Süleyman Sami Demirel, 1 Kasım 1924'te Isparta'nın Atabey ilçesine bağlı İslamköy'de doğan, mühendislik kariyerinden siyasete geçerek Türkiye'nin yakın tarihine damga vuran devlet adamıdır. Adalet Partisi ve Doğru Yol Partisi genel başkanlıklarını üstlenen Demirel, farklı dönemlerde yedi hükümet kurdu ve toplamda yaklaşık 10 yılı aşan süre başbakanlık yaptı. Turgut Özal'ın ölümünün ardından 16 Mayıs 1993'te Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 9. Cumhurbaşkanı seçildi ve görevini 16 Mayıs 2000'e kadar sürdürdü.
Süleyman Demirel kimdir ve nasıl bir eğitim aldı?
Süleyman Demirel, Hacı Yahya Demirel ile Ümmühan Demirel'in çocuğu olarak İslamköy'de dünyaya geldi. Çocukluk yıllarını kırsal bir çevrede geçiren Demirel, ilk öğrenimini köyünde tamamladı; ortaokul ve lise eğitimini Isparta, Muğla ve Afyonkarahisar'da sürdürdü. Ailesi bir dönem Gündoğdu soyadını kullandığı için Demirel de ortaokul yıllarına kadar bu soyadıyla bilindi. Daha sonra aile Demirel soyadını aldı.
Demirel, yükseköğrenimini İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesinde yaptı ve 1949 yılında inşaat yüksek mühendisi olarak mezun oldu. Türkiye'nin büyük altyapı yatırımlarına ihtiyaç duyduğu bir dönemde mühendislik mesleğine başlayan Demirel'in özellikle su kaynakları, barajlar, sulama ve elektrik üretimi alanındaki çalışmaları daha sonraki siyasi kimliğinin de önemli unsurlarından biri haline geldi.
1948 yılında Nazmiye Şener ile evlenen Süleyman Demirel'in evliliği Nazmiye Demirel'in 27 Mayıs 2013'teki ölümüne kadar devam etti. Demirel'in özel hayatında İslamköy ile bağını koruması, doğduğu köyün ilerleyen yıllarda kendisiyle özdeşleşmesine yol açtı. Bugün siyasi yaşamına ilişkin belgeler, fotoğraflar ve kişisel eşyaların bir bölümü İslamköy'deki Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi'nde sergilenmektedir.
Mühendislik kariyeri nasıl gelişti?
Demirel, 1950 yılında Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğünde çalışmaya başladı. Sulama, baraj ve elektrik projeleri konusunda araştırma yapmak amacıyla Amerika Birleşik Devletleri'ne gönderildi. Türkiye'ye dönüşünün ardından büyük altyapı projelerinde sorumluluk aldı. Seyhan Barajı'nın inşa sürecinde proje mühendisi olarak görev yaparken dönemin Başbakanı Adnan Menderes'in dikkatini çekti ve 1954'te Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Barajlar Dairesi Başkanlığına getirildi.
1955 yılında henüz 30 yaşındayken Devlet Su İşleri Genel Müdürü olan Demirel, dönemin en genç kamu kurumu genel müdürlerinden biri olarak öne çıktı. Eisenhower Vakfı tarafından bursiyer seçilerek yeniden ABD'ye gitti. DSİ'deki görevi sırasında Türkiye'nin su kaynaklarının değerlendirilmesi, sulama alanlarının genişletilmesi ve hidroelektrik üretiminin geliştirilmesi konularında yürütülen çalışmaların içinde yer aldı.
Demirel 1960 yılında askerlik görevi nedeniyle DSİ Genel Müdürlüğünden ayrıldı. 1962-1964 döneminde serbest müşavir-mühendis olarak çalışırken Orta Doğu Teknik Üniversitesinde inşaat mühendisliği alanında ders verdi. Aynı dönemde ABD merkezli mühendislik ve müteahhitlik şirketi Morrison Knudsen'in Türkiye temsilciliğini de yaptı. Bu mühendislik geçmişi, siyasete girdikten sonra kalkınma, enerji, baraj, yol ve sanayi yatırımlarını söyleminin merkezine yerleştirmesinde etkili oldu.
