllığına Cumhurbaşkanı oldu. Referandum sürecinde yeni anayasa lehine Evren tarafından yoğun kampanya yürütülürken karşı propaganda imkânlarının ciddi biçimde sınırlandırılması, oylamanın demokratik niteliğine ilişkin sonraki tartışmaların başlıca konularından biri oldu.
Cumhurbaşkanlığı döneminde hangi gelişmeler yaşandı?
Kenan Evren, 9 Kasım 1982’den 9 Kasım 1989’a kadar Türkiye’nin 7. Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı. 1 Temmuz 1983’te Genelkurmay Başkanlığını Orgeneral Nurettin Ersin’e devrederek askerlikten ayrıldı. 6 Kasım 1983 genel seçimleriyle parlamenter hayata yeniden geçildi ve Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi iktidara geldi. Bununla birlikte 1982 Anayasası, Cumhurbaşkanına 1961 Anayasası dönemine kıyasla daha geniş yetkiler tanımış; Evren’in görev süresi askerî yönetimden sivil siyasete geçiş döneminin belirleyici unsurlarından biri olmuştu.
Evren, görev yıllarında eğitim ve nüfus politikalarına ilişkin kampanyalarda da yer aldı. Okuryazarlığın artırılması, özellikle kız çocuklarının okula gönderilmesi, okul yapımının yaygınlaştırılması ve nüfus artış hızının azaltılması yönünde kamuoyuna çağrılar yaptı. “Kendi Okulunu Kendin Yap” kampanyası bu dönemde öne çıkan girişimler arasındaydı. Evren ve Millî Güvenlik Konseyinin diğer üyeleri ayrıca aralarında topladıkları biner liralık sermayeyle 17 Mayıs 1982’de kurulan Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfının kuruluşunda yer aldı. Vakıf, askerlik hizmeti sırasında hayatını kaybedenlerin yakınları ile gazi ve engelli erbaş ve erlere sosyal ve ekonomik destek sağlamak amacıyla oluşturuldu.
Görevden ayrıldıktan sonra hayatı ve yargı süreci nasıl gelişti?

Evren, görev süresini tamamladıktan sonra 9 Kasım 1989’da Cumhurbaşkanlığını Turgut Özal’a devretti ve Marmaris’e yerleşti. Sonraki yıllarında resim yaptı, kişisel sergiler açtı, anılarını kaleme aldı ve Kenan Evren Eğitim Kültür Vakfı ile ilgilendi. Altı ciltlik “Kenan Evren’in Anıları” 1990’lı yılların başında yayımlandı. 1990’da Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’ne layık görüldü.
12 Eylül yönetiminin üyelerini yargılamadan koruyan 1982 Anayasası’nın geçici 15. maddesi, 12 Eylül 2010’daki anayasa değişikliği referandumunun ardından kaldırıldı. Böylece Evren ve dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya hakkında 12 Eylül darbesi nedeniyle dava açılmasının hukuki yolu oluştu. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi 18 Haziran 2014’te iki sanığı anayasal düzeni ortadan kaldırmaya ilişkin suçtan önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı, ardından takdiri indirimle cezayı müebbet hapse çevirdi; ayrıca askerî rütbelerinin sökülmesine hükmetti. Ancak karar temyiz edildi ve kesinleşmeden Evren ile Şahinkaya hayatını kaybetti. Yargıtay, sanıkların ölümü nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verdi; bu nedenle yerel mahkemenin mahkûmiyet hükümleri kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyeti niteliği kazanmadı.
Kenan Evren, uzun süredir tedavi gördüğü Gülhane Askerî Tıp Akademisinde 9 Mayıs 2015’te 97 yaşında hayatını kaybetti. Ardında, bir yandan uzun bir askerlik ve cumhurbaşkanlığı kariyeri, diğer yandan Türkiye’nin demokratik düzenine askerî müdahaleyi temsil eden 12 Eylül 1980 darbesiyle iç içe geçmiş tartışmalı bir siyasi miras bıraktı. Evren’in hayatı ve dönemi, Türkiye’de asker-siyaset ilişkileri, darbe dönemlerinin hukuki sorumluluğu ve 1982 Anayasası’nın siyasi sistem üzerindeki etkileri tartışılırken yakın tarihin başlıca inceleme konularından biri olmayı sürdürdü.
