Türkiye’de bölgelere göre farklı asgari ücret uygulanması tartışması yeniden gündeme geldi. Ekonomist Uğur Civelek, dünyada farklı örnekleri bulunan modelin Türkiye’de tek başına bir çözüm olarak görülmemesi gerektiğini belirterek; ücretlerin bölgeselleştirilmesinin yatırım kararları, istihdam, teşvikler ve üretim maliyetleri üzerinde yeni dengesizlikler oluşturabileceği görüşünü dile getirdi.
Tartışma, farklı şehirlerdeki yaşam maliyetleri ve ekonomik koşulların aynı olmamasına dayanıyor. Bölgesel asgari ücret modelinde çalışanların tabi olduğu ücret tabanı; bölgenin ekonomik yapısı, işgücü piyasası, üretkenliği veya yaşam maliyeti gibi ölçütlere göre farklılaştırılabiliyor. Ancak dünyadaki uygulamalar tek bir sisteme dayanmıyor ve ülkelerin çalışma hayatı düzenlemelerine göre önemli farklılıklar gösteriyor.
DÜNYADA TEK BİR ASGARİ ÜCRET MODELİ YOK
OECD verileri, yasal asgari ücret uygulamasının üye ülkelerin büyük bölümünde bulunduğunu ancak ücret belirleme yöntemlerinin aynı olmadığını gösteriyor. OECD'ye göre 38 üye ülkenin 30'unda yasal asgari ücret bulunurken, yasal ulusal asgari ücretin olmadığı bazı ülkelerde ücret tabanları toplu iş sözleşmeleri üzerinden belirleniyor.
Bölgesel farklılaştırma da kullanılan yöntemlerden biri. OECD çalışmalarına göre Kanada, Japonya, Meksika ve ABD gibi ülkelerde ulusal düzeyin altında coğrafi birimlere göre farklı ücret uygulamaları bulunuyor. ABD'de federal ücret tabanının yanında eyaletler kendi düzenlemelerini yapabilirken, Kanada'da eyalet ve bölgeler, Japonya'da ise prefektörlükler düzeyinde farklı asgari ücretler uygulanabiliyor. Filipinler'de de ücretler bölgesel üçlü kurullar aracılığıyla belirleniyor.
CİVELEK: BİR SORUN ÇÖZÜLÜRKEN BAŞKASI BÜYÜYEBİLİR
24 Saat Gazetesi'ne değerlendirmelerde bulunan Uğur Civelek, Türkiye'de bölgesel asgari ücret tartışmasının yeni olmadığını ve benzer önerilerin 2000'li yılların başında da gündeme geldiğini hatırlattı. Civelek, özellikle emek yoğun sektörlerde işçilik maliyetlerini düşürmek ve yatırımları farklı bölgelere yönlendirmek amacıyla bu seçeneğin geçmişte de tartışıldığını söyledi.
Civelek'e göre ücret tabanını coğrafi olarak farklılaştırmak yatırımların dağılımını doğrudan etkileyebilir. Asgari ücretin daha düşük tutulduğu bölgelerin emek yoğun yatırımlar açısından maliyet avantajı kazanabileceğini belirten Civelek, bunun diğer bölgelerde faaliyet gösteren işletmeler üzerinde baskı oluşturabileceği görüşünde. Ekonomist, bir bölgedeki sorunu hafifletmeye çalışırken başka bölgelerde işletmeler ve istihdam açısından yeni sorunların ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu.
TEŞVİKLER VE ÜCRET POLİTİKASI BİRLİKTE ELE ALINMALI
Civelek'in üzerinde durduğu başlıklardan biri de bölgesel yatırım teşvikleri. Türkiye'de yatırımların yeri ve niteliğine göre çeşitli destek mekanizmaları uygulanırken, bölgesel ücret farklılığının bu teşviklerle birlikte değerlendirilmemesi halinde yatırım kararlarında istenmeyen sonuçların ortaya çıkabileceğini savundu. Özellikle emek yoğun sektörlerde ücret maliyeti ile mevcut desteklerin aynı anda yatırımın coğrafi yönünü değiştirebileceğine işaret etti.