Süleyman Demirel siyasete nasıl girdi ve başbakan oldu?
Demirel'in aktif siyasi yaşamı 1962'de Adalet Partisine katılmasıyla başladı. Partinin Genel İdare Kuruluna seçildi ancak 1963 yılında Adalet Partisi Genel Merkezi'ne yönelik saldırının ardından bir süre aktif siyasetten uzaklaştı. Adalet Partisi Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala'nın 1964'te hayatını kaybetmesi üzerine yeniden parti çalışmalarına döndü. 28 Kasım 1964'te yapılan kongrede Sadettin Bilgiç, Tekin Arıburun ve Ali Fuat Başgil'in de yer aldığı genel başkanlık yarışını kazanarak henüz 40 yaşındayken AP Genel Başkanı oldu.
İsmet İnönü hükümetinin düşmesinden sonra 1965'te Suat Hayri Ürgüplü başkanlığında kurulan koalisyon hükümetinde TBMM dışından başbakan yardımcısı ve devlet bakanı olarak görev yaptı. 10 Ekim 1965 genel seçimlerinde Adalet Partisi yaklaşık yüzde 53 oyla tek başına iktidara gelirken Demirel de Isparta milletvekili olarak ilk kez TBMM'ye girdi. 27 Ekim 1965'te hükümeti kurarak 41 yaşında Türkiye'nin 12. Başbakanı oldu.

Demirel'in ilk başbakanlık dönemi Türkiye'nin hızlı kentleştiği, sanayileşme ve altyapı yatırımlarının büyüdüğü, aynı zamanda toplumsal ve siyasi kutuplaşmanın giderek arttığı yıllara rastladı. Onun döneminde Keban Barajı ve Boğaziçi Köprüsü gibi büyük altyapı projeleri Türkiye'nin kalkınma gündeminde önemli yer tuttu. Demirel özellikle barajlar, enerji üretimi, yollar, elektrik şebekeleri ve sanayi yatırımlarını ekonomik kalkınmanın temel araçları olarak değerlendirdi.
1969 genel seçimlerini de Adalet Partisi kazandı ve Demirel yeniden hükümet kurdu. Ancak 1960'ların sonlarından itibaren üniversite olayları, işçi hareketleri, sağ-sol çatışmaları ve ekonomik sorunlar siyasetin temel gündemleri haline geldi. Türk Silahlı Kuvvetlerinin 12 Mart 1971'de hükümete muhtıra vermesinin ardından Demirel başbakanlıktan istifa etti. Böylece 1965'te başlayan kesintisiz iktidar dönemi sona erdi.
1970'lerde Demirel'in siyasi rolü neydi?
1973 seçimlerinin ardından Adalet Partisi ana muhalefete geçti. 1970'li yıllar boyunca Türkiye, sık hükümet değişiklikleri, ekonomik darboğazlar, petrol krizinin etkileri ve giderek ağırlaşan siyasi şiddetle karşı karşıya kaldı. Demirel bu dönemde merkez sağın en güçlü siyasi aktörlerinden biri olmayı sürdürdü ve farklı partilerle kurulan koalisyonların başbakanlığını üstlendi.
1975'te Necmettin Erbakan liderliğindeki Milli Selamet Partisi, Alparslan Türkeş liderliğindeki Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhuriyetçi Güven Partisinin yer aldığı Birinci Milliyetçi Cephe hükümetini kurdu. 1977 seçimlerinin ardından oluşturulan İkinci Milliyetçi Cephe hükümetinin de başbakanı oldu. Bu hükümetler dönemin yoğun siyasi kutuplaşması içinde görev yaptı ve ülkedeki güvenlik sorunları giderek ağırlaştı.
