Ebulfez Elçibey, gerçek adıyla Ebulfez Kadirguluoğlu Aliyev, 24 Haziran 1938’de Nahçıvan’a bağlı Ordubad’ın Keleki köyünde doğan Azerbaycanlı siyasetçi, tarihçi, şarkiyatçı ve Sovyet karşıtı muhalifti. Azerbaycan Halk Cephesi’nin kurucu ve lider kadrosunda yer alan Elçibey, Sovyetler Birliği’nin çözülme döneminde Azerbaycan’ın bağımsızlığı için yürütülen kitlesel hareketin en tanınmış isimlerinden biri haline geldi. 7 Haziran 1992’de yapılan çok adaylı cumhurbaşkanlığı seçiminde oyların yüzde 59,4’ünü alarak devlet başkanlığına seçildi; seçim uluslararası gözlemciler tarafından dönemin koşulları içinde serbest ve rekabetçi bir seçim olarak değerlendirildi. Böylece Sovyet sonrası Azerbaycan’da komünist yönetim geleneğinin dışından gelen ilk seçilmiş cumhurbaşkanı oldu.
Ebulfez Elçibey’in çocukluğu ve eğitimi nasıldı?
Elçibey, Sovyet Azerbaycanı’nın Nahçıvan bölgesinde dünyaya geldi. Babası Kadirgulu Bey’in Güney Azerbaycan kökenli, annesi Mehrinisa Hanım’ın ise Anadolu’da doğup daha sonra Keleki’ye yerleşmiş olduğu aktarılır. Babası 1943’te II. Dünya Savaşı’na katıldıktan sonra geri dönmedi. Elçibey ortaöğrenimini Nahçıvan’da tamamladı ve 1957’de Bakü Devlet Üniversitesi Şarkşinaslık Fakültesi Arap Filolojisi Bölümü’ne girdi. Üniversite yılları yalnızca akademik kariyerinin değil, Azerbaycan tarihi, milli kimlik ve bağımsızlık düşüncesi çevresinde gelişen siyasi fikirlerinin de şekillendiği dönem oldu. Öğrenciler arasında tarih ve milli bilinç üzerine çalışmalar yürüten çevrelerin oluşmasına katkıda bulundu.
1962’de üniversiteden mezun olduktan sonra Arap dili ve Ortadoğu tarihi alanındaki bilgisini mesleki çalışmalarında kullandı. 1963-1964 yıllarında Mısır’da Sovyet projelerinde tercüman olarak görev yaptı; kaynaklarda özellikle Asvan Barajı çevresindeki çalışmalarda bulunduğu belirtilir. Azerbaycan’a dönüşünün ardından Bakü Devlet Üniversitesi’nde lisansüstü öğrenimine devam etti. Tarihçi Ziya Bünyadov’un danışmanlığında hazırladığı “Tolunoğulları Devleti (868-905)” konulu çalışmasını 1969’da tamamladı. Araştırması, Orta Çağ Mısır ve İslam tarihi üzerine yoğunlaşıyor ve daha sonra kitap olarak da yayımlanıyordu. Elçibey 1968-1975 yıllarında Bakü Devlet Üniversitesi’nde Asya ve Afrika ülkeleri tarihi alanında öğretim faaliyetlerinde bulundu.
Sovyet yönetimiyle neden karşı karşıya geldi?
Elçibey’in siyasi düşüncesinin merkezinde Azerbaycan’ın Sovyetler Birliği’nden bağımsız hale gelmesi, milli egemenlik, çoğulcu siyaset ve Türk dünyasıyla yakınlaşma bulunuyordu. Bu fikirler, Sovyet sisteminde özellikle 1960’ların sonu ve 1970’lerde açık biçimde savunulması güç görüşlerdi. Üniversite çevrelerinde milli tarih ve bağımsızlık fikrini yaydığı gerekçesiyle Sovyet güvenlik birimlerinin takibine giren Elçibey, Ocak 1975’te milliyetçi ve Sovyet karşıtı propaganda yapmak suçlamasıyla tutuklandı. Yaklaşık bir buçuk yıl cezaevinde kaldı ve Temmuz 1976’da serbest bırakıldı. Bu dönem, daha sonraki siyasi kimliğinde “Sovyet muhalifi” niteliğinin yerleşmesinde önemli rol oynadı.
