Antalya ve Alanya’yı da ilgilendiren balıklarda mikroplastik tartışmasında, Marmara araştırması 374 balığın 147’sinde plastik saptadı. Bulgular yerel tezgâhları kapsamıyor.
Karadeniz ve Marmara’da yapılan bilimsel çalışmalar, bazı balık türlerinde mikroplastik bulunduğunu ortaya koyuyor. Ancak araştırmanın yapıldığı bölge, incelenen balık sayısı ve parçacıkların bulunduğu organlar, sonuçların değerlendirilmesinde belirleyici. Bir türde plastik saptanması, o türün bütün bireylerinde veya satıştaki bütün ürünlerde aynı bulgunun bulunduğunu göstermiyor.
MARMARA’DA TÜM TÜRLERDE BULUNDU, HER BALIKTA BULUNMADI
Akdeniz Üniversitesi’nin akademik kayıt sisteminde de yer alan, 2023 yılında Chemosphere dergisinde yayımlanan İzmit Körfezi araştırmasında 12 balık türünden 374 birey incelendi. Araştırmacılar, 147 balığın sindirim kanalında plastik belirledi; bu sayı örneklerin yaklaşık yüzde 39’una karşılık geliyor.
İstavrit, kefal, mezgit ve barbunun da bulunduğu araştırmada, incelenen türlerin her birinde plastik taşıyan bireyler vardı. Dolayısıyla “bütün türlerde tespit edildi” sonucu, “incelenen balıkların tamamında tespit edildi” şeklinde aktarılamıyor. Bulunan plastiklerin yüzde 95,5’i mikroplastik, yüzde 4,5’i ise daha büyük boyutlu mezoplastik olarak sınıflandırıldı.
KARADENİZ’DE HAMSİ İÇİN YAYIMLANMIŞ VERİ VAR
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi araştırmacıları Ahmet Raif Eryaşar, Kenan Gedik ve Tanju Mutlu’nun 2022’de Marine Pollution Bulletin dergisinde yayımlanan çalışmasında hamsi, mezgit ve barbun türlerinden toplam 371 balık incelendi. Örneklerin toplamında 95 mikroplastik parçacığı bulundu. Balık başına ortalama parçacık sayısı hamside 0,15, mezgitte 0,28 ve barbunda 0,40 olarak bildirildi.
Bu iki araştırmanın örneklem ve ölçüm kapsamları farklı olduğundan rakamlar doğrudan bir kirlilik sıralaması oluşturmuyor. Ayrıca Karadeniz çalışmasının bu örnekleminde palamut bulunmuyor; sonuçlar palamut için veri olarak kullanılamıyor.
ANTALYA VE ALANYA’DAKİ TÜKETİCİ AÇISINDAN SINIR NE
Burada aktarılan araştırmalar, Antalya ve Alanya’daki balık tezgâhlarından alınmış örneklere dayanmıyor. Bu nedenle yerelde satılan hamsi, palamut veya istavritin tamamında mikroplastik bulunduğu sonucuna ulaşılamaz. İzmit Körfezi çalışmasının sindirim kanalındaki plastikleri ölçmesi de yenilen balık etindeki miktarın aynı olduğunu göstermiyor.
EFSA’NIN GÜNCEL DEĞERLENDİRMESİ BELİRSİZLİKLERE İŞARET EDİYOR
Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) 17 Nisan 2026’da güncellediği bilgi sayfasına göre, beslenme yoluyla mikroplastiklere maruz kalma düzeyleri ve olası sağlık etkileri hakkındaki bilgi hâlâ sınırlı. Kurum, gıdalardaki mikroplastik ve nanoplastikler için kapsamlı risk değerlendirmesini henüz tamamlamadığını belirtiyor.
EFSA’nın yeni bilimsel görüşünü 2027 sonuna kadar tamamlaması planlanıyor. Mevcut bulgular denizlerde plastik kirliliğini belgeliyor; tek başına belirli bir balığı tüketmenin hangi hastalığa yol açacağını veya kişisel riskin büyüklüğünü ortaya koymuyor.










