Antalya’da Türkiye’nin en büyük tarımsal üretim merkezlerinden birinin geleceğini ilgilendiren planlama, denetim ve uzman istihdamı yeniden tartışmaya açıldı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ebru Kaçın, üretimde hangi ürünün ne kadar yetiştirileceğinin sağlıklı biçimde planlanması gerektiğini belirterek, tarımsal üretim alanlarında ziraat mühendislerinin daha etkin görev ve sorumluluk üstlenmesini istedi.
Kaçın, Antalya Hürses’e yaptığı değerlendirmede üreticilerin yoğun biçimde üretime devam ettiğini ancak üretim miktarlarının planlanması ve sürecin kontrolünde eksiklikler bulunduğunu savundu. Planlamanın yalnızca verim ve ekonomik sonuçlar açısından değil, güvenli gıda ve sürdürülebilir tarım bakımından da önemli olduğunu ifade etti.
ANTALYA 5 MİLYON TONU AŞAN SEBZE ÜRETİYOR
Antalya’nın tarımdaki ağırlığı güncel üretim rakamlarında da görülüyor. TÜİK’in 2025 verilerine göre kentte 5 milyon 69 bin 77 ton sebze üretildi ve Antalya bu miktarla Türkiye’nin en fazla sebze üreten ili oldu. Meyve üretimi ise 1 milyon 773 bin 695 tona ulaştı. Antalya, bitkisel üretimde 31 üründe Türkiye birinciliğini elde ederken 15 üründe ikinci, 12 üründe üçüncü sırada yer aldı.

Domates üretimi yaklaşık 2,7 milyon tonla Türkiye toplamının yüzde 33’üne, hıyar üretimi 455 bin tonla yüzde 31’ine ulaştı. Antalya ayrıca 779 bin ton biber üretimiyle ülke üretiminin yüzde 23’ünü karşıladı. Avokadoda yüzde 58, muzda yüzde 47 düzeyindeki pay da kentin yalnızca geleneksel sebzelerde değil, tropikal ürünlerde de belirleyici konumunu ortaya koyuyor.
HER 10 DEKAR ÖRTÜALTI ALANIN 4’Ü ANTALYA’DA
Antalya Valiliğinin 2026 verilerine göre kentte 316 bin 957 dekar örtüaltı üretim alanı bulunuyor. Bu rakam Türkiye’deki toplam örtüaltı alanının yaklaşık yüzde 41’ine karşılık geliyor. Cam sera alanlarında ise Antalya’nın ülke toplamındaki payı yüzde 79’a kadar çıkıyor. Kentin tarımsal üretim ölçeği, planlama ve teknik denetimin etkisini doğrudan milyonlarca tonluk üretime taşıyor.
Ekonomik boyut da benzer büyüklükte. Valilik verilerine göre Antalya’dan 2025 yılında 436 bin 707 ton yaş sebze ihraç edilerek 514,4 milyon dolarlık gelir elde edildi. Yaş meyve, sebze ve diğer ürün grupları birlikte değerlendirildiğinde bitkisel ürün ihracatı yaklaşık 692 milyon dolara ulaştı.

ZİRAAT MÜHENDİSLERİ İÇİN SORUMLULUK VE İMZA YETKİSİ TALEBİ
Kaçın’ın öne çıkardığı başlıklardan biri de ziraat mühendislerinin üretimdeki konumu oldu. Özellikle özel sektörde meslektaşlarının yeterli ve doğru biçimde istihdam edilmediğini savunan Kaçın, her tarımsal üretim alanında sorumluluğu tanımlanmış bir ziraat mühendisinin bulunmasını ve mühendislere imza yetkisi verilmesini önerdi.
Kaçın’a göre böyle bir sistem, üretimin başlangıcından hasada kadar yapılan uygulamaların kayıt ve kontrol altında tutulmasına katkı sağlayabilir. Üretimde kullanılan bitki koruma ürünlerinin dozu, uygulama zamanı ve hasat öncesi bekleme süreleri gibi teknik konuların uzman gözetiminde yürütülmesi, pestisit kalıntısı riskinin yönetilmesinde de önemli bir araç olarak görülüyor.

PESTİSİT DENETİMLERİNDE 2026 İÇİN YENİ UYGULAMA
Antalya’da kalıntı konusu yalnızca meslek örgütlerinin gündeminde değil. Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 2026 yılında yaş meyve ve sebze toptancı halleri ile paketleme tesislerinde pestisit kalıntısına yönelik denetimlerin daha etkin ve hızlı yürütülmesi amacıyla yeni uygulama esaslarını sektör temsilcileriyle paylaştı. Denetimlerde izlenebilirlik, hijyen ve uygunsuzluk halinde uygulanacak idari işlemler de ele alındı.
Antalya Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğü de yaş meyve ve sebzelerde yüzlerce pestisit etken maddesine yönelik akredite analiz yapıyor. Kentte üretilen ürünlerin önemli bölümünün ihracata gitmesi, kalıntı kontrolünü hem halk sağlığı hem de dış pazarlardaki ticari sürdürülebilirlik açısından kritik hale getiriyor.
PLANLAMA TARTIŞMASININ MERKEZİNDE ÜRETİCİ VAR

Üretim planlamasının temel hedeflerinden biri, arz ile talep arasındaki dengenin daha öngörülebilir hale getirilmesi. Aynı ürünün belirli dönemlerde yoğun biçimde piyasaya çıkması üretici fiyatlarını baskılayabilirken, yetersiz üretim de tüketici fiyatları üzerinde etkili olabiliyor. Kaçın, Antalya gibi üretim hacmi yüksek bir kentte sağlıklı veri, uzman istihdamı ve üretim sürecinin teknik takibinin birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.
ZMO Antalya Şubesi’nin yaklaşımı, tarımsal planlamayı yalnızca ne kadar ürün yetiştirileceği sorusuyla sınırlamıyor. Kaçın’ın değerlendirmesine göre üretim kararlarının teknik bilgiyle desteklenmesi, ziraat mühendislerinin sahadaki sorumluluğunun güçlendirilmesi ve üretimin kayıtlı biçimde izlenmesi; üreticinin ekonomik sürdürülebilirliği ile tüketicinin güvenli gıdaya erişiminin aynı sistem içinde değerlendirilmesini gerektiriyor.
