İçeriğe geç
PusnetPUSNET
Keşfetİl HaberleriSon DakikaDünyaGündemAsayişEkonomiSporKültür-SanatÇevreEğitimSağlıkYaşamMagazinBiyografiTeknolojiGenelTurizmSiyasetTakip Edilenlerİletişim

Yasal ve Destek

Kullanım KılavuzuKullanım ŞartlarıGizlilik PolitikasıÇerez PolitikasıKVKKZiyaretçi AydınlatmaHata / İstek BildirRSS BeslemesiAtom Beslemesi

Küresel Topluluğu Birlikte Büyütelim

Doğru bilgi, güçlü topluluk. Haberini paylaş, sesini duyur.

Hemen Paylaş
Ana Sayfa›Biyografi›Mehmet Ali Ağca ve iki suikastın gölgesindeki hayatı
Biyografi

Mehmet Ali Ağca ve iki suikastın gölgesindeki hayatı

Bircan Subaşı
Bircan Subaşı
@dexignercode

Paylaşıldı: 04.09.2026 04:11

Güncellendi: 09.09.2026 13:05

Mehmet Ali Ağca ve iki suikastın gölgesindeki hayatı

Mehmet Ali Ağca, 9 Ocak 1958'de Malatya'da doğan ve Türkiye'nin yakın siyasi tarihindeki en çok tartışılan cinayetlerden biri olan Abdi İpekçi suikastı ile Papa II. Ioannes Paulus'a yönelik 13 Mayıs 1981 tarihli saldırının faili olarak tanınan Türk tetikçidir. 1970'lerin sonlarında Türkiye'deki aşırı sağ çevrelerle ilişkili olduğu belirtilen Ağca, İpekçi cinayetinden sonra cezaevinden kaçmış, yurt dışına çıkmış ve yaklaşık bir buçuk yıl sonra Vatikan'da düzenlediği saldırıyla uluslararası ölçekte tanınmıştır. İtalya ve Türkiye'de uzun yıllar cezaevinde kalan Ağca, 18 Ocak 2010'da tahliye edilmiştir. Anadolu Ajansı+1

Mehmet Ali Ağca kimdir ve gençliği nasıl geçti?

Mehmet Ali Ağca, çocukluğunun ve gençliğinin bir bölümünü Malatya'da geçirdi. Daha sonra ailesiyle İstanbul'a taşındı. Lise eğitiminin ardından İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde öğrenim gördü. Üniversite yılları, Türkiye'de sağ ve sol gruplar arasındaki siyasi şiddetin hızla yükseldiği, sokak çatışmaları ve siyasi cinayetlerin yaygınlaştığı 1970'lerin ikinci yarısına denk geldi. Ağca da bu dönemde çeşitli siyasi çevrelerle temas kurdu ve aşırı milliyetçi Ülkücü hareketle ilişkilendirildi.

Ağca'nın gençlik yıllarına ilişkin kendi anlatımları zaman içinde önemli ölçüde değişti. Suriye'de Filistin Halk Kurtuluş Cephesi mensuplarından silah ve terör eğitimi aldığını ileri sürdü; ancak örgüt bu iddiayı reddetti. Benzer biçimde Türkiye, Bulgaristan ve Avrupa'daki bağlantılarına ilişkin yıllar boyunca birbirinden farklı açıklamalar yaptı. Bu nedenle Ağca'nın doğrulanmış yaşam öyküsü ile kendi beyanlarına dayanan iddiaların birbirinden ayrılması, biyografisinin anlaşılması açısından önem taşımaktadır.

Ağca'nın Ülkü Ocakları ve dönemin aşırı sağ çevreleriyle ilişkisi çeşitli kaynaklarda yer alırken, daha geniş devlet veya istihbarat bağlantıları konusunda onlarca yıl boyunca farklı iddialar ortaya atıldı. Özellikle Papa suikastının arkasında Bulgar veya Sovyet istihbaratının bulunduğu iddiası uluslararası soruşturmalara konu oldu; ancak bu bağlantıyı kesin biçimde ortaya koyan bir mahkûmiyet kararı çıkmadı. 1986'da Roma'daki davada üç Bulgar ve bazı Türk sanıklar delil yetersizliği nedeniyle beraat etti.

