Asıl adı Tahsin Tarık Üregül olan Tarık Akan, 13 Ekim 1949’da İstanbul’da doğdu; 16 Eylül 2016’da yine İstanbul’da hayatını kaybetti. Oyuncu, yapımcı, senarist, yazar ve toplumsal çalışmalarıyla tanınan Akan, 1970’lerin popüler Yeşilçam yıldızlarından biri olarak başladığı kariyerini zamanla toplumsal ve politik filmlere taşıdı. Romantik komedilerden işçi hareketlerini, göçü, yoksulluğu, siyasal baskıları ve toplumsal çatışmaları ele alan yapımlara uzanan filmografisi, Türk sinemasındaki değişimin de önemli örneklerinden biri oldu.
Tarık Akan’ın çocukluğu ve eğitim hayatı nasıldı?
Tarık Akan, bir abla ve bir ağabeyin ardından ailenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Yaşar Üregül’ün subay olması nedeniyle çocukluğunun bir bölümünü Erzurum ve Kayseri’de geçirdi. İlköğrenimini Kayseri’de tamamladıktan sonra ailesinin İstanbul’a dönmesiyle Bakırköy’e yerleşti; ortaokul ve lise eğitimini burada sürdürdü. Üniversite yıllarında Yıldız Teknik Üniversitesi’nde makine mühendisliği eğitimi aldı, daha sonra Gazetecilik Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. Sinemaya girmeden önce Bakırköy sahillerinde cankurtaranlık yaptığı ve işportacılıkla çalıştığı dönemler de oldu.
Akan’ın yaşamında Bakırköy yalnızca gençlik yıllarını geçirdiği yer değil, ilerleyen dönemlerde eğitim alanındaki çalışmalarının da merkezi oldu. 1991’de Bakırköy’deki Taş Mektep adlı özel okulun ortaklarından biri oldu. Sanat hayatının yanı sıra eğitim ve kültür kurumlarıyla bağını sürdüren Akan, Aziz Nesin’in 1995’teki ölümünün ardından Nesin Vakfı’nın yönetiminde de görev üstlendi. Böylece sinemadaki çalışmalarının yanında çocukların eğitimi ve kültürel faaliyetlerle de ilgilendi.
Tarık Akan sinema kariyerine nasıl başladı?
Tarık Akan’ın profesyonel sanat hayatının dönüm noktası, 1970 yılında Ses dergisinin düzenlediği Sinema Artist Yarışması’nda birinci olmasıydı. Yarışmanın ardından 1971 yapımı Solan Bir Yaprak Gibi filmiyle sinemaya adım attı. 1972’de rol aldığı Suçlu, kariyerindeki ilk büyük oyunculuk ödülünü getirdi; Akan bu filmdeki performansıyla 1973 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu seçildi. Ardından dönemin yoğun Yeşilçam üretim sistemi içinde art arda filmlerde rol almaya başladı.
1970’lerin ilk yarısında Tarık Akan’ın sinemadaki imajı büyük ölçüde genç, romantik ve enerjik erkek karakterler üzerinden şekillendi. Sev Kardeşim, Canım Kardeşim, Mavi Boncuk, Ah Nerede ve Delisin gibi yapımlar bu dönemin öne çıkan filmleri arasında yer aldı. Özellikle 1973 tarihli Canım Kardeşim, dramatik anlatımıyla Akan’ın yalnızca romantik komedi rollerinde değil, daha ağır karakterlerde de etkili olabileceğini gösteren erken örneklerden biri oldu. Münir Özkul, Halit Akçatepe, Gülşen Bubikoğlu ve dönemin başka önemli oyuncularıyla çok sayıda yapımda kamera karşısına geçti. Daha önce yaşamı ve kariyerini aktardığımız Adile Naşit de Tarık Akan’ın aynı dönemde birlikte çalıştığı Yeşilçam’ın önemli isimleri arasında yer aldı. Kemal Sunal’ın hayatını anlattığımız haberimizde de yer verdiğimiz gibi, iki oyuncu 1970’lerin Yeşilçam sinemasının unutulmaz kadrolarında bir araya geldi.