Cezaevinden çıktıktan sonra üniversitedeki eski görevine dönemeyen Elçibey, 1977’den itibaren Azerbaycan Milli İlimler Akademisi El Yazmaları Enstitüsü’nde çalışmaya başladı. Burada Orta Çağ tarihi, Arap kaynakları, İslam dünyasının siyasi yapıları ve Azerbaycan tarihine ilişkin araştırmalar yürüttü. Akademik yayınlarında Tolunoğulları, Abbasiler döneminin çözülmesi, IX. ve X. yüzyıl Mısır tarihi, ticaret ve düşünce tarihi gibi konulara yer verdi. Daha sonra yayımlanan “Tolunoğulları Devleti” onun akademik çalışmalarının en bilinen örneklerinden biri olurken, “Bütöv Azərbaycan yolunda” adlı eseri ise tarihçilikten çok siyasi ve ideolojik düşüncelerini yansıtan çalışmalar arasında yer aldı. İstanbul Üniversitesi bünyesinde hazırlanan akademik bir çalışmada Elçibey’in tarihçi yönünün yanı sıra bu eserlerinin siyasi düşüncesiyle ilişkisi de ayrıntılı biçimde incelenmiştir.
Azerbaycan Halk Cephesi’nin liderliğine nasıl yükseldi?
1980’lerin ikinci yarısında Mihail Gorbaçov döneminde uygulanan glasnost ve perestroyka politikalarının Sovyetler Birliği’nde daha geniş bir siyasi tartışma ortamı yaratması, Azerbaycan’daki milli hareketin de güçlenmesine zemin hazırladı. Dağlık Karabağ konusunda Ermenistan ile yaşanan gerilim, Moskova yönetimine yönelik tepki ve bağımsızlık talepleri kitlesel gösterilere dönüştü. Elçibey bu dönemde Azerbaycan milli hareketinin önde gelen isimleri arasına girdi. 1989’da örgütlenen Azerbaycan Halk Cephesi’nin başkanlığına seçildi. Hareket yalnızca bağımsızlık yanlısı milliyetçileri değil, Sovyet siyasi sisteminin demokratikleştirilmesini isteyen farklı muhalif çevreleri de bir araya getiriyordu. Akademik araştırmalarda Halk Cephesi, perestroyka döneminin yarattığı görece özgür ortam içinde hem bir toplumsal hareket hem de Sovyet yönetimine karşı siyasi muhalefet olarak değerlendirilmektedir.
Azerbaycan Halk Cephesi 1990’daki seçimlerde Yüksek Sovyet’e milletvekilleri soktu ve muhalif temsilciler parlamentoda Demokratik Blok, yaygın adıyla DEMBLOK çatısı altında hareket etti. Azerbaycan’ın bağımsızlığı yönündeki parlamento girişimlerinde bu grubun önemli etkisi oldu. 1990’daki 20 Ocak olayları, Sovyet ordusunun Bakü’ye girmesi ve çok sayıda insanın hayatını kaybetmesi, Moskova yönetimine duyulan tepkiyi daha da artırdı. Sovyetler Birliği’nin 1991’de çözülme sürecine girmesiyle Azerbaycan 18 Ekim 1991’de devlet bağımsızlığını yeniden tesis etti. Elçibey ve Halk Cephesi bu sürecin kitlesel ve siyasi aktörleri arasında yer aldı. Elçibey’in bağımsızlık dönemindeki rolü üzerine yapılan akademik çalışmalar, onu Sovyet sonrası dönemde Azerbaycan’ın devlet ve ulus kimliğini yeniden tanımlamaya çalışan hareketin başlıca liderlerinden biri olarak ele almaktadır.
Ebulfez Elçibey nasıl cumhurbaşkanı oldu?
Bağımsızlığın ilk aylarında Azerbaycan, hem devlet kurumlarının yeniden yapılandırılması hem de Birinci Karabağ Savaşı nedeniyle ağır bir siyasi krizle karşı karşıyaydı. Cumhurbaşkanı Ayaz Mütallibov, cephede yaşanan kayıplar ve özellikle Hocalı’daki ölümlerin ardından Mart 1992’de görevinden ayrıldı. Mütallibov’un Mayıs ayında parlamentonun desteğiyle yeniden iktidara dönme girişimi ise Halk Cephesi’nin kitlesel ve siyasi müdahalesi sonucunda kısa sürdü; 15 Mayıs’ta yönetim değişti ve İsa Gamber geçici cumhurbaşkanlığı görevini üstlendi. Daha önceden belirlenen cumhurbaşkanlığı seçimi 7 Haziran 1992’de gerçekleştirildi. ABD Kongre Kütüphanesi’nin ülke çalışmasına göre Elçibey kullanılan 3,3 milyondan fazla oyun yüzde 59,4’ünü aldı; en yakın rakibi Nizami Süleymanov yaklaşık yüzde 33’te kaldı.