Abdi İpekçi suikastındaki rolü neydi?

Mehmet Ali Ağca'nın Türkiye'de geniş çapta tanınmasına yol açan ilk büyük olay, Milliyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve başyazarı Abdi İpekçi'nin öldürülmesiydi. İpekçi, 1 Şubat 1979'da İstanbul'daki evinin yakınında aracındayken silahlı saldırıya uğrayarak yaşamını yitirdi. Ağca, cinayetin tetikçisi olarak 25 Haziran 1979'da yakalandı ve Maltepe Askerî Cezaevi'ne gönderildi. İpekçi cinayeti, 12 Eylül 1980 askeri darbesinden önce Türkiye'de giderek ağırlaşan siyasi şiddetin en sembolik olaylarından biri haline geldi.

Ağca, tutuklanmasından yaklaşık beş ay sonra, 25 Kasım 1979'da Maltepe Askerî Cezaevi'nden kaçtı. Kaçışına yardım eden kişiler ve kullanılan bağlantılar yıllarca tartışıldı; Abdullah Çatlı'nın da aralarında bulunduğu bazı isimlerin olaya yardımcı olduğu ileri sürüldü. Ağca daha sonra sahte pasaportla yurt dışına çıktı ve Bulgaristan dahil çeşitli ülkelerde bulundu. Türkiye'deki yargılama sürecinde İpekçi cinayeti nedeniyle hakkında ölüm cezası verildi; sonraki hukuki düzenlemeler ve infaz rejimindeki değişiklikler nedeniyle cezasının niteliği zaman içinde değişti.

İpekçi cinayetinin arka planı konusunda farklı siyasi ve örgütsel bağlantılar öne sürülmüş olsa da Ağca'nın cinayetin tetikçisi olduğu yargısal olarak kesinleşti. Buna karşılık cinayetin bütün organizasyonunun, talimat zincirinin ve olası başka bağlantılarının tam olarak aydınlatıldığı konusunda kamuoyundaki tartışmalar sona ermedi. Bu yönüyle dava, Türkiye'nin 1970'lerdeki siyasi şiddet ortamı ve yasa dışı yapılanmalar üzerine yürütülen tartışmaların önemli başlıklarından biri olarak kaldı.

Papa II. Ioannes Paulus'a nasıl suikast girişiminde bulundu?

Cezaevinden kaçtıktan sonra Ağca'nın Avrupa'daki hareketliliği devam etti. Papa II. Ioannes Paulus'u daha 1979'da tehdit ettiği basına yansıdı. 13 Mayıs 1981'de Vatikan'daki Aziz Petrus Meydanı'nda düzenlenen genel kabul töreni sırasında Papa, açık araçla kalabalığın arasından geçerken Ağca tarafından silahla vuruldu. Vatikan kayıtlarına göre saldırı saat 17.19'da gerçekleşti. Ağır yaralanan Papa, Roma'daki Gemelli Hastanesi'ne kaldırılarak saatler süren bir ameliyata alındı.

Ağca birkaç el ateş etti ve Papa'nın vücuduna kurşunlar isabet etti. Papa saldırıdan sağ kurtulurken meydandaki iki kişi de yaralandı. Ağca olay yerinde etkisiz hale getirilerek İtalyan makamlarınca yakalandı. Vatikan bugün de Aziz Petrus Meydanı'nda saldırının gerçekleştiği noktayı bir hatıra plaketiyle işaretlemektedir. Vatikan'ın resmi anlatımında Ağca saldırının faili olarak kaydedilirken, Papa'nın daha sonra kendisini affetmesi olayın dünya kamuoyunda en fazla hatırlanan yönlerinden biri haline geldi.

