I. Mustafa, yaklaşık 1591-1592'de Manisa'da doğan, Osmanlı tahtına iki ayrı dönemde çıkan 15. Osmanlı padişahıdır. III. Mehmed'in oğlu, I. Ahmed'in kardeşi olan Mustafa'nın ilk saltanatı 22 Kasım 1617'den 26 Şubat 1618'e, ikinci saltanatı ise Mayıs 1622'den 10 Eylül 1623'e kadar sürdü. Toplam hükümdarlık süresi kısa olmakla birlikte tahta çıkışı, Osmanlı hanedanında veraset anlayışının değişmesi bakımından önemli bir dönüm noktası oluşturdu.
I. Mustafa'nın çocukluğu ve şehzadelik yılları nasıl geçti?
I. Mustafa, babası III. Mehmed'in Saruhan sancak beyi olarak bulunduğu Manisa'da dünyaya geldi. Annesinin Abaza kökenli olduğu belirtilmekle birlikte adı kesin olarak bilinmemektedir. III. Mehmed'in 1595'te tahta çıkması üzerine diğer hanedan üyeleriyle birlikte İstanbul'a getirildi ve temel eğitimini saray çevresinde aldı. Babasının saltanatının ardından 1603'te ağabeyi I. Ahmed padişah olduğunda Mustafa, Osmanlı hanedanının hayatta kalan tek erkek üyelerinden biri konumundaydı.
Osmanlı hanedanında XVI. yüzyılın sonlarına kadar taht mücadelelerini önlemek amacıyla kardeş katli uygulanabiliyordu. III. Mehmed'in tahta çıktığında on dokuz kardeşini öldürtmesi büyük tepki yaratmıştı. I. Ahmed ise kardeşi Mustafa'yı öldürtmedi. Ahmed'in başlangıçta erkek çocuğunun bulunmaması, hanedanın devamının Mustafa'ya bağlı olabileceği düşüncesini güçlendirdi. Daha sonraki yıllarda I. Ahmed'in oğulları dünyaya gelmesine rağmen Mustafa hayatta bırakıldı ve sarayda sıkı gözetim altında yaşamayı sürdürdü.
Dönemin Osmanlı tarihçileri ve yabancı diplomatik raporları, uzun süre kapalı ve güvensiz bir ortamda yaşamasının Mustafa'nın ruhsal durumunu ağırlaştırdığını aktarır. Modern tıbbi ölçütlerle geriye dönük kesin bir teşhis koymak mümkün değildir; ancak çağdaş kaynakların büyük bölümü onun devlet yönetimini sürdürebilecek durumda olmadığı görüşünde birleşir. Saraydaki ölüm korkusu, tecrit hayatı ve taht mücadeleleri kişiliği üzerinde etkili olmuş görünmektedir.
I. Mustafa neden Osmanlı tahtına çıkarıldı?

I. Ahmed'in 22 Kasım 1617'de ölümü üzerine Osmanlı yönetimi alışılmış veraset uygulamasından farklı bir tercihle karşı karşıya kaldı. Ahmed'in oğlu Şehzade Osman hayattaydı ancak henüz gençti. Şeyhülislam Hocazade Esad Efendi, Sofu Mehmed Paşa ve diğer devlet ileri gelenlerinin değerlendirmeleri sonucunda hanedanın en yaşlı erkek üyesi olan Mustafa'nın tahta çıkarılmasına karar verildi. Böylece Osmanlı tarihinde ilk kez bir padişahın ardından oğlu yerine yetişkin kardeşi hükümdar oldu.
Bu tercih, ilerleyen yıllarda hanedanın en yaşlı ve uygun erkek üyesinin tahta çıkmasını esas alan ekberiyet anlayışının güçlenmesine giden süreçte önemli bir kırılma olarak değerlendirilir. I. Mustafa'nın tahta çıkmasıyla padişahlığın mutlaka babadan oğula geçmesi şeklindeki fiilî düzen bozuldu. Bununla birlikte XVII. yüzyılın ilk yarısında veraset hâlâ saray, ulema, asker ve hanedan içindeki güç dengelerine bağlıydı; Mustafa'nın hükümdarlığı bu değişimin henüz tam olarak kurumsallaşmadığı bir dönemde gerçekleşti.
İlk saltanatı neden yalnızca 96 gün sürdü?
I. Mustafa 22 Kasım 1617'de tahta çıktı ve birkaç gün sonra Eyüp'te kılıç kuşanma töreni gerçekleştirildi. İlk saltanatındaki doğrudan devlet icraatları hakkında kaynaklarda sınırlı bilgi vardır. Topçular Kâtibi Abdülkadir Efendi, Mustafa'nın Tophane ve Tersane'yi gezdiğini, silah ve toplarla ilgilendiğini, gemileri incelediğini, ulema, tekke şeyhleri ve yoksullara ihsanlarda bulunduğunu aktarır. Buna karşılık başka tarihçiler, davranışlarının giderek düzensizleştiğini ve devlet işlerinin yürütülmesinde ciddi sorunlar yaşandığını kaydeder.
Peçuylu İbrahim ve Kâtib Çelebi gibi Osmanlı tarihçileri, Mustafa'nın zaman zaman saray gelenekleriyle bağdaşmayan davranışlar sergilediğini; çevresindekilere para dağıttığını, denize altın attığını ve divandaki devlet adamlarına alışılmadık biçimde müdahale ettiğini yazar. Devlet erkânı, hükümdarın yönetim görevini sürdüremeyeceği kanaatine varınca Şeyhülislam Esad Efendi'nin de içinde bulunduğu bir süreç sonunda Mustafa 26 Şubat 1618'de tahttan indirildi. Yerine I. Ahmed'in oğlu II. Osman geçti ve Mustafa yeniden sarayda gözetim altında tutuldu.
I. Mustafa ikinci kez nasıl padişah oldu?

