Mahpeyker Kösem Sultan, yaklaşık 1589’da doğduğu kabul edilen ve 2 Eylül 1651’de İstanbul’da öldürülen Osmanlı sarayının en etkili kadınlarından biridir. Sultan I. Ahmed’in hasekisi, IV. Murad ile Sultan İbrahim’in annesi ve IV. Mehmed’in büyükannesi olan Kösem Sultan, özellikle küçük yaştaki hükümdarlar döneminde devlet yönetiminde üstlendiği rol nedeniyle Osmanlı siyasi tarihinde ayrı bir yere sahiptir. IV. Murad’ın 1623’te tahta çıkmasıyla valide sultan olan Kösem, oğlunun çocukluk döneminde devlet işlerinde doğrudan söz sahibi olmuş; daha sonraki yıllarda İbrahim ve IV. Mehmed dönemlerinde de saraydaki nüfuzunu korumuştur.
Kösem Sultan’ın kökeni ve saraya gelişi hakkında neler biliniyor?
Kösem Sultan’ın doğum yeri, ailesi ve çocukluk yılları konusunda kesin belgeler bulunmamaktadır. Kaynaklarda Rum, Bosnalı veya Çerkes kökenli olduğuna ilişkin farklı görüşler yer alırken, babasının Ortodoks bir din adamı olduğu da rivayet edilmiştir. Tarihçi Halil İnalcık onun Rum kökenli olduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte modern tarih çalışmalarında, erken yaşamına ilişkin bilgilerin önemli bölümünün kesin belgelere değil daha sonraki anlatılara dayandığı özellikle vurgulanmaktadır. TDV İslâm Ansiklopedisi de ailesi ve saraya nasıl getirildiği konusunda kesin bilgi bulunmadığını kaydeder.
Saraya girdikten sonra Mahpeyker adını aldığı, daha sonra ise Kösem adıyla tanındığı kabul edilir. “Kösem” adının nasıl ortaya çıktığı konusunda da farklı yorumlar vardır. Bunlardan biri kelimeyi “sürünün önünde yürüyen, yol gösteren” anlamındaki kösemen sözüyle ilişkilendirerek onun liderlik vasfına gönderme yapar. Başka yorumlarda ise adın fiziksel özelliklerinden kaynaklanmış olabileceği belirtilir. Bu nedenle popüler anlatılarda geçen “Anastasya” adı ve Kösem lakabının kökeni gibi ayrıntılar kesin tarihsel gerçekler olarak değil, ihtiyatla ele alınması gereken rivayetler olarak değerlendirilmelidir.
I. Ahmed döneminde Kösem Sultan nasıl yükseldi?

Kösem Sultan’ın saraydaki yükselişi Sultan I. Ahmed döneminde gerçekleşti. Haseki olarak padişaha yakınlığı, dünyaya getirdiği şehzadeler ve saray içindeki ilişkileri zaman içinde konumunu güçlendirdi. I. Ahmed ile nikâhlı olup olmadığı ise tarihçiler arasında tartışmalıdır. Osmanlı kaynaklarında açık bir nikâh kaydı bulunmaması ve yabancı elçilik raporlarının farklı ifadeler kullanması nedeniyle bu konuda kesin hüküm vermek güçtür. Bu nedenle Kösem Sultan’ı I. Ahmed’in hasekisi ve çocuklarının annesi olarak tanımlamak tarihsel kaynaklarla daha güvenli biçimde örtüşmektedir.
I. Ahmed’in 1617’de ölümü Osmanlı hanedanında önemli bir taht değişikliğinin önünü açtı. Padişahın kardeşi Mustafa’nın tahta çıkarılmasıyla, hükümdarlığın babadan oğula geçmesine dayanan eski uygulamanın yanında hanedanın yaşça büyük erkek üyelerinin de tahta çıkabildiği yeni bir süreç belirginleşti. Kösem Sultan’ın I. Mustafa’nın tahta çıkışındaki doğrudan rolünün derecesi kesin olarak bilinmese de oğullarının yaşamını ve gelecekteki taht ihtimallerini korumaya yönelik saray siyasetinde etkili olduğu değerlendirilir. I. Mustafa ve II. Osman dönemlerinde yaklaşık altı yıl Eski Saray’da kalan Kösem Sultan’ın siyasi gücü, oğlu IV. Murad’ın 10 Eylül 1623’te tahta çıkmasıyla yeni bir boyut kazandı.
Kösem Sultan devlet yönetiminde nasıl etkili oldu?
IV. Murad henüz çocuk yaşta tahta çıktığı için devlet yönetiminde Kösem Sultan, sadrazamlar ve diğer yüksek devlet görevlileri önemli rol üstlendi. Bu dönem Bağdat’ın Safevîlerin eline geçmesi, Abaza Mehmed Paşa isyanı, yeniçeri meseleleri, Kırım’daki gelişmeler ve İstanbul’a kadar yaklaşan Kazak akınları gibi ciddi sorunların yaşandığı bir dönemdi. Kösem Sultan bu meselelerin görüşüldüğü siyasi mekanizmanın merkezinde yer aldı. IV. Murad’ın 1631-1632 civarında yönetimi fiilen kendi eline almasıyla Kösem’in doğrudan idari ağırlığı azalsa da anne-oğul arasındaki siyasi iletişim tamamen sona ermedi.
IV. Murad’ın 1640’ta ölmesinin ardından Kösem Sultan’ın diğer oğlu İbrahim tahta çıktı. Şehzade İbrahim uzun yıllar kafes hayatı yaşamıştı ve hanedanın hayatta kalan erkek üyelerinden biriydi. İbrahim döneminde Kösem Sultan yeniden yönetimin önemli aktörlerinden biri haline geldi. Ancak padişahla saray çevresi arasındaki gerilimler, ekonomik sorunlar ve devlet adamları arasındaki mücadele giderek ağırlaştı. İbrahim’in 1648’de tahttan indirilmesi ve kısa süre sonra öldürülmesinin ardından tahta bu kez Kösem Sultan’ın torunu IV. Mehmed çıkarıldı.