Ertem Eğilmez’in yönettiği ve Rıfat Ilgaz’ın eserinden sinemaya uyarlanan Hababam Sınıfı, Tarık Akan’ın geniş kitleler tarafından tanınmasında özel bir yere sahip oldu. Filmde canlandırdığı “Damat Ferit” karakteri, sanatçının Yeşilçam’daki en tanınmış rollerinden birine dönüştü. Akan, 1975’te Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı filminde de aynı karakterle seyirci karşısına çıktı. Aynı dönemde Gülşen Bubikoğlu ile başrolünü paylaştığı Ah Nerede de Türk romantik komedi sinemasının kalıcı yapımları arasına girdi.
Tarık Akan’ın sinemasındaki dönüşüm nasıl gerçekleşti?
1970’lerin ikinci yarısından itibaren Tarık Akan, kendisini geniş kitlelere tanıtan “jön” imajından bilinçli biçimde uzaklaşarak daha gerçekçi ve toplumsal içerikli filmlere yöneldi. Yavuz Özkan’ın yönettiği 1978 yapımı Maden, bu dönüşümün önemli yapımlarından biri oldu. Cüneyt Arkın’la başrolü paylaştığı filmde maden işçilerinin çalışma koşulları ve örgütlenme mücadelesi anlatıldı. Akan, filmdeki performansıyla 1978 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı; Maden de festivalde En İyi Film seçildi.
Aynı dönemin en önemli yapımlarından Sürü, Yılmaz Güney’in senaryosunu yazdığı ve Zeki Ökten’in yönettiği bir filmdi. Tarık Akan; Melike Demirağ ve Tuncel Kurtiz’le birlikte rol aldığı yapımda, geleneksel yapı, yoksulluk, göç ve aile çatışmalarının merkezindeki karakterlerden birini canlandırdı. Film yalnız Türkiye’de değil uluslararası festivallerde de önemli başarı elde etti ve 1979 Locarno Uluslararası Film Festivali’nde Altın Leopar kazandı. Akan’ın bu yıllardaki tercihleri, oyunculuk kariyerinin eğlence sinemasından sosyal gerçekçi sinemaya doğru belirgin biçimde yöneldiğini gösterdi.
Bu değişimin uluslararası ölçekte en çok bilinen sonucu ise Yol oldu. Hikâyesi ve senaryosu Yılmaz Güney’e ait olan, Şerif Gören ve Yılmaz Güney imzasını taşıyan filmde Tarık Akan başrollerden birini üstlendi. Türkiye’nin 12 Eylül dönemi atmosferi içinde mahkûmların izin sırasında yaşadıklarını merkezine alan yapım, 1982 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye layık görüldü. Tarık Akan da Cannes’da En İyi Erkek Oyuncu ödülü için aday gösterildi. Film, hem Türk sinemasının uluslararası görünürlüğünde hem de Akan’ın kariyerinde belirleyici bir dönüm noktası oldu.
Tarık Akan hangi filmleri ve ödülleriyle öne çıktı?
Akan’ın toplumsal içerikli sinemaya yönelişi 1980’ler ve 1990’larda da devam etti. Adak, Pehlivan, Üçüncü Göz ve Yusuf Kurçenli’nin yönettiği Karartma Geceleri bu dönemin önemli yapımları arasındaydı. Pehlivan ile 1984’te, Üçüncü Göz ile 1989’da ve Karartma Geceleri ile 1990’da Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazandı. Festival kayıtlarında Karartma Geceleri’nin ayrıca En İyi İkinci Film seçildiği ve Yusuf Kurçenli’nin En İyi Yönetmen ödülünü aldığı görülüyor.