Elçibey 16 Haziran 1992’de yemin etti ve cumhurbaşkanlığı görevini üstlendi. Yeni yönetimin önündeki temel hedefler Sovyet döneminden kalan siyasi ve ekonomik kurumların dönüştürülmesi, milli ordunun kurulması, piyasa ekonomisine geçiş, bağımsız para ve finans sisteminin oluşturulması ve devlet kurumlarının Moskova’dan bağımsızlaştırılmasıydı. ABD Dışişleri Bakanlığının 1992 raporu, Halk Cephesi yönetiminin güvenlik ve polis teşkilatını Sovyet sisteminden demokratik devlet yapısına dönüştürmeye çalıştığını, ancak ekonomide komuta sisteminin etkilerinin sürdüğünü kaydetti. Sovyet ekonomik alanının dağılması Azerbaycan’da üretim kaybı, işsizlik, hayat standartlarında gerileme ve hızla büyüyen kayıt dışı ekonomi gibi sorunları beraberinde getiriyordu.
Elçibey döneminde dış politika nasıl değişti?
Elçibey yönetiminin en belirgin özelliklerinden biri dış politikada Moskova merkezli Sovyet mirasından uzaklaşarak Türkiye ve Batı ile daha yakın ilişkiler kurma arayışıydı. Elçibey Türkiye’yi Azerbaycan’ın kültürel ve stratejik açıdan başlıca ortaklarından biri olarak görüyor, Türk dünyası arasındaki siyasi ve ekonomik iş birliğinin geliştirilmesini savunuyordu. Yönetimi aynı zamanda Rusya liderliğindeki eski Sovyet entegrasyon yapılarına mesafeli yaklaştı. Akademik çalışmalara göre Elçibey döneminde Rus askeri birliklerinin Azerbaycan’dan çekilmesi sağlandı; ülke, Baltık devletlerinin ardından eski Sovyet askeri varlığının tamamen sona erdiği ilk eski Sovyet cumhuriyetlerinden biri oldu. Bakü, Moskova’yla bütün ilişkilerini koparmadı ve 1992’de Rusya ile dostluk, iş birliği ve karşılıklı güvenlik anlaşması da imzaladı.
Türkiye ile yakınlaşma Elçibey’in dış politika anlayışının merkezindeyken İran’la ilişkiler daha sorunlu bir seyir izledi. Elçibey’in İran’daki Azerbaycan Türklerinin kültürel ve siyasi haklarına ilişkin açıklamaları Tahran’da rahatsızlık yarattı. Buna karşılık Karabağ savaşı nedeniyle Ermenistan’la ilişkiler zaten savaş koşullarındaydı. Elçibey yönetimi Batılı devletlerle ve uluslararası kuruluşlarla temasları artırmaya, Azerbaycan’ın enerji kaynaklarını uluslararası yatırımlara açmaya çalıştı. Ancak yabancı şirketlerle Hazar petrollerine ilişkin büyük ölçekli anlaşmaların sonuçlandırılması siyasi istikrarsızlık nedeniyle yavaş ilerledi; sonraki yıllarda Azerbaycan ekonomisini kökten değiştirecek petrol anlaşmalarının önemli bölümü Haydar Aliyev döneminde tamamlandı.
Elçibey’in Türkçü siyasi düşüncesi yalnızca Türkiye ile devletler arası ilişkilere indirgenmiyordu. Mehmet Emin Resulzade’nin bağımsız Azerbaycan düşüncesinden etkilenen Elçibey, Azerbaycan Türklerinin ortak tarih ve kültür bilincinin güçlendirilmesini ve Türk devletleri arasında daha yakın ilişkiler kurulmasını savunuyordu. “Bütöv Azərbaycan” düşüncesi de siyasi fikirlerinin önemli parçalarından biriydi. Bu yaklaşım özellikle İran’daki Azerbaycan nüfusu konusunda Tahran’la anlaşmazlığa yol açarken, Elçibey’i Türkiye ve Türk dünyasındaki milliyetçi çevrelerde sembolik bir figür haline getirdi. ABD Kongre Kütüphanesi kaynakları, onun cumhurbaşkanlığı döneminde Türkiye ile ilişkileri dış politikanın önemli dayanaklarından biri olarak gördüğünü kaydetmektedir.