IV. Mehmed tahta çıktığında henüz altı buçuk yaşlarındaydı. Annesi Turhan Sultan da genç olduğu için Kösem Sultan sarayda “Büyük Valide” veya benzeri unvanlarla nüfuzunu sürdürdü. Böylece Osmanlı sarayında aynı anda padişahın annesi Turhan Sultan ile büyükannesi Kösem Sultan’ın siyasi ağırlık taşıdığı sıra dışı bir dönem başladı. Zamanla iki valide çevresinde farklı devlet adamları ve saray grupları toplandı. Kösem Sultan’ın özellikle yeniçeri ağalarıyla bağlantılı siyasi gücü, Turhan Sultan ve onu destekleyen saray görevlileriyle sert bir rekabete dönüştü.
Kösem Sultan’ın hayır eserleri ve mirası nelerdir?
Kösem Sultan yalnızca saray siyasetiyle değil, geniş vakıf ve hayır faaliyetleriyle de tanındı. Üsküdar’daki Çinili Cami Külliyesi onun en önemli eserleri arasındadır. 1640’ta tamamlanan külliye cami, mektep, çeşme, hamam ve çeşitli yapılardan oluşuyordu. İstanbul’daki Büyük Valide Hanı da vakıflarına gelir sağlamak amacıyla yaptırdığı başlıca yapılardandı. Bunun yanı sıra Anadolukavağı’nda mescit, İstanbul’un çeşitli semtlerinde çeşmeler ve başka hayır eserleri yaptırdı. Mekke ve Medine’de fakirlere yardım edilmesi, Kur’an okutulması ve hac yolundaki su ihtiyaçlarının karşılanması için de vakıflar kurduğu bilinmektedir.
Dönemin kaynakları Kösem Sultan’ın geniş gelir kaynaklarına sahip olduğunu ve servetinin bir bölümünü sosyal yardım için kullandığını aktarır. Borç nedeniyle hapiste bulunan kişilerin borçlarını ödetmesi, ihtiyaç sahiplerine yardım edilmesi için düzenli gelir tahsis etmesi ve saray hizmetindeki genç kadınlara çeyiz hazırlatarak evlenmelerini sağlaması ona atfedilen hayır faaliyetleri arasındadır. Büyük Valide Hanı gibi ticari yapılar ise vakıfların sürekliliğini sağlayacak gelir kaynakları oluşturması bakımından Osmanlı vakıf sisteminin tipik uygulamalarını yansıtıyordu.

Kösem Sultan nasıl öldü ve tarihte nasıl hatırlanıyor?
Kösem Sultan ile Turhan Sultan arasındaki iktidar mücadelesi 1651’de en sert noktasına ulaştı. Dönemin kaynaklarında Kösem Sultan’ın IV. Mehmed’i tahttan indirerek yerine başka bir şehzadeyi geçirmeyi düşündüğüne ilişkin anlatılar bulunur. Planın Turhan Sultan tarafına ulaşmasının ardından saraydaki güç dengesi Kösem Sultan aleyhine döndü. Kösem Sultan 2 Eylül 1651’de Topkapı Sarayı’nın harem bölümünde Turhan Sultan’ı destekleyen saray görevlileri tarafından öldürüldü ve daha sonra Sultanahmet Camii yakınındaki I. Ahmed Türbesi’ne defnedildi. Böylece Osmanlı tarihinde öldürülen valide sultanlardan biri olarak kayıtlara geçti.
Kösem Sultan’ın yaklaşık yarım yüzyıla yayılan saray hayatı, Osmanlı tarihinde sonradan “Kadınlar Saltanatı” diye adlandırılan dönemin en belirgin örneklerinden biri kabul edilir. Onu diğer saray kadınlarından ayıran temel unsur, iki oğlunun padişahlığını görmesi, IV. Murad’ın çocukluk döneminde yönetimde belirleyici olması, İbrahim döneminde nüfuzunu sürdürmesi ve torunu IV. Mehmed zamanında dahi siyasi merkezde kalabilmesidir. Tarih kaynakları onu kimi zaman saray mücadelelerinin sorumlularından biri olarak eleştirirken kimi zaman hanedanın kriz dönemlerinde sürekliliğini sağlayan önemli bir aktör olarak değerlendirir. Günümüzde Kösem Sultan’ın önemi, yalnızca saray entrikalarıyla değil; hanedan siyaseti, saltanat naipliği, valide sultan kurumunun gelişimi, vakıf sistemi ve 17. yüzyıl Osmanlı devlet düzeni üzerindeki uzun süreli etkisiyle birlikte ele alınmaktadır.