Tarık Akan, kariyeri boyunca yedi kez Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülüne ulaşarak festival tarihinin bu kategoride en çok ödül kazanan erkek oyuncusu oldu. Ödüllerini 1973’te Suçlu, 1978’de Maden, 1980’de Adak ve Sürü, 1984’te Pehlivan, 1989’da Üçüncü Göz, 1990’da Karartma Geceleri ve 2003’te Gülüm ile elde etti. 1996’da Altın Portakal Yaşam Boyu Onur Ödülü’ne, 2006’da Sinema Yazarları Derneği Onur Ödülü’ne ve 2007’de Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği Sinema Emek Ödülü’ne değer görüldü.
Sanatçı ilerleyen yıllarda sinema ve televizyon çalışmalarını sürdürdü. Yolcu, Vizontele Tuuba ve Deli Deli Olma gibi filmlerin yanı sıra Koçum Benim dizisinde de rol aldı. 2009 tarihli Deli Deli Olma’da Şerif Sezer’le yeniden kamera karşısına geçmesi, iki oyuncunun Yol’dan yaklaşık üç on yıl sonra yeniden aynı yapımda buluşması nedeniyle sinema izleyicileri açısından ayrıca önem taşıdı. Filmografisi romantik komediden melodrama, toplumsal gerçekçilikten televizyon yapımlarına kadar geniş bir tür çeşitliliği gösterdi.
Tarık Akan’ın 12 Eylül dönemi ve son yılları nasıldı?
Tarık Akan’ın yaşamı 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasındaki siyasi ortamdan da etkilendi. 1981’de Almanya’da yaptığı bir konuşmanın ardından Türkiye’ye döndüğünde tutuklandı ve hakkında 12 yıl hapis istemiyle dava açıldı. Yaklaşık iki buçuk ay hücrede kaldıktan sonra beraat etti. Yaşadığı tutukluluk sürecini, sorguları ve darbe dönemine ilişkin tanıklıklarını 2002’de yayımlanan Anne Kafamda Bit Var adlı kitabında anlattı. Eser, Akan’ın oyunculuğunun dışında yakın Türkiye tarihine ilişkin kişisel tanıklığını aktardığı önemli çalışmalarından biri oldu.
Akan, kamera önündeki çalışmalarının yanında belgesel projeleriyle de ilgilendi. Kültürel miras, arkeoloji ve tarih temalı çeşitli belgesel çalışmalarında yönetmenlik, yapım ve seslendirme görevleri üstlendi. Antika Talanı, Taşların Sırrı, Anadolu’da Romalıların Ayak İzleri, Afrodisias ve Perge’nin Lahitleri gibi çalışmalar, sanatçının sinema dışındaki kültürel üretim alanlarını da genişletti.
1986’da Yasemin Erkut ile evlenen Tarık Akan’ın Barış Zeki, Yaşar Özgür ve Özlem adlı üç çocuğu oldu. Yaşamının ilerleyen dönemlerinde Bakırköy’deki eğitim çalışmaları, Nesin Vakfı ile ilişkisi ve kültür-sanat faaliyetleriyle kamuoyunun karşısına çıkmayı sürdürdü. Sinemada ise erken dönemindeki popüler yıldız imajıyla sonraki yıllardaki politik ve toplumsal rolleri aynı kariyerde birleştiren ender oyunculardan biri olarak anıldı.
Akciğer kanseri tedavisi gören Tarık Akan, 16 Eylül 2016’da İstanbul’da 66 yaşında hayatını kaybetti. Ardında yüzü aşkın sinema filmi, televizyon çalışmaları, belgeseller, bir kitap ve çok sayıda ödül bıraktı. Yeşilçam’ın yüksek üretimli 1970’lerinden 1980 sonrasının toplumsal ve politik sinemasına uzanan kariyeri; yalnızca popülerliğiyle değil, zaman içinde değiştirdiği oyunculuk tercihleri ve Maden, Sürü, Yol ve Karartma Geceleri gibi filmlerdeki performanslarıyla Türk sinema tarihinin önemli bölümlerinden biri olarak değerlendirilmektedir.