1979'da kurduğu azınlık hükümeti, MSP ve MHP'nin dışarıdan desteğiyle görev yaptı. Ekonomik kriz, döviz ve enerji sıkıntıları, yüksek enflasyon, siyasi cinayetler ve toplumsal çatışmalar hükümetin karşı karşıya kaldığı temel sorunlardı. Demirel'in bu başbakanlık dönemi 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle sona erdi. Darbenin ardından siyasi partiler kapatıldı ve Demirel bir süre Çanakkale'nin Gelibolu ilçesindeki Hamzakoy'da zorunlu ikamette tutuldu.
1982 Anayasası'nın geçici hükümleri nedeniyle eski siyasi liderlerle birlikte Demirel'e de siyaset yasağı getirildi. 1983 yılında Adalet Partisi çizgisini devam ettirmek amacıyla kurulan Büyük Türkiye Partisinin kapatılmasının ardından Demirel ve bazı eski siyasetçiler Çanakkale'deki Zincirbozan askeri tesisinde gözetim altında tutuldu. Bu dönem, Türkiye'nin 12 Eylül sonrasında demokratik siyasete yeniden geçiş sürecinin sembolik olaylarından biri oldu.
Siyasete dönüşü ve cumhurbaşkanlığı dönemi nasıl geçti?
6 Eylül 1987'de yapılan halk oylamasında eski siyasetçilere uygulanan yasakların kaldırılmasının kabul edilmesi üzerine Demirel yeniden aktif siyasete döndü. 24 Eylül 1987'de Doğru Yol Partisi Genel Başkanlığına seçildi ve aynı yıl yapılan genel seçimlerde yeniden Isparta milletvekili olarak TBMM'ye girdi. Böylece yaklaşık yedi yıllık zorunlu siyasi aranın ardından merkez sağdaki liderlik rolünü yeniden üstlendi.
20 Ekim 1991 genel seçimlerinde Doğru Yol Partisi birinci parti oldu. Tek başına hükümet çoğunluğu oluşmaması üzerine Demirel, Erdal İnönü liderliğindeki Sosyaldemokrat Halkçı Parti ile koalisyon kurdu. 49. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin başbakanı olan Demirel böylece yedinci kez hükümet kurmuş oldu. DYP-SHP koalisyonunun gündeminde demokratikleşme, ekonomi, Güneydoğu'daki güvenlik sorunları ve Avrupa ile ilişkiler önemli yer tuttu.
8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 17 Nisan 1993'te hayatını kaybetmesinin ardından yeni cumhurbaşkanını belirlemek üzere TBMM'de seçim yapıldı. Süleyman Demirel 16 Mayıs 1993'te Türkiye'nin 9. Cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanlığına geçmesiyle DYP Genel Başkanlığı ve aktif parti siyaseti dönemi sona erdi. Cumhurbaşkanlığı makamında yedi yıllık anayasal görev süresini tamamladı.

Demirel'in 1993-2000 arasındaki cumhurbaşkanlığı, Türkiye'nin siyasi ve ekonomik açıdan hareketli dönemlerinden birine denk geldi. PKK terörünün yoğun şekilde gündemde olduğu, peş peşe koalisyon hükümetlerinin kurulduğu, 1994 ekonomik krizinin yaşandığı ve siyasi sistemde önemli gerilimlerin ortaya çıktığı bu dönemde Demirel, hükümet kurma süreçlerinin merkezinde bulunan anayasal aktörlerden biri oldu.
1996 seçimlerinin ardından Refah Partisi ile Doğru Yol Partisinin oluşturduğu Refahyol hükümeti sırasında asker-siyaset ilişkileri yeniden ülke gündeminin merkezine yerleşti. 28 Şubat 1997'de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısında alınan kararlar ve sonrasında yaşanan gelişmeler, daha sonra "28 Şubat süreci" veya "postmodern darbe" olarak adlandırıldı. Cumhurbaşkanı Demirel bu süreçte anayasal yetkileri çerçevesinde hükümet ve siyasi parti liderleriyle görüşmeler yürüttü. Necmettin Erbakan'ın istifasının ardından hükümeti kurma görevini ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a vermesi siyasi tartışmaların önemli başlıklarından biri oldu.
