İsmail Kahraman kimdir?
İsmail Kahraman, 23 Mart 1940’ta Rize’nin İkizdere ilçesinde doğan Türk avukat, siyasetçi ve sivil toplum yöneticisidir. Refah Partisi, Fazilet Partisi ve daha sonra Adalet ve Kalkınma Partisi saflarında siyaset yapan Kahraman; milletvekilliği, Kültür Bakanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı gibi görevlerde bulundu. Resmî TBMM kayıtlarında 22 Kasım 2015 ile 24 Haziran 2018 arasında Meclis Başkanı olarak görev yaptığı belirtilirken, bu dönem 26. Yasama Dönemi’ne karşılık gelmektedir. Kahraman, TBMM Başkanlığı makamının tarihsel sıralamasında ise “TBMM’nin 27. Başkanı” olarak anılmaktadır.
Kahraman’ın çocukluk ve eğitim yılları Rize, Karabük ve İstanbul arasında geçti. İlk ve orta öğrenimini Karabük’te tamamladı; lise öğrenimine burada başladıktan sonra son sınıfı İstanbul’daki Haydarpaşa Lisesi’nde okudu. Ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu ve İstanbul Barosu’na kaydoldu. Üniversite yılları, ilerleyen dönemdeki siyasi ve toplumsal faaliyetlerinin de başlangıcını oluşturdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Talebe Cemiyeti Başkanlığı yaptı; yükseköğrenim gençliği içinde etkili teşkilatlardan biri olan Millî Türk Talebe Birliği’nin 48. dönem genel başkanlığını 1967-1969 yıllarında yürüttü.
Gençlik ve sivil toplum çalışmaları nasıl gelişti?
İsmail Kahraman’ın siyasi kimliğinin oluşmasında öğrenci hareketleri ve muhafazakâr sivil toplum kuruluşları önemli yer tuttu. Gençlik yıllarında Necmettin Erbakan’ın siyasi çizgisini destekleyen Kahraman, MTTB’deki yöneticiliğinin ardından farklı vakıf ve kuruluşlarda görev üstlendi. 29 Mayıs 1985’te kurulan Birlik Vakfı’nın kurucuları arasında yer aldı ve vakfın mütevelli heyeti başkanlığını yürüttü. 1994’te kurulan Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı’nın kurucu üyeleri arasında bulundu ve ilk mütevelli heyeti başkanlığını yaptı. İlim Yayma Vakfı’nın kurucuları arasında da yer alan Kahraman, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti’nde görev aldı.
Kahraman yalnızca siyaset ve vakıf faaliyetleriyle sınırlı bir kariyer izlemedi. Çeşitli sanayi ve ticaret şirketlerinde icra kurulu ve idare meclisi başkanlıkları yaptı; 1974 yılında Çalışma Bakanlığı’nda bakan müşaviri olarak görev aldı. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nin kuruluş sürecinde de çeşitli görevler üstlendi; üniversiteyle bağlantılı geliştirme vakfının kurucular kurulu başkanlığı yaptı. 2009’da Türkiye Millî Kültür Vakfı tarafından düzenlenen “40 Vakıf İnsana Vefa” programında ödüllendirildi; aynı dönemde Yalova Üniversitesi tarafından kendisine fahri doktora unvanı verildi.
İsmail Kahraman siyasete ne zaman girdi?
Kahraman’ın parlamentodaki ilk dönemi 24 Aralık 1995 genel seçimleriyle başladı. Refah Partisi’nden İstanbul milletvekili seçilerek 20. Dönem TBMM’ye girdi. Necmettin Erbakan’ın başbakanlığında, Doğru Yol Partisi ile Refah Partisi tarafından kurulan 54. Hükûmette 28 Haziran 1996’dan itibaren Kültür Bakanı olarak görev yaptı. Refah-Yol olarak bilinen hükûmet, 28 Şubat 1997’deki Millî Güvenlik Kurulu kararlarının ardından yoğun siyasi baskı altında kaldı ve Erbakan’ın 18 Haziran 1997’de başbakanlıktan ayrılmasıyla Kahraman’ın bakanlık dönemi de sona erdi. Kahraman ilerleyen yıllarda 28 Şubat sürecini bir darbe süreci olarak nitelendiren açıklamalar yaptı.
Kültür Bakanlığı döneminde Taksim’e cami yapılması tartışmalarında kullandığı ifadeler de kamuoyunda gündeme geldi. Kahraman, Taksim’de kiliseler bulunduğunu ancak cami olmadığını belirterek bölgede cami yapılmasını savundu. Aynı dönemde Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Başkanı, sanat tarihçisi Semavi Eyice’nin görevden alınması tartışma yarattı. Kahraman’ın daha sonra Eyice hakkında kullandığı sert ifadeler de siyasi ve kültürel tartışmaların konusu oldu. Bu dönem, Kahraman’ın kültür politikalarında muhafazakâr yaklaşımını en belirgin biçimde ortaya koyduğu siyasi safhalardan biri olarak kayıtlara geçti.
Refah Partisi’nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasının ardından Kahraman, Fazilet Partisi’nde siyasi faaliyetlerini sürdürdü. 18 Nisan 1999 genel seçimlerinde yeniden İstanbul milletvekili seçildi ve 21. Dönem TBMM’de görev yaptı. Refah Partisi ve Fazilet Partisi dönemlerinde grup başkanvekilliği görevlerinde bulunan Kahraman, Meclis’te Anayasa Komisyonu ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu çalışmalarına da katıldı. 3 Kasım 2002 seçimlerinde milletvekili adayı olmayarak aktif parlamenter siyasete ara verdi. Daha sonraki süreçte AK Parti bünyesinde Merkez Disiplin Kurulu Başkanlığı yaptı.