Üretimin yalnızca işçilik maliyetine göre konumlanmadığını belirten Civelek, taşıma ve lojistik maliyetlerinin de hesaba katılması gerektiğini ifade etti. Bir işletme açısından daha düşük ücret maliyeti avantaj sağlasa bile ham maddeye, pazara, limanlara veya tedarik zincirine uzaklığın oluşturduğu ek maliyetler bu avantajı azaltabiliyor. Bu nedenle bölgesel ücret politikasının tek başına değerlendirilmesinin yeterli olmayacağı görüşünü dile getirdi.

YAŞAM MALİYETİ FARKI NASIL HESAPLANACAK?
Bölgesel asgari ücret tartışmasının en önemli başlıklarından biri, farklı ücretlerin hangi göstergelere göre belirleneceği. Yaşam maliyeti, konut ve kira giderleri, işsizlik, bölgesel gelir düzeyi, verimlilik ve işletmelerin ödeme kapasitesi olası kriterler arasında yer alıyor. OECD de bölgelere, ekonomik faaliyetlere veya çalışan gruplarına göre farklı ücretlerin ekonomik koşullar ve üretkenlik farklılıklarını yansıtmak amacıyla kullanılabildiğine işaret ediyor.
Türkiye'de konu akademik çalışmalarda da tartışılıyor. Türkiye Mesleki ve Sosyal Bilimler Dergisi'nde 2026 yılında yayımlanan bir araştırmada, ulusal asgari ücrete alternatif olarak il ve ilçelerin sosyoekonomik gelişmişlik düzeyleri ile kırsal-kentsel ayrımın dikkate alınabileceği kademeli bir model ele alındı. Bu tür çalışmalar, bölgesel ücret tartışmasının yalnızca ücret miktarından ibaret olmadığını; bölgesel eşitsizlik, istihdam ve kalkınma politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
TÜRKİYE'DE MEVCUT SİSTEM NASIL İŞLİYOR?
Türkiye'de mevcut sistem bölgesel değil, ülke genelinde geçerli tek bir asgari ücret üzerine kurulu. Asgari ücret; işçi, işveren ve hükümet temsilcilerinin yer aldığı Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirleniyor. OECD'nin Türkiye'ye ilişkin asgari ücret mekanizması değerlendirmesinde de ücretin ulusal düzeyde ve komisyon aracılığıyla belirlendiği belirtiliyor.
Dolayısıyla bölgesel asgari ücret uygulamasına geçilmesi, yalnızca farklı şehirler için farklı rakamların açıklanmasından daha kapsamlı bir değişiklik anlamına geliyor. Bölge sınırlarının nasıl çizileceği, aynı işletmenin farklı illerdeki çalışanlarının durumu, sosyal güvenlik ve teşvik sistemleriyle ilişkinin nasıl kurulacağı ve çalışanların satın alma gücünün nasıl korunacağı gibi çok sayıda başlığın birlikte ele alınması gerekiyor.
CİVELEK ÇÖZÜMÜ DAHA GENİŞ EKONOMİ POLİTİKASINDA GÖRÜYOR
Uğur Civelek ise çözümün asgari ücreti bölgelere ayırmaktan önce üretim koşullarında aranması gerektiğini savunuyor. Enflasyon, kur politikası, üretim maliyetleri, yatırım teşvikleri ve lojistik giderlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Civelek, bölgesel ücret uygulamasının bu sorunlardan bağımsız biçimde hayata geçirilmesinin beklenen sonucu vermeyebileceğini ifade etti.
Türkiye'de bölgesel asgari ücret konusunda kamuoyuna açıklanmış ayrıntılı ve kesinleşmiş bir uygulama modeli bulunmadığı için tartışma şimdilik farklı sistemlerin ekonomik ve sosyal sonuçları üzerinden sürüyor. Dünyadaki örnekler bölgesel ücretin uygulanabilir bir yöntem olduğunu gösterse de modelin sonucu; ücretin hangi ölçütlerle belirlendiğine, çalışanların gelirinin nasıl korunduğuna ve bölgesel kalkınma politikalarıyla nasıl eşleştirildiğine bağlı olarak değişebiliyor.