Ağca, Temmuz 1981'de İtalya'da ömür boyu hapse mahkûm edildi. Saldırının arkasında başka kişiler veya devletlerin bulunup bulunmadığı ise büyük bir uluslararası soruşturmaya dönüştü. Ağca daha sonra Bulgar bağlantılarından, Türk suç çevrelerinden ve çeşitli aracılardan söz eden farklı ifadeler verdi. 1985'te başlayan ve yaklaşık on ay süren Roma davasında “Bulgar bağlantısı” olarak bilinen teori ayrıntılı biçimde ele alındı. Ancak üç Bulgar ve bazı Türk sanıklar 1986'da delil yetersizliği gerekçesiyle beraat etti; böylece Ağca'nın ötesinde saldırıyı kimin organize ettiği hukuken kesinleştirilemedi.

Soğuk Savaş bağlamı, bu iddiaların uluslararası önemini artırdı. Polonya doğumlu II. Ioannes Paulus, özellikle komünist Doğu Avrupa'da güçlü toplumsal etkisi bulunan bir dini liderdi. Bu nedenle saldırının Sovyet Bloku tarafından organize edilmiş olabileceği tezi uzun yıllar tartışıldı. Ancak Ağca'nın farklı tarihlerde birbirini tutmayan açıklamalar yapması soruşturmayı güçleştirdi. Papa II. Ioannes Paulus da 2002'de Bulgaristan'a yaptığı ziyaret sırasında Bulgar halkını bu olayla ilişkilendiren suçlamalara inanmadığını ifade etmişti. Buna karşın farklı araştırmalar ve siyasi raporlar sonraki yıllarda da Sovyet veya Bulgar bağlantısı tezini gündeme getirmeyi sürdürdü.

Mehmet Ali Ağca
Mehmet Ali Ağca

Papa ile Ağca arasındaki görüşme neden önemliydi?

II. Ioannes Paulus, saldırıdan yalnızca birkaç gün sonra hastanedeyken kendisini vuran Ağca'yı affettiğini açıkladı. Vatikan kayıtlarına göre Papa, 17 Mayıs 1981'de saldırgan için dua edilmesini istedi ve onu içtenlikle affettiğini söyledi. 27 Aralık 1983'te ise Roma'daki Rebibbia Cezaevi'ne giderek Ağca ile özel bir görüşme yaptı. Görüşmenin içeriğinin büyük bölümü açıklanmadı; ancak Papa'nın saldırganıyla yüz yüze görüşmesi, modern papalık tarihinin en çok hatırlanan bağışlama olaylarından biri oldu.

Papa daha sonraki yıllarda Ağca'nın ailesiyle de temas kurdu. Ağca ise cezaevindeyken dini kimliği hakkında farklı açıklamalarda bulundu ve bir dönem Hristiyanlığa geçtiğini söyledi. Aynı süreçte kendisini dini veya mesihçi ifadelerle tanımladığı açıklamaları da basına yansıdı. Ağca'nın yıllar boyunca sık sık değiştirdiği siyasi ve dini beyanları, özellikle Papa suikastının motivasyonuna ilişkin ifadelerinin güvenilirliği konusunda tartışmalara neden oldu.

Mehmet Ali Ağca ne zaman serbest bırakıldı?

Ağca, İtalya'daki cezasının yaklaşık 19 yılını çektikten sonra Haziran 2000'de dönemin İtalya Cumhurbaşkanı Carlo Azeglio Ciampi tarafından affedildi ve Türkiye'ye iade edildi. Türkiye'ye geldikten sonra Abdi İpekçi cinayeti ve daha önceki bazı suçlardan kalan cezaları nedeniyle yeniden cezaevine konuldu. İtalya'da geçirdiği hapis süresinin Türkiye'deki cezasına nasıl mahsup edileceği ise uzun süren hukuki tartışmalara yol açtı.

12 Ocak 2006'da bir mahkeme kararıyla tahliye edilen Ağca'nın serbest bırakılması kamuoyunda yoğun tartışma yarattı. Adalet Bakanlığının itirazının ardından Yargıtay tahliye hesabını bozdu ve Ağca yalnızca sekiz gün sonra, 20 Ocak 2006'da yeniden cezaevine gönderildi. Yüksek mahkeme, İtalya'da Papa suikastı nedeniyle geçirilen ceza süresinin Türkiye'deki ayrı suçlardan verilen cezaya bu şekilde mahsup edilemeyeceği sonucuna vardı.