II. Osman'ın saltanatında yeniçeri teşkilatıyla saray arasındaki gerilim giderek büyüdü. Hotin Seferi'nin ardından padişahın askerî ve idarî düzenlemeler yapmak istemesi muhalefeti artırdı. Mayıs 1622'de İstanbul'da başlayan askerî ayaklanmada II. Osman tahttan indirildi. İsyancılar sarayda kapalı tutulan I. Mustafa'yı bulunduğu yerden çıkararak yeniden hükümdar ilan etti. II. Osman kısa süre sonra Kara Davud Paşa'nın etkili olduğu süreçte Yedikule'de öldürüldü. Bir Osmanlı padişahının isyan sonucunda öldürülmesi devlet düzeninde ağır bir siyasi kriz yarattı.
I. Mustafa'nın ikinci saltanatında yönetim büyük ölçüde annesi, saray çevresi, sadrazamlar ve askerî gruplar arasındaki mücadelelerin etkisi altında kaldı. Kara Davud Paşa'nın ardından Mere Hüseyin Paşa, Gürcü Mehmed Paşa ve başka devlet adamları arasında sert iktidar mücadeleleri yaşandı. II. Osman'ın öldürülmesinden sorumlu olanların cezalandırılması talebi İstanbul'daki askerî ve siyasi gerilimi daha da artırdı. Erzurum Beylerbeyi Abaza Mehmed Paşa da II. Osman'ın kanını dava ettiğini söyleyerek ayaklandı ve Anadolu'daki karışıklıklar merkezî yönetim üzerindeki baskıyı büyüttü.
Mustafa'nın ikinci saltanatında bazı çevreler onun davranışlarını dinî ve tasavvufî yorumlarla açıklamaya çalıştı. Hüseyin Tûgî gibi dönemin yazarları onun için zaman zaman “padişah-ı veli” ifadesini kullandı. Mustafa'nın sessizliği, olağan dışı davranışları veya törenlerdeki tutumu bazı vaiz ve tarikat çevrelerince keramet olarak yorumlandı. Ancak bu anlatılar aynı zamanda siyasi iktidarını meşrulaştırma çabalarının bir parçasıydı ve devlet yönetimindeki fiilî yetersizlik tartışmalarını ortadan kaldırmadı.
Fatih Camii olayları ve tahttan indirilmesi nasıl gelişti?
1623'e gelindiğinde merkezdeki siyasi mücadeleler daha da şiddetlendi. Veziriazam Mere Hüseyin Paşa'nın uygulamalarına karşı çıkan ulema ve din adamları Fatih Camii'nde toplandı. Sarayın toplantının dağıtılmasını istemesi üzerine gönderilen askerlerin müdahalesinde, kaynaklara göre toplantıyla doğrudan ilgisi bulunmayanların da aralarında olduğu çok sayıda kişi öldürüldü. Olay, hükümet ile ulema arasındaki gerilimi büyüttü ve I. Mustafa'nın yönetiminin sürdürülemeyeceği düşüncesini güçlendirdi.

Sadrazam Kemankeş Ali Paşa, Şeyhülislam Zekeriyyazade Yahya Efendi ve diğer devlet ileri gelenlerinin görüşmeleri sonucunda Mustafa'nın tahttan indirilmesi konusunda uzlaşmaya varıldı. Askerî grupların da yeni bir cülus bahşişi talep etmemeleri şartıyla değişime razı edilmesinin ardından I. Mustafa 10 Eylül 1623'te ikinci kez tahttan indirildi. Yerine henüz 11 yaşında olan yeğeni, I. Ahmed ile Kösem Sultan'ın oğlu IV. Murad geçirildi. Böylece I. Mustafa'nın ikinci saltanatı yaklaşık bir yıl üç ay sonra sona erdi.
I. Mustafa'nın son yılları ve Osmanlı tarihindeki yeri nedir?
I. Mustafa tahttan indirildikten sonra yaklaşık 15 yıl daha Topkapı Sarayı'nda kapalı bir hayat yaşadı. Bu dönemine ilişkin bilgiler oldukça sınırlıdır. 20 Ocak 1639'da İstanbul'da öldü. Bazı geç dönem rivayetlerinde IV. Murad'ın ölümünde rol oynadığı ileri sürülse de çağdaş tarihçilerden bazıları onun doğal sebeplerle öldüğünü kaydeder; bu nedenle öldürüldüğü iddiası kesinleşmiş bir tarihsel bilgi olarak kabul edilmez. Naaşı Ayasofya'nın yanında, Bizans döneminde vaftizhane olarak kullanılan ve daha sonra türbeye dönüştürülen yapıya defnedildi.
I. Mustafa'nın bilinen bir çocuğu olmadığı gibi adına bağlanan önemli bir mimari hayrat da bulunmamaktadır. Tarihteki esas önemi büyük askerî seferler veya imar faaliyetlerinden değil, iki kez tahta çıkarılması ve Osmanlı veraset sistemindeki dönüşümün simge isimlerinden biri olmasından kaynaklanır. Onun döneminde hükümdarlık makamının saray bürokrasisi, ulema, valide sultan, yeniçeriler ve diğer güç odakları arasındaki mücadelelerden ne ölçüde etkilenebildiği açık biçimde görüldü. I. Mustafa'nın kısa ve çalkantılı iki saltanatı, II. Osman'ın öldürülmesi ve IV. Murad'ın tahta çıkışıyla birlikte XVII. yüzyıl Osmanlı siyasi tarihinin en kritik geçiş dönemlerinden birinin merkezinde yer aldı.