TBMM Başkanlığı döneminde hangi gelişmeler yaşandı?
İsmail Kahraman, yaklaşık 13 yıllık parlamento arasının ardından 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde AK Parti İstanbul 1. Bölge milletvekili seçilerek TBMM’ye döndü. 22 Kasım 2015’te gerçekleştirilen Meclis Başkanlığı seçiminde üçüncü turda 316 oy aldı ve gerekli salt çoğunluğu sağlayarak TBMM Başkanı seçildi. Oylamanın üçüncü turuna 524 milletvekili katılmıştı. Kahraman, 20 Kasım 2017’de yapılan 26. Dönem ikinci devre Meclis Başkanlığı seçiminde de üçüncü turda 289 oy alarak yeniden seçildi ve 24 Haziran 2018’e kadar görevini sürdürdü.
Kahraman’ın Meclis Başkanlığı, Türkiye’nin yakın siyasi tarihindeki en kritik olaylardan biri olan 15 Temmuz 2016 darbe girişimiyle aynı döneme denk geldi. Darbe girişimi sırasında TBMM savaş uçakları tarafından bombalanırken milletvekilleri Meclis’te toplandı. Kahraman da gece TBMM’ye gelerek Genel Kurul çalışmalarına katıldı ve Meclis’in darbeye karşı açık tutulmasını destekledi. Daha sonra milletvekillerine gönderdiği mektupta darbe girişimine karşı Meclis çatısı altında gösterilen ortak direnişe teşekkür etti. TBMM Başkanlığına 2017’de ikinci kez seçildiğinde yaptığı konuşmada da 15 Temmuz gecesindeki Meclis direnişini döneminin en önemli olaylarından biri olarak değerlendirdi.
Hangi açıklamaları kamuoyunda tartışma yarattı?
Kahraman’ın Meclis Başkanlığı dönemindeki en kapsamlı siyasi tartışmalardan biri Nisan 2016’da anayasa ve laiklik konusunda yaptığı açıklamayla ortaya çıktı. Yeni anayasa tartışmaları sırasında laiklik ilkesinin anayasada bulunmaması ve anayasanın dinî niteliğe ilişkin ifadeler içermesi gerektiğini savundu. Açıklama başta muhalefet partileri olmak üzere geniş bir siyasi kesimin tepkisine yol açtı; konu 25 ve 26 Nisan 2016’daki TBMM çalışmalarına da yansıdı ve muhalefet milletvekilleri Kahraman’ı istifaya davet etti. Kahraman’ın sözleri, Türkiye’de anayasanın değiştirilemez hükümleri ve laiklik tartışmalarının yeniden yoğunlaşmasına neden oldu.
Aynı yıl Kahraman’ın Küba Devrimi’nin önde gelen isimlerinden Ernesto Che Guevara hakkındaki sözleri de diplomatik tepkiye yol açtı. Ağustos 2016’da yaptığı bir konuşmada Guevara’yı “katil”, “gerilla” ve “eşkıya” olarak nitelendirdi ve Türk gençlerinin onun görselini taşıyan giysiler kullanmasını eleştirdi. Küba’nın Ankara Büyükelçiliği yaptığı açıklamada bu ifadeler nedeniyle endişe ve üzüntü duyduğunu bildirdi; kullanılan sözlerin Türkiye ile Küba halkları ve parlamentoları arasındaki karşılıklı saygı anlayışını yansıtmadığını belirtti. Böylece Kahraman’ın açıklaması iç siyasi tartışmanın ötesine geçerek Türkiye-Küba ilişkileri açısından da gündeme geldi.
Kahraman, Haziran 2018’de yapılan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinde yeniden milletvekilliğine aday olmadı ve TBMM Başkanlığı görevi yeni yasama döneminin başlamasıyla sona erdi. Başkanlık makamını daha sonra Binali Yıldırım devraldı. Parlamenter siyasetten ayrılmasının ardından Kahraman, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu’nda görev aldı ve kamuoyuna özellikle anayasa, darbeler tarihi, 28 Şubat ve 15 Temmuz konularındaki değerlendirmeleriyle çıktı. 2023 yılında yeni anayasa tartışmaları hakkında kapsamlı değişiklik yerine bütünüyle yeni bir anayasa yapılması gerektiğini savundu. Ekim 2024’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul edildiğinde de resmî haberlerde Yüksek İstişare Kurulu üyesi ve eski TBMM Başkanı olarak tanımlandı.
Evli ve dört çocuk babası olan İsmail Kahraman’ın yaklaşık altmış yıla yayılan kamusal faaliyetleri; öğrenci teşkilatları, vakıflar, hukuk, özel sektör, bakanlık ve parlamento eksenlerinde şekillendi. Türkiye’nin 1960’lardan itibaren gelişen muhafazakâr siyasi ve sivil toplum çevrelerinde aktif görevler üstlenen Kahraman, Refah Partisi döneminden AK Parti dönemine uzanan siyasi çizgide yer aldı. Kültür Bakanlığı, 28 Şubat sürecindeki siyasi konumu, 15 Temmuz gecesindeki TBMM Başkanlığı ve laiklik ile anayasa konularındaki tartışmalı görüşleri, siyasi kariyerinin kamuoyunda en çok öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.