Cumhurbaşkanlığı neden yalnızca bir yıl sürdü?
Elçibey yönetiminin en büyük sorunu Birinci Karabağ Savaşı oldu. Göreve geldiği ilk aylarda Azerbaycan kuvvetleri bazı bölgelerde ilerleme sağlasa da savaşın seyri kısa sürede yeniden değişti. Düzenli bir milli ordunun henüz tam anlamıyla oluşturulamaması, farklı silahlı birlikler arasındaki komuta sorunları ve siyasi gruplar arasındaki rekabet merkezi yönetimin gücünü sınırlıyordu. Aynı dönemde Sovyet ekonomisinin çöküşünün etkileri, yüksek enflasyon, mülteci ve yerinden edilmiş nüfus sorunu ile devlet kurumlarındaki eski kadroların ağırlığı yönetimi zorladı. Tarihçi Audrey Altstadt’ın değerlendirmelerinde de Elçibey’in yalnızca savaş ve ekonomiyle değil, büyük ölçüde kendi kontrolünün dışında hareket eden askeri güçler ve Bakü’deki siyasi istikrarsızlıkla aynı anda mücadele etmek zorunda kaldığı vurgulanır.
1993 baharında Kelbecer’in Ermeni kuvvetlerinin kontrolüne geçmesi hükümet üzerindeki baskıyı artırdı. Elçibey daha önce cephedeki görevinden uzaklaştırdığı Suret Hüseynov’un askeri birliklerinin dağıtılmasını istedi. Ancak Hüseynov’a bağlı güçlerin Haziran 1993’te Gence’de merkezi yönetime karşı ayaklanması hızla ülke çapında bir iktidar krizine dönüştü. İsyancı birliklerin Bakü yönünde ilerlemesi sırasında Elçibey, Nahçıvan Yüksek Meclisi Başkanı Haydar Aliyev’i başkente davet etti. Haydar Aliyev kısa süre içinde parlamentonun başkanlığına seçildi. Elçibey ise iç savaş ihtimalini gerekçe göstererek 17-18 Haziran gecesi Bakü’den ayrılıp doğduğu Keleki köyüne gitti. ABD Dışişleri kaynakları da Haziran 1993’teki Gence ayaklanmasını Elçibey yönetiminin sonunu getiren temel gelişme olarak kaydetmektedir.
24 Haziran 1993’te parlamento Elçibey’in cumhurbaşkanlığı yetkilerini Haydar Aliyev’e devretti. Suret Hüseynov ise kısa süre sonra başbakanlığa getirildi. Elçibey görevden alınma sürecinin hukuka aykırı olduğunu savundu. Ağustos 1993’te düzenlenen güven oylamasında resmi sonuçlara göre seçmenlerin çok büyük bölümü Elçibey’e güvenmediğini bildirdi; muhalefet bu sürecin siyasi koşullarını ve sonuçlarını tartışmalı buldu. 3 Ekim 1993’te gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçiminde Haydar Aliyev devlet başkanı oldu. Böylece Elçibey’in yaklaşık bir yıl süren iktidarı sona ererken Azerbaycan siyasetinde sonraki on yılları belirleyecek Aliyev dönemi başladı.
Elçibey siyasete daha sonra nasıl devam etti?
Elçibey, iktidardan ayrılmasına rağmen siyaseti bırakmadı. Birkaç yıl Nahçıvan’daki Keleki köyünde yaşadı ve Azerbaycan Halk Cephesi üzerindeki siyasi etkisini sürdürdü. Daha sonra Bakü’ye dönerek Haydar Aliyev yönetimine karşı muhalefetin önemli isimlerinden biri haline geldi. Halk Cephesi içinde zamanla yaşanan ayrışmalara rağmen Elçibey, yaşamının sonuna kadar Azerbaycan’ın demokratikleşmesi, milli egemenliğin güçlendirilmesi ve Türk dünyasıyla yakın ilişkiler kurulması yönündeki görüşlerini savundu. Siyasi hayatı boyunca kendisini yalnızca bir devlet adamı değil, Azerbaycan milli bağımsızlık hareketinin temsilcilerinden biri olarak konumlandırdı.