Demirel'in cumhurbaşkanlığı döneminde dış politika da yoğun bir gündeme sahipti. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra bağımsızlığını kazanan Türk cumhuriyetleriyle ilişkilerin geliştirilmesine önem verdi. Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya ve Orta Doğu ülkeleriyle temaslarda bulundu. Cumhurbaşkanlığı boyunca çok sayıda ülkeye ziyaret gerçekleştirdi ve Türkiye'nin bölgesel iş birliği girişimlerinde aktif bir diplomatik görünürlük sergiledi.
Süleyman Demirel'in Türk siyasetindeki etkisi nedir?
Demirel, 1960'lardan 2000'e kadar uzanan siyasi yaşamı boyunca askeri müdahaleler, koalisyonlar, seçim yenilgileri, siyasi yasaklar ve yeniden iktidara dönüşlerle şekillenen sıra dışı bir kariyer izledi. Çok partili dönemde yedi ayrı hükümet kurması, onu Türkiye'de en fazla hükümet kuran siyasetçilerden biri yaptı. 40 yaşında parti genel başkanı, 41 yaşında başbakan olması da siyasi kariyerinin öne çıkan özellikleri arasındadır.
Siyasi çizgisinde kalkınmacılık, büyük altyapı yatırımları, kırsal kesimle bağ kuran merkez sağ siyaset ve devlet kurumlarıyla çalışma tecrübesi belirleyici oldu. Mühendislik geçmişinden gelen teknik yaklaşımını siyasi söylemine taşıyan Demirel; barajları, enerji tesislerini, yolları ve sanayi yatırımlarını Türkiye'nin modernleşmesinin göstergeleri olarak öne çıkardı. Özellikle kırsal seçmen, çiftçiler, esnaf ve merkez sağ tabanla kurduğu iletişim uzun siyasi ömrünün temel unsurlarından biri kabul edildi.
Demirel aynı zamanda kendine özgü hitabet tarzı, fötr şapkası ve günlük dile giren siyasi ifadeleriyle Türkiye'nin popüler siyasi kültüründe kalıcı bir yer edindi. Kamuoyunda uzun yıllar "Baba" lakabıyla anıldı. Rakipleriyle sert siyasi mücadelelere girmesine rağmen farklı dönemlerde çok farklı partilerle koalisyon kurabilmesi, parlamenter siyasette uzlaşma ve pragmatizm yeteneğinin örneklerinden biri olarak değerlendirildi.
Cumhurbaşkanlığı görevi 16 Mayıs 2000'de sona erdi ve makamı Ahmet Necdet Sezer'e devretti. Aktif görevden ayrıldıktan sonra da Türkiye'nin siyasi gelişmeleri hakkında değerlendirmelerde bulunmaya devam etti. Doğduğu İslamköy'de oluşturulan Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi ile arşiv çalışmaları, onun mühendislikten başbakanlığa ve cumhurbaşkanlığına uzanan kariyerine ilişkin çok sayıda belgeyi bir araya getirdi.
Süleyman Demirel, solunum yolu enfeksiyonu ve kalp yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü Ankara'daki hastanede 17 Haziran 2015'te hayatını kaybetti. Ölümünün ardından Türkiye'de 17-19 Haziran tarihleri arasında ulusal yas ilan edildi. Ankara'daki devlet törenlerinin ardından naaşı doğduğu Isparta'nın İslamköy beldesinde bulunan anıt mezara defnedildi.
Yaklaşık yarım yüzyıla yayılan kamu hizmeti ve siyasi kariyeri, Demirel'i Cumhuriyet döneminin en uzun süre siyaset sahnesinde kalan liderlerinden biri haline getirdi. 1960 ve 1970'lerin kalkınma tartışmalarından 12 Eylül'e, siyasi yasaklardan 1990'ların koalisyonlarına ve 28 Şubat sürecine kadar Türkiye'nin yakın siyasi tarihindeki pek çok kırılma noktasında doğrudan rol alan Süleyman Demirel, hem başbakanlık hem de cumhurbaşkanlığı görevleriyle Türkiye siyasi tarihinin başlıca isimleri arasında yer aldı.