Ceza süresi yeniden hesaplanan Ağca, 18 Ocak 2010'da Ankara'daki Sincan F Tipi Cezaevi'nden kesin olarak tahliye edildi. Böylece İtalya ve Türkiye'de toplamda yaklaşık otuz yıla ulaşan cezaevi dönemi sona erdi. Tahliyesinin hemen ardından askerlik yükümlülüğü nedeniyle askeri sağlık değerlendirmesine götürüldü ve askerliğe elverişli olmadığı yönünde karar verildi.

Tahliye sonrasında Mehmet Ali Ağca ne yaptı?

Ağca, tahliyesinden sonraki yıllarda çeşitli açıklamalarla yeniden basında yer aldı; ancak Papa suikastının arka planına ilişkin anlatımları kesin bir tablo ortaya koymadı. Kimi açıklamalarında saldırıyı tek başına gerçekleştirdiği izlenimini verirken kimi açıklamalarında farklı kişi ve örgütlerden söz etti. Onun değişken ifadeleri nedeniyle suikastın arkasındaki olası uluslararası bağlantılar konusunda tarihçiler, gazeteciler ve araştırmacılar arasında ortak bir sonuca varılamadı.

27 Aralık 2014'te Ağca, Vatikan'a giderek II. Ioannes Paulus'un Aziz Petrus Bazilikası'ndaki mezarını ziyaret etti ve mezara beyaz güller bıraktı. Bu ziyaret, Papa'nın 1983'te Ağca'yı cezaevinde ziyaret etmesinin tam 31 yıl sonrasına denk geldi. Ağca ayrıca dönemin papası Franciscus ile görüşmek istediğini bildirdi; ancak Vatikan bu talebe olumlu yanıt vermedi. Reuters'a konuşan Vatikan yetkilileri, Ağca'nın mezara çiçek bırakmasının yeterli olduğunu belirtti.

Mehmet Ali Ağca'nın hayatı, yalnızca işlediği suçlar nedeniyle değil, 1970'lerin Türkiye'sindeki siyasi şiddet ortamı, Soğuk Savaş dönemindeki istihbarat tartışmaları ve Papa II. Ioannes Paulus'un bağışlama tutumu nedeniyle de uluslararası yakın tarihin tartışmalı dosyalarından biri olarak kaldı. Abdi İpekçi cinayetindeki sorumluluğu ve Papa'yı vurarak ağır yaralaması yargısal olarak sabit olmakla birlikte, özellikle 1981 saldırısının arkasında daha geniş bir organizasyon bulunup bulunmadığı konusunda kesinleşmiş bir hukuki sonuç ortaya çıkmadı. Bu nedenle Ağca'nın biyografisi, doğrulanmış suç ve mahkûmiyetlerle yıllar boyunca ileri sürülen ancak kanıtlanamayan komplo iddialarını birbirinden ayırarak değerlendirilmesi gereken bir yakın tarih anlatısıdır.

0

0 yorum

Sen

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yap!

İlgili Haberler

  • Eğitim yönetiminden bakanlığa Yusuf Tekin’in kariyer yolculuğuBiyografi
  • Pentagram’ın güçlü vokali Murat İlkan’ın müzik yolculuğuBiyografi
  • Deniz Gezmiş: 68 kuşağından idam sürecine uzanan yaşamBiyografi
  • Doğu Cephesi komutanı Kâzım Karabekir’in yaşamıBiyografi
Pusnet

Alanya ve Antalya öncelikli, doğrulanmış ve tarafsız yerel haber platformu.

Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • Künye
  • Düzeltme Politikası
  • İletişim
Yasal
  • Gizlilik Politikası
  • KVKK
  • Çerez Politikası
  • Kullanım Şartları
  • Ziyaretçi Aydınlatma
Keşfet
  • Son Dakika
  • Gündem
  • Bölgeler / İl Haberleri
  • RSS Beslemesi
  • Atom Beslemesi
© 2026 Pusnet. Tüm hakları saklıdır.
  • Keşfet
  • Ara
  • Bildirim
  • Profil