Ebulfez Elçibey’in eserleri ve düşünsel mirası nelerdir?
Elçibey’in akademik ve siyasi çalışmalarında tarih, bağımsızlık, demokrasi, milli kimlik ve Türk dünyası başlıkları öne çıktı. 1969’da tamamladığı doktora araştırmasına dayanan “Tolunoğulları Devleti (868-905)” 1997’de İstanbul’da kitap olarak yayımlandı. “Bütöv Azərbaycan yolunda” adlı eseri 1998’de İstanbul’da, daha sonra Bakü’de yayımlandı. Ölümünden sonra çeşitli konuşma, görüşme ve metinlerinin derlendiği “Müstəqillik: ikinci cəhd” ile “Siz xalqın sevgisilə haqqa çatacaqsınız” gibi çalışmalar da yayımlandı. Bibliyografik kayıtlarda “Azadlık ve demokrasi” başlıklı eseri de bulunmaktadır. Akademik makalelerinde ise Abbasiler dönemindeki siyasi parçalanma, Tolunoğulları, Orta Çağ Mısır’ında ekonomik hayat ve İslam tarihi gibi alanlara yoğunlaştı.
Elçibey’in siyasi mirası Azerbaycan’da farklı değerlendirmelere konu olmaktadır. Destekçileri onu Sovyet yönetimine karşı mücadele etmiş, rekabetçi seçimle iktidara gelmiş ve ülkenin bağımsız dış politika izlemesini savunmuş bir demokrasi ve milli bağımsızlık figürü olarak görür. Eleştirel değerlendirmeler ise hükümetinin savaşın yönetilmesinde, ekonomik krizin kontrol altına alınmasında ve devlet kurumları üzerinde merkezi otorite kurulmasında yetersiz kaldığını vurgular. Akademik literatürün önemli bölümü Elçibey dönemini hem yeni bağımsız bir devletin kurumlaşma sorunlarının hem de Sovyet sonrası Kafkasya’daki demokratikleşme girişimlerinin incelendiği kısa fakat önemli bir dönem olarak ele almaktadır. Halk Cephesi iktidarının çoğulculuk, sivil toplum ve alternatif devlet kimliği oluşturma yönündeki girişimleri de bu mirasın parçaları arasında değerlendirilmektedir.
Ebulfez Elçibey ne zaman ve neden öldü?
Ebulfez Elçibey, sağlık durumunun ağırlaşmasının ardından Türkiye’de tedavi gördü ve 22 Ağustos 2000’de Ankara’da 62 yaşında prostat kanseri nedeniyle hayatını kaybetti. Cenazesi Azerbaycan’a götürülerek Bakü’de defnedildi. Cenaze töreni geniş bir katılımla gerçekleşti; dönemin Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev de törene katılarak eski siyasi rakibinin cenazesi önünde saygı duruşunda bulundu. Elçibey’in ölümünün ardından gerek bağımsızlık hareketindeki rolü gerekse kısa süren cumhurbaşkanlığı dönemi Azerbaycan’ın yakın siyasi tarihine ilişkin tartışmaların önemli başlıklarından biri olmaya devam etti.
Bugün Ebulfez Elçibey, Azerbaycan’ın Sovyet sisteminden bağımsız bir devlete dönüşmesinin en hareketli yıllarıyla özdeşleşen isimlerden biri olarak hatırlanıyor. Tarihçilikten siyasi muhalefete, Halk Cephesi liderliğinden cumhurbaşkanlığına uzanan yaşamı; bağımsızlık mücadelesi, Karabağ savaşı, Sovyet sonrası ekonomik kriz ve yeni bir devlet düzeni kurma çabalarının kesiştiği bir dönemi yansıtıyor. İktidarı yaklaşık bir yıl sürmüş olsa da Türkiye ile ilişkiler, Rus askeri varlığından uzaklaşma, milli devlet kurumlarının kurulması ve çoğulcu siyaset arayışı konularındaki politikaları, Azerbaycan’ın erken bağımsızlık döneminin anlaşılması açısından önemini koruyor.
